Yazı Hakkında

Başlık:Hani Cezayir Olacaktık
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:27 Şubat 1998, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ
AHMET TANER KIŞLALI

Hani Cezayir Olacaktık

Tahmin edin şu sözler kime ait: “İdeolojik partilerin de ideolojik devletlerin modası geçmiştir. Artık bireysel özgürlükler dönemidir. İnanç ve fikir hareketi değil, sivil kitle hareketi olmak önemlidir.”

Şunlar:

“Biz ve bütün ötekiler diyerek bir ayrım yaratmak kimseye yarar getirmez. Bu anlayışla hareket edilirse, birileri de yüzde 20 ve yüzde 80’den söz etmeye başlar. Partinin içindeki yüzde 3’lük bir marjinal grup, partinin genel görüntüsünü oluşturuyordu.”

Ve şunlar:

“Hürriyetçi, demokrat, dünyaya açık bir merkez sağ parti olmalı. Eski insanların yeni laflar edeceği bir parti değil! Yeni insanların yeni laflar edeceği, gerçekten yeni bir parti!”

Kimler söylüyor bunları?

Refah Partisi’nin karşıtları mı? Bizim gibi düşünenler mi?

Hayır! Mukadder Başeğmez gibi, Bülent Arınç gibi, kapatılan partinin milletvekilleri söylüyor. Ve eğer “yeni oluşum” bu çizgiyi temsil etmezse, bir bölünmenin kaçınılmazlaşacağını hemen herkes kabul ediyor.

★★★

Bakıyorum da… Basının bazı “yüksek tirajlı” yorumcuları, daha bir-iki ay önce yazdıklarını unutmuşlar. “Sakın ha! Refah’ı sakın kapatmayın, Cezayir’e döneriz!” diye yırtınanlar sanki başkalarıydı.

Onları ciddiye alan bazı yabancı yayın organları da şimdi hayıflanıp duruyorlardır:

– Acaba Türkiye’de Cezayir’leşme niçin gecikti? Yarın mı başlayacaklar, öbürsü gün mü?

Tıpkı numaracı cumhuriyetçilerin birer birer iflas eden savları gibi.. Gelişmeler bir kez daha bizi haklı çıkarıyor.. Ne demiştik:

– Kapatılması hem RP’ye yarayacaktır hem de demokrasimize!.. RP’nin temsil ettiği hareket, demokrasi ile bağdaşmayan sivrilerden ve sivriliklerden arınacaktır. RP’nin yerini alacak olan parti ya da partiler, demokrasi ve laiklik ilkelerine daha saygılı olmak gereğini duyacaklardır.

Ne Türkiye Cezayir’e benziyor.. ne de Refah Partisi FIS’e..

“Türkiye’de Humeyni olmaz, ancak Erbakan olur!” diye yazalı ancak birkaç yıl oldu. Ama yarının Türkiyesi’nde Erbakan da olmayacak. Ya kendisi değişecek ya da -büyük olasılıkla- yerini başkaları alacak.

★★★

Neymiş de, “Demokrasilerde parti kapatılmaz”mış.

Yanlış!

Demokrasilerde, “demokrasinin kurallarına uyan” partiler kapatılmaz!.. Yani demokrasiyi yıkmayı hedeflemeyen partiler..

Belleği zayıf olanlar, Emin Çölaşan’ın son kitabını mutlaka okumalılar: “Ah Refah, Vah Refah”..
Refahlıların kendileri de okumalılar. Ve unutmamalılar!

Geçmiş bilinmeden “bugün” anlaşılamaz.. “Yarın” da doğrular üzerine kurulamaz.

Fransa’da ırkçı Le Pen’in partisi, yüzde 10’un çok üzerinde oyla ancak tek milletvekili çıkarabilmişti. Bağımsız yargı geçenlerde o milletvekilliğini de iptal etti.

Niçin? Seçim harcamalarında yasal sınırları aştığı için!

Aynı kuralı Türkiye’de uygulasanız.. Bugün Fazilet Partisi’nin kanatları altına sığınma yarışında olan, eski RP’li milletvekillerinin tümünün birden TBMM dışı kalması gerekmez miydi?

Kapı kapı zahire, kap kacak, para dağıtarak.. Kuran üzerine yemin ettirerek.. önemli bir kısmı yurtdışından, şeriatçı dış güçlerden gelme kaynakları kullanarak.. oy toplamak hangi demokrasinin kurallarında var?

Elbette ki, demokrasi farklılıkların kabulüdür.. Ama bunun önkoşulu, farklı olanın da demokrasiyi kabul etmesidir!

Elbette ki, demokrasi dışlamadığı güçleri ehlileştirir.. Ama bunun önkoşulu, o güçlerin de demokrasiyi ehlileştirmesine (yani yozlaştırmasına) izin verilmemesidir!

Vahşi atın ehlileşmesinin önkoşulu.. seyisin, atın kaprislerine boyun eğmemesi değil midir?

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın