Yazı Hakkında

Başlık:İki Soru, İki Yanıt
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:07 Aralık 1997, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

İki Soru, İki yanıt

Hocalığı çok seviyorum.

En güzel yanı da gençlerle iç içe
olmak. Onlarla tartışmak. Nelere
daha çok ilgi duyduklarını, hangi
konulara nasıl yaklaştıklarını görmek.

Karanlıkta, kulaktan kulağa yayılmak istenenlerin neler olduğunu da -en iyi- o ortamda yakalayabiliyorsunuz.

★ ★★

Sınıfta tartışıyorduk.

Kürt sorunu mu demeli, yoksa
Güneydoğu sorunu mu?

Sorun “Kürt kimliği” üzerine yapılan baskılardan mı kaynaklanıyor? Yoksa bölgenin olumsuz koşullarından mı?

Eğer temelde bir kimlik çatışması varsa, bu nerede ortaya çıkar?
Kürt kimliğinin egemen olduğu bir
bölgede mi yoksa azınlıkta kaldığı bir ortamda mı?

Kimlik çatışmasının Şırnak’ta
değil, İstanbul’da olması gerekir.
Çünkü Kürt kimliği İstanbul’da
azınlıktadır. Üstelik de orada, çok
farklı bir “alt kültür”le karşı karşıyadır.

İç Anadolu’da sadece Kürtlerden oluşan yerleşim birimleri var.
Büyük kentlerde ciddi oranlarda
Kürt kökenli yurttaşlarımız yaşıyor.

Niçin sorun orada patlak vermiyor da, Güneydoğu da patlak veriyor?

Güneydoğu’yu terk eden çok
sayıda yurttaşımız. Ankara’ya, İstanbul’a kadar geliyor. Ama burunlarının dibindeki Kuzey Irak’a
gitmiyorlar..

Acaba niçin?

Oysa orada “Kürt yönetimi” var.
“Kürt kimliği”ni taşıyan bir çoğunluk var…

★★★

Ders çıkışı bir öğrencim yanıma
geldi:

– Peki Almanya’da yaşayan
Kürtürlerin PKK hareketine verdiği
desteği nasıl açıklıyorsunuz?

Almanya’da açık bir kültür ve
“kimlik çatışması” var.

Alman toplumu Türkiye’den gelenleri dışlıyor. İçine almaya yanaşmıyor. Ve oradaki yurttaşlarımızı,
bir “tepkisel kimlik “ arayışına itiyor.

Ya Türkçülük (MHP)… ya Kürtçülük (PKK)… ya dincilik (RP vb.)…

Bu üçlü kutuplaşma, giderek “Alevicilik” seçeneğini de gündeme getirdi.

Kimlik çatışması İstanbul’da
yok, ama Almanya’da var… Eğer
böyle bir çatışma İstanbul’da olsaydı, HADEP’in oyları orada yüzde 4’te mi kalırdı?

★★★

Derste Atatürk ve demokrasi
konusunu tartışmıştık.

Somut bilgileri, tarihsel verileri
üst üste koymuştuk. Bu kanıtlar
karşısında verecek yanıt bulamayan bazı “ikinci cumhuriyetçi” gençler, konuyu başka bir hocanın
dersinde gündeme getirmişler.

– Atatürk döneminde parti kapatıldı. Bu Atatürk’ün demokrasiye karşı olduğunu göstermez mi?

Demokrasi, her isteyenin istediğini yapabildiği bir rejim değildir.
Orada da kurallar vardır ve bu kurallara uymayanlar cezalandırılır.
Batı’nın en demokratik ülkelerinde
bile partiler kapatılabiliyor.

Demokrasilerin farkı, partilerin
kapatılma nedenlerinde ortaya çıkar.

Atatürk döneminde kapatılan iki parti, daha mı çok özgürlük istiyordu? Daha çok demokrasi istedikleri için mi kapatıldılar?

Hayır!

Karanlığa geri dönmeyi, demokrasinin -atılmakta olan- temellerini yıkmak istedikleri için kapatıldılar.. Bugün de RP kapatılırsa, aynı nedenden dolayı kapatılmış olacak… Batı’nın birçok ülkesi ve uluslararası insan hakları kuruluşları da, parti kapatmayı, aynı nedenden dolayı “demokrasi dışı” bir davranış saymıyor.

En gelişmiş ülkelerde bile bu gerekçeler geçerli ise… 1920’ler.
1930’lar Türkiyesi’nin koşullarında “bin kez daha” geçerlidir.

Atatürk demokrattı.. Duygularıyla, apaçık düşünceleriyle ve somut eylemleriyle…

★★★

Bir yanda “Kürt kimliği”., öte
yanda “Atatürk kimliği”..

İşte iki soru ve iki yanıt.

Yanıtları biz vermiyoruz, tarih veriyor.. olayların, olguların kendisi veriyor.

Her şey apaçık ortada!.. Görmemek için kör mü olmalı? Yoksa cahil, gafil ya da hain mi?

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın