Yazı Hakkında

Başlık:İki Strateji!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:17 Ocak 1999, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

İki Strateji!

Solda iki görüş yarışıyor.

Birinci görüşe göre; sol birleşmek ya da -en
azından- güçbiriıği yapmak zorundadır!

Çünkü ülkenin bugünkü çıkmazı, özellikte “ılımlı sağ” partilerin aymazlığı sonucu oluşmuştur
Onlann yapılan, yanlışlıktan geri dönüş anlamına gelecek, köklü değişim adımlarını atmaya engeldir.. 28 Şubat, uçurumun kenarından dönüş
noktasıdır. Sağ ise, bu keskin dönüşü sindirmeye şimdilik hazır değildir.

Öyleyse ülkenin çıkarı, solun ağırlık kazanmasını ve öne çıkmasını gerektirmektedir. Bunun tek
yolu, güçleri birleştirmektir!..

İkinci görüşe göre ise; sol, hesabını yaparken,
ülkede azınlıkta olduğunu unutmamak zorundadır!

Soldaki her bütünleşme girişimi, sağı da bütünleşmeye itecektir. Böyle bir gelişim ise cepheleşme eğilimlerini güçlendirecektir. Ve sol amacına ulaşamayacaktır.

Yapılması gereken, solu anahtar konumuna
getirmek; 28 Şubat sürecinden de yararlanarak,
ılımlı sağı yanlıştan dönüş çizgisine zorlamaktır..
Bu yol. hem soJ hem de ülke açısından daha yararlı ve daha akılcıdır..

★★★

İki stratejiden hangisi doğru?

Bir bilge kişinin de dediği gibi; “Yanlış doğrunun tersi değildir, genellikle eksik bir doğrudur!”
İkisinden birisinin tartışmasız doğru, ötekisinin
de kesin yanlış olması gerekmiyor.

Solda bütünleşme ya da en azından güçbiriiği bu köşede hep savunuldu. Hatta bunun için
birde “model” önerildi: Kemalizmi yadsımayan
parti ve sivil toplum örgütlerinin, “ortak bir program” ile kamuoyunun önüne çıkmalarıydı bu
model.

Devleti ve demokrasiyi yeniden çağdaşlık ra
yına oturtacak bir ortak programla.. Kısa, özlü,
ama net bir programla..

Böyle bir hareketin siyasal dengeleri değiştireceği açıktı. Arayış içindeki, geniş ve kararsız
kitle için bir “umut ışığı” olacağı belliydi.

Hiç değilse şimdilik olmadı, olamadı.. Ne Ecevit buna yanaştı, ne de Baykal.

Ama eğer ikinci strateji başarısız olursa, bu yolun onlara karşın açılacağı ve kendi süreci içinde gelişeceği açıktır,

★★★

İkinci stratejiyi Ecevit yürütüyor. Mesut Yılmaz ı
da ikna ettiği bu yolda, şimdilik başanyla yürüyor.

Sokaktaki adam neyin arayışı içinde?

Bir, istikrar… İki, huzur…

Sokaktaki adanı sürekli kavga da istemiyor, iki
günde bir değişen hükümetler de..

Ecevit’in stratejisi -bugünkü ortamda- bu beklentiyi karşılayabilecek “tek seçeneği” sunuyor
Ve seçimlere kadar beklenmedik dalgalanmalar
olmazsa, bu seçeneğin birçok seçmeni etkileyeceği anlaşılıyor.

Birtakım CHP’li kesimin ağzında bile, aynı slogan varı

– Bu seçim için herkes bir özveride bulunmalı; sağcılar oylarını ANAP’ta, solcular DSP’de
toplamalı!

★ ★★

Ecevit’in 61 milletvekili ile “tek başına” hükümet olması önemli bir adımdır. Eğer DSP, seçim sonrasında koalisyonun “büyük ortağı” konumuna gelirse, bu daha da büyük bir adım olur.

Ama tüm bunlar, kendi başına, ikinci stratejinin başarılı olduğu anlamına gelmez!

Hükümet olmak bir amaç değildir, araçtır.

Asıl önemli olan, o aracın nasıl kullanıldığıdır..
Verilmek zorunda kalından ödünler il, Kemalizme yeniden dönüş yolunda atılan adımlar arasındaki farktır..

Önemli olan, kaç adım ileri atabilmek uğruna
kaç adım geri attığınızdır!

★★★

İkincisi yürüyor diye, birinci stratejiden şimdilik vaz mı geçmeli?

Hayır!

Kemalist çizginin savunucusu olan meslek kuruluşları ve sivil toplum örgütleri safları sıkılaştırmalı. Büyük çoğunluğunun benimsediği “Demokratik Toplumcu Çağrı” etrafındaki düşünce
birliği güçlendirilmeli.. önemli olaylarda ortak
tutum bir organik bağlantı içinde sağlanmalı..

Gücün ölçüsü “sayı ” artı “bilinç “tir.

Cumhuriyetin temel değerlerine sahip çıkanlar güçlendikçe, ılımlı sağı zorlama olanakları da artar. Ve giderek, izlenen strateji de önemini yitirir.

Ama hangi strateji öne geçerse geçsin, her iki
durumda da kazanan Türkiye olur!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: