Yazı Hakkında

Başlık:İsmet Paşa’dan Çiller’e…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:08 Ekim 1995, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

İsmet Paşa’dan Çiller’e…

İlk öyküyü -tanık olan- yakınım bir emekli subaydan dinlemiştim.
Olay bir askeri tatbikat sırasında geçer.
Yorgun düşen bir yedeksubay, bir çadırın germe ipine yaslanarak dinlenmektedir. Bunu gören genç bir yüzbaşı, kızgınlıkla bağırır:

– Ulan eşşekoğlu eşşek, orası yaslanma duvarı mı?

Yedeksubay kulaklarına kadar kızarır. Hazırol vaziyetine geçer.

Konuşmaya tanık olan bir başka subay ise, hemen yüzbaşıyı bir kenara çeker:

– Sen o asteğmenin kim olduğunu biliyor musun?

– Hayır.

– İsmet Paşa’nın oğlu!..

İsmet İnönü Cumhurbaşkanı’dır. “Tek Şef”tir…
Ve dönem de, “tek parti dönemi”dir.

Yüzbaşı ve dostları, günlerce endişe içinde beklerler…
Ama hiçbir şey olmaz!

★ ★ ★

İkinci öyküyü, Kabataş Lisesi’ndeki matematik hocamız “Kaf İhsan” derste anlatmıştı. Üstelik de, Demokrat Parti’nın “en azılı” döneminde… Yani kamu görevlilerinin, İsmet Paşa’nın adını ağızlarına almaya korktukları bir dönemde.

Öykü, gene “Tek Şef” dönemine aitti…

İnönü’nün yeğeni, hocamızın öğrencisidir.

Matematikten başarısızdır. Ama son sınavdaki jürinin üç üyesinden ikisi, kendisini “gene de” sınıfta bırakmaya cesaret edemezler… Kaf İhsan, “Tüm sorumluluk benim; bu bilgi ile sınıf geçemez!” deyip,
kesip atar.

Ve bir gün, öğretmenler odasına heyecanlı bir haber ulaşır: Cumhurbaşkanı’nın yaveri, müdürün odasında Kaf İhsan’ı beklemektedir… Arkadaşları mırıldanırlar:

– Biz seni uyarmıştık!

Hocamız müdürün odasına girdiğinde, yaver ayağa kalkar. Saygıyla elini sıkar. Ve şöyle der:

– Cumhurbaşkanımız, görev bilincine sahip, dürüst bir hoca olduğunuz için; sizi kutlamak üzere beni görevlendirdi…

Oğlu sınıfta kalan kızkardeşi, doğru İsmet Paşa’ya koşmuştu: “Tek Şef”e hıncı olan bir öğretmenin, bunun acısını gencecik bir çocuktan çıkardığı açıktı. Bu haksızlık, mutlaka düzeltilmeliydi.

İsmet Paşa da -yakınmalarını dinledikten sonra- kız kardeşine güvence vermişti:

– Merak etme, gerekeni yaparım!

★ ★ ★

Üçüncü ve dördüncü öyküleri ise bilmeyen yok…
Bu nedenle, uzun uzun anlatmaya da gerek yok!

Bugünkü Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı sırasında, yeğeni askerlik mi yaptı?.. Yoksa nöbetlerini, lüks otellerin havuz başlarında, içkisini yudumlayarak mı tuttu?

Bugünkü Sayın Başbakanımızın oğlu ise “tam” bir asker… “En yakın tehlike, en büyük tehlikedir!” kuralına uyuyor. Başka yerleri bekleyeceğine, nöbeti kendi evinde tutuyor. Bu kadar sıkı bir askerliğin getirdiği “stres”i atmak için de, kendini gece kulüplerine falan vuruyor.

Askerlikte “moral geceleri”nin de önemli bir yeri yok mudur?

★ ★ ★

İsmet Paşa’dan Tansu Paşa’ya…
Ömer İnönü’den Mert Çiller’e…
Ve de, Atatürk’ün Cumhuriyeti’nden “İkinci Cumhuriyet”e…

Siyaset biliminin yasalarındandır: Her ulus hak ettiği yönetime kavuşur!.. Ama Kemalistler, bu ulusun böyle bir yönetimi hak ettiğine inanmıyorlar!

İnanmamakta da direnecekler!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın