Yazı Hakkında

Başlık:Hitler’den Sevgilerle!..
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:27 Ağustos 1999, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Hitler’den Sevgilerle!..

Su köşede, “Hangi MHP?” diye soralı daha bir ay bile olmadı.

Devlet Bahçeli‘nin sergilemek için çaba gösterdiği MHP mi? Ilımlı, demokrat, milliyetçi, ama ırkçı olmayan…

Yoksa Erciyes doruklarındaki kurultayda kapış kapış Hitler‘in “Kavgam”ını satın alanların… Çatlı’ ara kahraman olarak bakanların MHP’si mi?

Yanıt çok çabuk geldi.

Önce MHP’nin soyadı Durmuş olan, ama durmadan konuşan bakanından… Sonra da, insanımıza “küfür’ gibi gelen, en abuk sabuk sözleri bile kabullenen, ulusça utandığımız bir bakana “sonuna kadar” arka çıkan. MHP’nin Sayın Genel Başkanı’ndan.

Anladık ki, iki MHP yok, tek MHP varmış!

İnsanların rengine, dinine, ulusuna, ırkına göre ayıran. Kendinden olmayan herkese “düşman” diye bakan Hitler’in alnından öpeceği kişilere sahip çıkan, hatta onları kahramanlaştıran bir MHP.

Tek bir MHP!

★ ★★

Bay Durmuş’u görevinden almış bir Bahçeli büyürdü. Güven uyandırır, gerçek bir önder olduğunu gösterirdi.

Bay Durmuş’ u içinden atmış bir hükümet rahatlardı.

Bay Durmuş kamburundan kurtulmuş bir Türkiye. dünyada saygınlık kazanırdı. Halkın tepkilerine duyarsız kalmayan, gelişmiş bir demokrasi olma yolunda önemli aşamalar yaptığını kanıtlardı. Toplumun doğasında ilkelliğe ve vahşiliğe yer bulunmadığının altını çizmiş olurdu.

Ne yazık ki. olmadı.

Bahçeli, ilk büyük hatasını yaptı. Ecevit ise çok kritik bir dönemde, bir hükümet bunalımı yaratmanın bedelini göze alamadı.

Alamadı ama… “Sus artık!’’ demek ve bir rezaletin dıştaki etkilerini en aza indirmek için DSP’li bakanlan seferber etmek zorunda kaldı.

★★★

Başbakan dayanamıyor ve MHP’li bakana şöyle diyor:

“- Lütfen sa artık susunuz. Dış dünya ite bağlantılarımızı Dışişleri Bakanlığı yürütüyor Dışişleri, yardımlarla ilgili talep ve teşekkürleri gerekli yerlere diplomatik bir dille iletir.”

Diplomatik ve nazik bir dille söylenmiş olan bu sözler ne anlama gelir?

Oktay Ekşi köşesinde, bu sorunun yanıtını veriyor. Bay Durmuş’un “anlayacağı bir dil”le…

Ekşi’ye göre, Ecevrt şöyle demek istedi:

Bitir…

– “Türkler, o kadar kabadırlar ki, felaket karşısında insani yardım elini uzatanların yüzüne bir tokat atmaları mümkündür. Bunu Türklerin hepsi için söylemek haksızlık oluşturur, ama, Türkün Türkten başka dostu yoktur diyen ilkel, ırkçı bir
zihniyetin sahipleri böyle davranabilirler diye kullanılabilecek bir hata yaptınız.”

İkii…

– “Keşke bakanlık koltuğuna oturmadan önce, size ana dilinizi, yani Türkçeyi ince bir üslupla konuşmayı öğretselerdi, daha iyi olurdu.”

Üüç…

– “Siz bir doktorsunuz. Bir doktorun insani nitelikleri mesleki niteliklerinden önemlidir. Oysa Sizin bu olumlu, aynı zamanda basit ve temel niteliklerden yoksun olduğunuz görülüyor.”

★★★

Depremin ertesi günü TV’deki bir görüntü gözümün önünden hiç gitmiyor.

Yıkıntıların önünde orta yaşlı bir adam. Eşi ve çocukları, o yıkıntıların altında kalmış. Çaresiz ağlıyor, yürekleri paralarcasına.

O yıkıntının başında ağlıyor, izleyenler de ekranlarının başında.

Onun Türk mü, Kürt mü. Çerkez mi, Laz mı, Boşnak mı. Gürcü mü olduğunu bilmeden. ..

Yabancı adam, bir çocuğun ancak ölüsünü çıkarabilmiş beton yığınının altından. Yaşlı baba hem ağlıyor, hem dilini bile bilmediği yabancı kurtarıcıya teşekkür ediyor.

Onun Belçikalı mı,İsrailli mi, Rus mu, Alman mı, Fransız mı olduğunu bilmeden..

Bir yanda, hangi ulustan hangi etnik kesimden olurlarsa olsunlar, insanlar var. öte yanda da, insanları doğdukları yere, yetiştikleri ortama göre ‘iyi ve kötü” olarak sınıflandıran ve kendilerini insan sananlar.

Hitler’in alınlarından öpmek isteyeceği bazı yaratıklar!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: