Yazı Hakkında

Başlık:İnci Taneleri…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:16 Mart 1997, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

İnci Taneleri…

Birinci inci:

“İslamcı politikanın gelişmesi. 1960’larda ve 1970’lerde, başarılı bir yeni işadamları sınıfının taşrada ortaya çıkışıyla birlikte olmuştur.. Kemalist
entelektüeller henüz sivil toplum dönemine gelindiğini kabul etmeseler de şimdi sivil toplumu temsil eden bir Erbakan var.”

İnsanları “kul”luktan yurttaşlığa geçiren; akla ve bilime dayalı çözüm üretme yolunu açan Atatürk “totaliter”… Humeyni rejimi yanlılarını kanatları altına alan Erbakan “sivil toplumcu” (!)…

Türkiye’yi bir ağ gibi saran ADD’ler, ÇYDD’ler, kadın kuruluşları, işçi ve esnaf sendikaları hep “devletçi”… Çünkü karanlık dış kaynaklardan onlara para akmıyor. Sınırlı gelirli, sıradan insanların ödentileri ile ayakta duruyorlar. Çünkü Türkiye’nin çağdaş ve bağımsız olmasından yanalar.

10 Kasım’da Anıtkabir’e akan bir milyon kişi..
Başbakanlık Kupası sahibini bulurken. Erbakan’a ‘‘Türkiye laiktir, laik kalacak” diye haykıran onbinler… Uğur Mumcu’nun arkasından yürüyen yüzbinler… Onlar “sivil toplum'” değil!

Ama Hamas ve Hizbullah önderlerinin resimleri altında törenler düzenleyenler… Kadını belediye meclislerine bile aday göstermeyenler, “ikinci sınıf insan”sayanlar… Atatürk ve cumhuriyete karşı intikam yemini ettirenler… Falanlar, filanlar, Erbakan lar, hep “sivil toplum” temsilcileri (!)…

Bu “inci” kime ait?

Prof. Şerif Mardin’e!.. Said-i Nursi’yi övmek için “bilimsel” (!) kitap yazmış en Amerikancı bilim adamlanmızdan birisine…

★ ★★

İkinci inci:

“Batı “da, dinsel anlam taşıyan kıyafetlerin yasaklanması düşünülemez; çünkü bu kıyafetlerin giyiliyor olması, öteki bireylenn özgürlüğünü kısıtlayan bîr unsur olarak değerlendirilemez.”

Batı’da başını örtmeyen kadınlara tükürülen hakaret edilen öğretim kurumları, mahalleler, kentler var mı? “tesettür”‘e uymalan için aylığa bağlanan dar gelirli aile kızları var mı?

Tüm bunlara karşın, devlet okullarında derslere başörtüsü ile girilmesini yasaklayan… Fransa ve Belçika gibi ülkeler, acaba Batı’dan sayılmıyor mu?

Yoksa Batı demek ABD demek midir?

incinin sahibi devam ediyor.

“Devletçilik ve laiklik birlikte, dinî siyasetten, dinsel talepleri de kamu sahasından uzaklaştırmanın mekanizmasını yaratmışlar… Ahmaklığı bir sıyası
tavra dönüştürerek, hem laik hem İslami totaliterizmi besliyorlar.”

Dini siyasetten uzaklaştırmak “ahmaklık”… Son yarım yüzyılda -devlet eliyle- aldığı darbelerle niteliğini yitirmeye yüz tutan cumhuriyeti tümden yıkılmaya terk etmek ve meydanı Humeyni özentilerine bırakmak “akıllılık” (!)..

Bu incinin sahibi ise Etyen Mahçupyan

Hiç de mahcup olmayan, yeni dünya düzeninin egemen ideolojisini iyi savunan.. çok “akıllı ” bîr numaracı cumhuriyetçi.

Üçüncü inci:

“DSP, milliyetçi, muhafazakâr, militarist, popülist, merkeziyetçi bir partidir… CHP halkçılık yaklaşımlarıyla, içeriği toplumsal beklentilere cevap vermeyen bir çağdaşlık kavramıyla, onu belirleyen Kemalizm ideolojisiyle ve laisizmle siyaset yapmaktadır… SHP kuramsal, kavramsal açılardan belli bir yere taşınmışken, bu kez CHP ortaya çıkmış ve ona teslim olmuştur.”

Yani DSP’nın yanlışlığı yapısında değil, Atatürk ulusçuluğuna bağlı oluşunda vs -üstadın buyurduğu- “militaristliğinde(!).. CHP’nin bozukluğu kimlik bunalımından değil; Kemalizmden kopamamasında.

Mevlana tekkeciliğinin, etnik ayartıcılığın ve köklerinden uzaklaşmanın, yüzde 30’lardan yüzde 10’lara düşürdüğü SHP’ye ise “yazık” olmuş…

Ve dökülen son inci:

“Bu şartlarda tartışılması gereken, yeni bir sol kurmanın olanaklarıdır. Gerisi zaman kaybıdır. ”

Nasıl bir “yeni”sol?

Kemalizmden tamamen soyutlanmış bir sol (!)…
Yani “numaracı sol”… (Boyner’in yüzde yarım “oyluk “yeni demokrasi “sinin suyu mu çıktı? Yapın adını “yeni sol”, olsun bitsin…)

Bu incinin sahibi de Hasan Bülent Kahraman.

SHP’nin Kültür Bakanı Fikri Sağlar‘ın –Mehmet Altan‘la birlikte- iki kolundan birisi… Kemalizm dışlanmadan solcu olunamayacağı “cevherinin mucidi… Atatürk ve faşizm bağlantısının kâşifi…

SHP’nin “doğru yol”u (!) bulmasında -ve de erimesinde- kılavuzluk edenlerden…

★★★

İşte üç kılavuz “entel “imızden üç inci… Ne demiş atalarımız:

“Bana kılavuzunu göster, burnunun kurtulamadığı kötü kokuların nereden geldiğini ben sana söyleyeyim.”

Tam öyle değilse de ona benzer bir şeydi galiba..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: