Ahmet Taner Kışlalı Yazıları Cumhuriyet Gazetesi Haftaya Bakış Köşe Yazıları

İsimsiz Kahramanlar mı? İsimli Çapulcular mı?

Yazı Hakkında

Başlık:İsimsiz Kahramanlar mı? İsimli Çapulcular mı?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih: 23 Temmuz 1999, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

İsimsiz Kahramanlar mı? İsimli Çapulcular mı?

İlk kez aradığında, telefondaki sesi titriyordu.

Devletin gücünü de kullanarak çeteleşmiş olan katillerin “kahraman” ilan edildiği günlerdeydi. ASALA’yı onlann bitirdiği ima ediliyordu. Para ile yönlendirilen kalabalıklar, “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye bağırtılmaktaydı. Meclis kürsüsünden savunmaları yapılıyordu.

Asıl kahramanların köşelerinde sessiz yaşadıklarını yazmıştım. Onlar kendilerini açıklayamazlardı. Anılarını ve onurlarını kendileriyle birlikte mezara kadar saklamaya hazırdılar.

Titreyen ses ismini vermedi. Kısa konuştu:

– Size teşekkür ederim!.. Bizler görevimizi yaptık, mütevazı koşullanma içinde suskun yaşıyoruz. Birtakım katiller ve çapulcular ise ortalarda kahraman olarak dolaşıyorlar..

★★★

Apo’lar.. Sakık‘lar.. Şimdide, ismi daha az bilinen bazı kilit adamlar…

Kimisi Asya’da, kimisi Afrika’da, kimisi Avrupa’da teker teker yakalanıyorlar. Yağdan kıl çeker gibi.. Öldürülmüyorlar, ele geçirilip adaletin önüne çıkarılıyorlar.

Kimler yapıyor bunları?

Abdullah Çatlı‘lar, Oral Çelik’ler, Haluk Kırcı‘lar değil.. Geçmişte, Atina da Agop Agopyan‘ı Paris’te Ara Toranyan‘ı. Beyrut’ta Leon Dikran‘ı
temizlemiş olanlar. Kişisel çıkarla değil, yurt görevi bilinci ile hareket eden sessiz kahramanlar…

Uyuşturucu ticaretiyle, kara parayla, mafyayla hiçbir ilişkisi olmayanlar…

Ortaya çıkıp da, “Bunları ben yaptım” demeyi görev bilinci ile bağdaştıramayan gerçek kahramanlar…

Peki, devletin içinden de korunup kollanmış olan bazı katillerin geçmiş “örtülü operasyon”larda hiç mi rolü yoktu?

Hayır!

ASALA’yı çökerten olaylar zinciri gelişirken, sahte kahramanlar cezaevinde idiler. Çatlı ve Çelik yurtdışında, Kırcı da yurtiçinde cezaevindeydi.

Ve zamanın MİT Müsteşarı Sönmez Köksal 17 Aralık 1996 tarihinde, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel‘e bir rapor sundu. Ermeni terörüne karşı
savaşımın “tamamen devletin güçleriyle yapıldığını, adı geçen kişilerin kendi pisliklerini örtmek için bu eylemleri maske olarak kullandıklarını” belgeleyen bir rapor.

Yalçın Bayer, daha birkaç ay Önce, bu konuyla ilgili en yetkili Kişilerden birinin görüşlerini köşesinde yansıtmıştı. İsmini açıklamayan kişi şöyle diyordu:

“-Türk devleti böyle büyük meselelerde hiçbir zaman çapulculara ihtiyaç duymamıştır… Maalesef bazı eylemleri kendilerine mal eden şerefsizler çıkıp kahramanlık tasladılar.”

★★★

Bazı gerçekleri görmenin ve göstermenin zamanıdır.

Askerlerin PKK ile savaşımdaki başarısı ortada. Ama MİT’in ve polisin son yıllardaki başarıları da, en körlerin bile yadsıyamayacakları kadar açık.

Türkiye, bizim içeriden gördüğümüzden daha güçlü bir devlet. Devleti yönetenler ciddi ve kararlı olduklarında, o gücü arkalarında bulanlar da başarılı oluyorlar.

“Sakık’ın yakalanmasında falanca yardım etti.. Apo’nun yakalanmasında filancanın parmağı var…
Cevat Soysal olayı da Apo’dakigibi oldu..’ gibi laflar neyi gösterir?..

Bu lafları edenlerdeki küçültme çabasını mı?

Yoksa o falancaları, filancaları, ortancaları, kendi çıkartan doğrultusunda kullanabilen Türkiye’nin gücünü mü?..

Evet, tüm olumsuzluklara karşın Türkiye güçlüdür.

Ve çapulcuları devletin içinden temizledikçe daha da güçlenecektir!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: