Yazı Hakkında

Başlık:İnciler ve Zincirler…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:27 Haziran 1997, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

İnciler ve Zincirler…

Çiller, Mesut Yılmaz‘a şöyle demiş:

– Sizin görevi almanız meşru değil!

Şaibe Hanım dolma tüfek gibi… Kulaktan doluyor, anlamadan söylüyor. Meşruluğun ne demek olduğunu bilmediği belli.

Bir defa yasallık ile meşruluğu birbirinden ayırmak gerekir.

Yasallık, yasalara uygunluk demektir. Meşruluk ise en basit deyişi ile, kamu vicdanına uygunluk anlamına gelir.

Cumhurbaşkanı’nın görevi Yılmaz’a vermesi yasalara uygundur, yani yasaldır. Bir yıl önce Erbakan’a vermesi de yasaldı.

Ama REFAHYOL giderek meşruluğunu yitirdi. Yüzde yirminin yüzde seksene “tahakküm”üne dönüştü.

ANAP Genel Başkanı’nın yeni hükümeti kurmakla görevlendirilmesi sadece yasal değil, aynı zamanda da meşrudur. Çünkü toplumun çok büyük bir kesiminin isteklerine uygundur.

Ama Bayan Çiller’in durumu ne yasaldır ne de meşru!

Eğer yasalar işleseydi –Oktay Ekşi‘nin de dediği gibi- bugün başbakanlık peşinde olmazdı.. Yüce Divanda aklanmak peşinde olurdu.

Eğer meşruluk söz konusu olsaydı… “Refah PKK’den de daha tehlikelidir, BBP katiller ordusudur” diyerek topladığı oylara, böylesine arsızca ihanet etmezdi…

Ve eğer kamu vicdanının gereği yerine gelseydi.. Türkiye’nin siyasal yaşamında değil, vatandaşı olduğu ABD’nin ticari yaşamında olurdu…

★★★

Kaddafi‘nin “komutan yardımcısı” Erbakan buyuruyor:

– Bu, demokrasinin bir ayıbıdır!

Neymiş ayıp olan? Hükümeti kurma görevinin Mesut Yılmaz’a verilmesi.

O olay demokrasinin bir ayıbı değil, demokrasinin bir gereğidir. Ama azgelişmiş demokrasimizin sayılamayacak kadar çok ayıpları vardır.

Halkın ancak beşte birine dayalı bir azınlığa.. devleti talan etme, için için kemirme ve rejimi değiştirme olanağının verilmesi gibi…

Kutsal değerleri -en “adi” bir biçimde- siyasete alet edenlere göz yumulması gibi…

Şevki‘lerin, Ceylan‘ların, Çelik‘lerin ve ruh dengeleri bozuk bazı belediye başkanlarının.. Türkiye’de yalancıların, sahtecilerin ağzı bozukların üçkâğıtçıların suç işleme özgürlüğü varmışçasına.. hâlâ, ellerini kollarını sallayarak dolaşmaları gibi…

Yüzde 1.5 oyu olanların, baş köşelerde “anahtar” rolüne çıkması gibi…

Ve yalancılıkları, halkı aldattıkları, yabancı devlet adamlarınca aşağılandıkları.. haklarındaki yolsuzluk suçlamalarının yargı önüne çıkmaması için, toplumu bir uçuruma sürüklemekten çekinmedikleri ortada olan.. utanma bilmeyenlerin.. hâlâ başbakanlık peşinde koşması gibi…

Ve de.. adı “milletvekili” olan bazılarının hâlâ onların arkasında, eteklerine yapışmış sürüklenmesi gibi…

★★★

Bir RP’li belediye başkanı.
Amaçlarının Türkiye’ye Humeyni rejimini getirmek olduğunu söylüyor. Şeriatın zorla “şırınga” edileceğini açıklıyor. Daha da ileri gidince tutuklanıyor. Ama partisi ona arka çıkıyor. Aylığına zam yapılıyor… Adalet Bakanı onu cezaevinde ziyaret edip destek veriyor.

Bir RP’li belediye başkanı.
10 Kasım gününde kin kusuyor. Atatürk‘e ve laik cumhuriyete.. “intikam” gününe kadar sabır gösterilmesini istiyor… Tepkiler yoğun, ama partisi memnun.

Üç RP’li milletvekili.
Orduya saldırmak… Parlamentoya ve milletvekillerine küfretmek… Şeriatın çok kan dökülerek geleceğini ve bunun da iyi olacağını savunmak… Hemen her konuşmada dini siyasete açıktan alet etmek…

Üstelik yaptıkları konuşmaların görsel kanıtları ortada… Ama partilerinden ses yok.

Ne zamana kadar? Partileri hakkında kapatılma davası açılana kadar.

Ve şimdi Refah onları partiden atmış… Şöyle denmek isteniyor;
– Bakın, onların yaptıklarını biz de onaylamıyoruz… Yaptıkları bizi bağlamaz!

Davranış inandırıcı olmasına çoook inandırıcı da, ufak bir eksikliği var: Erbakan’ı da atmaları gerekiyor… Çünkü kapatma davasında konuşmalarından sayısız örnekler verilenlerin başında, bizzat partinin genel başkanı geliyor!..

★★★

Yasallık… Meşruluk… Demokrasi…

Yalancılık… Sahtecilik… Yolsuzluk… Üçkâğıtçılık… Düzenbazlık…

İnsanı en çok ne rahatsız ediyor, biliyor musunuz?

İkinci kesimde yer alanları, siyasetlerinin hamuru yapmış olanların.. tutup da birinciler üzerine inciler döktürmeleri…

Ört ki ölem!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: