Yazı Hakkında

Başlık:İnsan “Akıllı” Bir Hayvandır!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:10 Temmuz 1994, Pazar

 

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

İnsan “Akıllı” Bir Hayvandır!

18 Mayıs 1992’de İstanbul’da yapılan bir toplantıda şu
görüşü savunmuştum:

– Kürtçe TV de olabilmelidir, Kürtçe dil eğitimi de..
Ama bunları devlet yapmamalıdır! Çünkü devlet, yurttaşları arasında ayırım gözetemez. Kürtçe TV yayınını devlet yapacaksa, bunu Türkiye’de konuşulan 4 Kürt lehçesi ile de yapmak zorundadır. Üstelik, 17 ayrı dili anadili sayan toplum kesimlerine de aynı hizmeti sunmak zorunluğu doğacaktır.

Ve eklemiştim:

– Eğer hukuk devleti iseniz; “Kürtçe TV yayını yapıyorum, çünkü onlar kalabalık ve terör sorunu var; sizin ise sayınız az, üstelik bana sorun da yaratmıyorsunuz” diyemezsiniz!

Devlet TV’sinden yapılan Sünni inancını yansıtan yayınlar, Alevilere de aynı hakkın tanınmasını gerektirmez mi? Zorunlu din dersleri ve imam-hatip okulları, farklı inançlara sahip toplum kesimleri arasında devletin ayrım yaptığı anlamını taşıması nedeniyle yanlış değil mi?

Daha sonra Cumhuriyet’teki köşemde de dile getirdiğim bu düşünceleri paylaşanlar zamanla arttı. Şimdi Sayın Başbakan da şöyle diyor:

– Devlet eliyle ayrım yapılmamalıdır. Devletin eğitim
kurumlarında, televizyonunda tek dil Türkçedir. Onun ötesi serbest olmalıdır!

★★★

Bir kez daha yinelemekte yarar var.

Hak ve özgürlük farklı şeylerdir. Özgürlük, başkalarına zarar vermemek koşuluyla, yurttaşın bir şeyi yapmasının engellenmemesidir.

Devletin oradaki görevi, yasaklamamak ve özgürlüğe
yönelecek saldırılara karşı güvence oluşturmaktır.

Hak ise, bir şeyi bizzat devletin sağlaması demektir.
Örneğin “gezi özgürlüğü”, isteyen yurttaşın istediği
yere gidebilmesinin engellenmemesi anlamına gelir.
Eğer “gezi hakkı” söz konusu olsaydı; devletin, her isteyeni istediği yere götürme görevini de üstlenmesi gerekirdi.

Demokrasilerde devletin farklılıklara saygı göstermesi, özgürlüklerin gereğidir. Ama devletin farklılıklara hoşgörü göstermesi başkadır, o farklılıkları kalıcı kılacak, kurumlaştıracak adımları atması başkadır.

Devletin, kalıcı olması için, kurumlaşması için çaba göstermesi gereken öğeler farklılıklar değil, benzerliklerdir. Farklı olanların bir bütün oluşturmasını sağlayan özelliklerdir

Bu nedenledir ki, demokratik devlet herkesin anadiline, konuştuğu dile karışmaz. Ama ortak bir dile sahip olmaları için çaba gösterir.

Bu, sadece bir bütün olarak toplumun değil, aynı zamanda o toplumu oluşturan bireylerin de teker teker yararınadır!

★★★

Ülkenin yasaları çerçevesinde Kürtçe özel TV olsa ne olur?

Bazı insanlarımız rahatlar. Rahatlayanların bir kısmı
da, büyük olasılıkla gidip yine Türkçe TV izler.

Tıpkı İskoçya’da olduğu gibi.. Tıpkı başka ülkelerde de
örnekleri görüldüğü gibi..

Ülkenin yasaları çerçevesinde, Kürtçe öğreten dil
kursları açılsa ne olur?

İsteyen gider, istemeyen gitmez.. O da bazı insanlarımızda ek bir rahatlama yaratır.

Ama Fransa örneğini de unutmamak gerekir.

Fransa 1972’de bütün etnik gruplara kendi dillerinden
eğitim özgürlüğü tanıdı. Buna karşılık, bu özgürlükten
yararlanmak için, o dilde en az 10 bin sözcük bulunması
koşulunu da getirdi..

Brötonlar yıllardır sözcük üretmekle meşguller!

Niçin 10 bin sözcük? Çünkü devlet, yurttaşının yetersiz
eğitim almasını istemiyor…

★★★

Serbest bırakılırsa Kürtçe yayın yapacak bir TV kurmaya hazırlanan bir yurttaşımıza sormuşlardı:

– Kürtçe eğitim veren okullar açılsa, çocuklarınızı yollar mısınız?

– Hayır, Türkçe eğitim veren okullara yollarım. Ama
İngilizce eğitim veren varsa, onu tercih ederim!..

İnsan “akıllı” bir hayvandır. Tercihlerinde hep kendi
yararını düşünür.

Yeter ki “duygu”ları aklın önüne geçirecek ortamlar
oluşturulmasın!.. Ya da, oluşturulmuş ise kaldırılsın!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: