Ahmet Taner Kışlalı Yazıları Cumhuriyet Gazetesi Haftaya Bakış Köşe Yazıları

İşaretler Çoğalıyor, Alanlar da… 

Yazı Hakkında

Başlık:İşaretler Çoğalıyor, Alanlar da…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:26 Şubat 1997, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

İşaretler Çoğalıyor, Alanlar da…

Demirel‘e bakıp, rejimin nabzını tutabilirsiniz.

Sayın Cumhurbaşkanı. aylar önce “Laik demokratik cumhuriyetin güvencesi benim, merak etmeyin!” diyerek yola çıktı. Ama bu söylevler giderek işe yaramaz hale geldi. Merakları daha da arttırmaktan öte anlamı kalmadı.

O zaman ikinci adımı attı.

Kapalı kapılar ardında Erbakan‘a, Çiller‘e ve başkalarına yaptığı uyanların da fazla işe yaramadığını gördü. Bu uyanları açıktan yapmaya başladı.

Ve şimdi üçüncü adımı atmak gereğini duyuyor.

Artık TV’lerde canlı yayınlara katılıyor. Aynı anda yayımlanmak kaydıyla, büyük gazetelerin yöneticileriyle toplantılar yapıyor. Soruları -eveleyip gevelemeden- açık yanıtlıyor., şeriarçılar ve RP’vi suçlamaktan çekinmiyor.

İçişleri Bakanı’nı devreye sokuyor. Yerel yönetimlerdeki “şeriatçı kadrolaşma”  ile ilgili olarak soruşturma açtırıyor. (Kendi imzasına bağlı atamalarda, o özeni zaten gösteriyor.)

Geriye ne kaldı?

Son bir adım:

“- Lazım olduğu vakit, hiç tereddüt etmeden siyasi mücadeleye girerim – Bu bir vak-i saat olayıdır…”

Yani bütün bu çabalar sonuç vermezse; Refah ve kuyruğu Çiller’e karşı eline bayrağı alacaktır. Meydanlara çıkacaktır.

Niçin?

Devletin tümden elden gitmemesi için . Düğümü bu kez silahlı kuvvetlerin değil, silahsız kuvvetlerin çözmesi için!

***

“Manzara-ı umumiye” açık… Durum bu ölçüde
“vahim!”

Ordu “son uyarı “sın 28 şubattaki Milli Güvenlik Kurulu’nda “tüm netliği ile” yapmaya hazırlanıyor…
“Günah benden gitsin!” dercesine…

Erbakan “şaşkın”.. (Hâlâ “Ait rütbelilerle sıkıntılar var, ama komutanlarla aram iyi” masalları anlatıyor.)
Etrafındaki Kazan‘lar mazanlar ise “gafil”…

Çiller “çılgın “, kendinden başka hiçbir şeyi görmuyor, düşünmüyor. . (Hasan Cemal -onunla yaptıkları görüşmeden sonra- “Yakın geleceğe dönük tedirginliğim arttı” diye yazıyor.) Etrafındakiler ise “kör”.

Meğer “Meclis’in ve halkın desteğine sahip bir icraat hükümeti” varmış(!).. Ve de “rejim sorunu yok’muş!)..

REFAHYOL üç maymunları oynuyor… Görmeyen, duymayan, söylemeyen…

Yılmaz, Ecevit ve Baykal ise… Görüyorlar, duyuyorlar, söylüyorlar; ama gereğini yerine getirmiyorlar.

 * *

Bu çıkmaz sokakta birden bir isim çıktı ortaya.

Gören, duyan, söyleyen. Ve de gereğini yüreklilikle ortaya koyan, beklenmedik bir isim . “Sağduyu” birden bir umut ışığı yaktı.

“- Ülke sürekli bir ‘Darbe olacak mı . olmayacak mı’ ortamında kalamaz. Hükümetle ordu arasındaki gerginliği giderme görevi hükümete düşer. Hükümet Silahlı Kuvvetler’in şikâyetlerim, endişelerini bertaraf etmeli, bu gerilimi gidermelidir…”

Ya yapmazsa, yapamazsa?

“- Hükümet üzerine düşeni yapmazsa, parlamento hareketsiz kalamaz! Üzerine düşeni yapar ve üzerine düşeni yapacak bir yeni hükümet ortaya çıkar! ”
Bu sözler muhalefetten bir isme ait değil. RP’li Aydın Menderes‘e ait!

Adnan Menderes‘in oğluna… Acılar içindeki bir geçmişten ders almış, akıllı, yürekli bir isme…

Azgelişmiş demokrasimiz bu bunalımı da -her şeye karşın- atlatabilir.

Eğer atlatırsa, bunu üç şeye borçlu olacağız.. Önce sendikalardan ADD’lere ve ÇYDD’lere, her geçen gün biraz daha güçlenen “sivil toplum”a… Sonra. Demirel’lere, Menderes’lere… Ve üçüncü olarak da, “silahsız” kuvvetleri harekete geçirebilmek için, büyük bir sabırla ve inatla direnen silahlı kuvvetlere.

Ozan “Ders alınsaydı eğer, tarih tekerrür mü ederdi” diyor.

Silahlı kuvvetler de ders aldı geçmişten, silahsız kuvvetler de… “Cahil, gafil ya da hain “lerin bedelini toplum olarak ödersek, çok yazık olur!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: