Yazı Hakkında

Başlık:Hitler’in Kulağı Çınlasın!..
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:2 Haziran 1995, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Hitler’in Kulağı Çınlasın!..

Hitlerci propagandan’ın kökeninde şu düşünce vardı:

Hıristiyanlık güçlü, çünkü iki bin yıldır aynı şeyi yineliyor!

İlke yalın, ama etkili… Bir şeyi ne kadar çok yinelerseniz onu tartışmadan doğru gibi kabul etme eğilimi artar. Hele bir de karşıt düşünceleri duyma olanakları kısılmış ya da yok edilmişse, değme keyfine…

Bu yol, baskı yönetimleri için tutarlıdır. Ama demokrasiler için, kendi kendini yadsımadır!

Çünkü demokrasiler, “doğru”ya ancak karşıt düşüncelerin çarpışmasıyla varılabileceğini varsayarlar. “Yanlış”ın -doğrunun tersi değil- “eksik bir doğru”
olduğuna inanırlar.

Demokrasilerde, tek yanlı oluşturulan bir kamuoyu, belki günü kurtarır. Ama geleceği karartır!

★★★

Türkiye’de, “eski sag”da da “yeni sağ “da da isteri nöbeti henüz geçmedi:

KİT’ler devletin sırtında kamburdur. Her şey, bir an önce özelleştirilmelidir!

“Dinci sağ” buna karşı ve puan topluyor. Sol ise ya şaşkın ördek ya da sesini yeterince duyurabilecek olanaklardan yoksun. Ve madalyonun öteki yüzünü sergilemek görevi, çoğunlukla bürokratlara ve bilim adamlarına kalıyor.

Şu sözler, Çitosan Genel Müdürü Prof. Nevzat Özgüven’e ait:

“Çitosan’ın 25 yılda Hazine’den aldığı para, 1995 fiyatlarıyla 16.8 trilyon iken, buna karşılık bu süre içerisinde devlete net 124 trilyon lira aktarmıştır.”

1991 yılındaki özelleştirmede, hepsi de zararda oldukları için özelleştirme dışı bırakılan 11 çimento fabrikası var. Onlarla ilgili bilgiler, belki daha da önemli vs anlamlı. Bu fabrikaların işletme karları, 1994’te bir yıl öncesine göre 5 katına, 1991 ’e göreyse tam 19 katına çıkmış.

Değişen ne?

Partizanlığın gidip akta bir yönetimin gelmesi.

Peki KİT’leri “arpalık” yapan sağcı iktidarlar değil miydi? 1979’da Ecevit hükümeti KİT’leri siyasal iktidarların etkisinden kurtarmaya çalışırken bunu kimler niçin engellemişti?

Her şeye karşın, Özal dönemine kadar, KİT’lerin ekonomiye yük değil, destek olduğu gerçek değil mi?

Önce zarar etmeleri için her türlü çabayı göster; sonrada “Bunları satmadan ekonomi kurtulmaz!” diye terler tepin… Oyun, her geçen gün biraz daha çirkinleşiyor.

Zeynep Göğüş, daha bir yıl önce, Fransız Alçatel Firmasının eski müdürlerinden birinin şu sözlerini aktarmıştı:

Biz Teletaş’ı öldürmek için aldık. Asya pazarında ayağımıza fazla basıyordu!

★★★

Kemalizmin devletçiliği, sosyalizm ile vahşi kapitalizm arasında üçüncü bir yoldu. Devlet işletmelerinin ise piyasa kurallarına, verimlilik ilkelerine göre
işlemesi öngörülüyordu.

Atatürk, daha 1925’lerden sonraki ilk Sanayi Bankası girişiminde. KİT’lerden söz ederek şöyle demişti:

– Bu sistemin de birtakım sakıncaları var Bunlar bir tüccar gibi çalışmıyorlar. Bir tüccar gibi çalıştırmalıyız, yoksa kısa zamanda bozulurlar!

Atatürk’te, “ekonomik gücü halka yayma ‘ düşüncesi vardı. KİT’lerin kurulmasını, verimli işler duruma gelmesini ve “halk”a devirlerini öngörüyordu. Ama halktan alınan vergilerle oluşturulan bu işletmelerin, yerli ya da yabancı çıkar çevrelerine “peşkeş” çekilmesini öngörmüyordu. Devlet, o yoldan sağlayacağı kaynaklarla, yeni yatırımlar yapacaktı.

Kemalist devlet, hem yatırımcı hem de toplumsal adaletçi idi. O dönemin fabrikalarında okul vardı, hastane vardı, işçilere lojman vardı.

Kemalist devletçilikte toplum yararını gözetme de vardı.. özel kesime destek olmak da vardı.

Ama özel çıkarları, halkın genel çıkarlarının önüne geçirme yoktu.

Hele hele, devletin talan edilmesine göz yummak ya da talana aracı olmak hiç yoktu!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: