Yazı Hakkında

Başlık:Hangi Yaşar Kemal? (2)
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:27 Ağustos 1997, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Hangi Yaşar Kemal? (?)

Yazmak istemediğiniz, ama yazmaktan da kaçınamadınız yazılar vardır. Bugünkü de onlardan birisi.

Yaşar Kemal, büyük romancı… Sevecen. Sevimli.

Ama giderek bir kişilik bölünmesi tehlikesiyle karşı
karşıya. Sevenlerine zaman zaman acı veriyor.

Geçenlerde Der Spiegel dergisi ile söyleşisinde şöyle demiş:

“70 yıldır Anadolu’daki kültürleri yok etmeye çalışıyoruz.”

Yani Atatürk’ten beri… Yani Osmanlı’dan sonra…

Şu sözleri bana daha birkaç yıl önce söyleyen acaba başka bir Yaşar Kemal mıydı:

“-Anadolu insanı üç kişisiyle övünmek. Atatürk’ü
ile İsmail Hakkı Tonguç’u ile Nâzım Hikmeti ile..
Anadolu ‘nun yemden kendi Özüne dönmesi. Mustafa Kemal’in devrimiyle olmuştur.”

Atatürk’ün bu topraklar üzerinde bin yılda oluşmuş
olan bir kültür ortaklığını kurumsallaştırmaya çalıştığı
doğru. Yirmi etnik kökenden gelen Anadolu insanından çağdaş bir ulus yaratmaya çalıştığı da.

Ve bu ulusu  kültür ortaklığının üzerine oturttuğu
da…

Ama Anadolu kültürlerini yok etmek istediği doğru

değil.

Fransızların ünlü Le Moride gazetesi bile başyazısında ne demişti:

“Kemalizm, bir etnik grubun diğer etnik gruplar üzerinde bir baskı aracı değildir. Laik ve cumhuriyetçi bir bütünleşme idealidir. “

Bu köşede birçok kez yazıldı: Tifo Yugoslavya’nın
bütünlüğünü, etnik grupların kurumlaşmasına bağlamıştı. Yani farklılıkları kurumsallaştırmıştı Trio öldü.
Yugoslavya kan içinde boğuldu. Paramparça oldu.

Atatürk ise benzerlikleri kurumsallaştırdı.. Öldü. Yolundan sapıldı. Aymazlıklar, hıyanetler yaşandı, içeriden dışarıdan onca çaba sarf edildi. Türkiye hâlâ ayakta ve bütünlüğünü koruyor.

Anadolu insanını -kendisini yabancılaştıran- bir
Arap- Acem kültürünün istilasından kim kurtardı?Fuzuli’nin dilini kitaplara bırakıp, Yunus Emre’nin dilini
kim devrimin bayrağı yaptı?

Anadolu’nun Türkler öncesine bile sahip çıkan, Hitit’lerin mirasçılığına soyunan bir Atatürk mü Anadolu
kültürlerini öldürdü?

*♦*

Yıl 1992.

Life dergisi, dünyanın ünlü isimlerinden birer yazı
içeren bir kitap yayımlıyor; “More Reflexions on the
Meaning of Life ” Her yazanın adının altında da tek satırlık bir tanıtma yer alıyor. Yaşar Kemal’le ilgili olanı
şöyle:

“Kürt kökenli, Türkiye’nin en önde gelen romancılarından. ”

Ve Yaşar Kemal, Life’ın Türkiye temsilcisi M. Ali Kışlalı’ya teşekkür ederken ufak bir serzenişte bulunuyor:

– Ne gerek vardı, “Kürt kökenli” diye yazmaya?..
Yıl 1995.

Yaşar Kemal’in Der Spıegel’de şu satırları yayınlanıyor:

“Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu 29 Ekim 1923 tarihinden bu yana, kendi içindeki insanlara baskı ve
vahşet uygulayan bir sistem yarattı. TC, Anadolu halkları üzerinde bir tiranlık kurdu. ”

Yıl 1996.

Yaşar Kemal’e İsveç’te bir gazeteci soruyor:

– Bir Kürt yazarı olarak Türkiye’nin Güneydoğu’sunda olanlardan rahatsız değil misiniz?

Yanıt çok kısa ve çok net:

– Ben bir Kürt yazarı değilim; Kürt asıllı bir Türk yazarıyım!

***

1995 Ocak ayında bu köşede çıkan bir yazının başlığı “Hangi Yaşar Kemal?” idi. Bugünkü yazının başlığı da “Hangi Yaşar Kemal (2)” üçüncüyü,dördüncüyü yazmak istemiyorum.

Hangi Yaşar Kemal?

“Yeterince cesaretim olsa, ince Memed’in destanı
gibi Mustafa Kemal’in de destanını yazmak isterdim;
ama başaramamaktan korkuyorum” diyen mi? Yoksa
“70 yıllık’’ bir cinayetten ve tiranlıktan söz eden Yaşar
Kemal mi?

İkisi aynı bedene sığamayacağına göre; hangisi?

Ben birinciyi seviyorum. İkinciye sağduyu diliyorum.

Ve de Yaşar Kemal’in ruhunun derinliklerindeki bu
kişilik çatışmasının sona ermesini de…

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: