Yazı Hakkında

Başlık:İşte Tavan ve İşte Taban!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:12 Ekim 1994, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

İşte Tavan ve İşte Taban!

Bir açıkoturumdaydık.

Uğur Mumcu’nun arkasından ayakları ya da kafalarıyla yürüyen milyonların bu duyarlılığının temel nedenini irdeliyordum. “Kimdir Uğur Mumcu'” sorusunu sordum. Ve Sayın Berin Nadi’nin çok kısa ve özlü yanıtını anımsattım:

– İnançlı, yürekli, ödün vermeyen bir Kemalist!

Yanımda oturan İsmail Cem söz aldı. “Evet Uğur Kemalistti, ama aynı zamanda da solcuydu” dedi.

Toplantının akışını bozmamak için yanıta yanıt vermedim. Ama, ciddiyetine ve birikimine saygı duyduğum
Sayın Cem’in bu aceleci tepkisine de anlam vermekte
zorlandım. Bir tür dil sürçmesi’ olduğunu diledim içimden.

O düzeyde bir kişi, Kemalizm ile solculuğu ayrı ayrı
kefeye koyabilir miydi? Kemalizm sola girmiyorsa. Öyleyse sağcılık mıydı? Ve öyle ise kendini ‘sosyal demokrat’ sayan bir partinin bayrağında ne işi vardı?

Yada o bayrağın altında, Kemalizm ile sosyal demokrasi bağlantısını kuramayanların ne işi vardı?..

★★★

Önümde CHP ve SHP’nin Bandırma örgütleri adına yayımlanmış ortak bir bildiri var.. Şöyle başlıyor:

“Soldaki sorun nicel değil, niteldir. Sayıların çoklaşmasıyla değil, doğruların izlenmesiyle sol bütünleşecek ve topluma yararlı olacaktır.”

Ve o doğruların neler olduğu sıralanıyor:

“Biliyoruz ki Kemalizm. Anadolu’daki çağdaş aydınlanmanın adıdır. Ve bazı çıkar çevreleri bu aydınlıktan korkuyorlar… Kemalist ideolojinin neferleri olabilmek en büyük gururumuz, en büyük onurumuzdur… Ve biliyoruz ki bugünkü bölünmüşlük; 12 Eylülcülerin, Atatürk’ün kurduğu partiden korkmalarından ve Kemalist ideolojinin gelecek kuşaklara unutturulmak istenmesinden kaynaklanmaktadır… Kemalist ideolojiden korkan her türlü harekete karşı bütünleşmenin, birlik ve beraberliğin gereğine ve ivediliğine yürekten inanıyoruz.”

Bildiride, anlamak istemeyecekler için daha açık ifadelerde var:

“tüm ideolojilerin yara aldığı, yıprandığı, insanlık
onurunu yok saydığı 20 yüzyılın sonlarında. Kemalist
ideolojinin ‘Cumhuriyetçilik, Ulusçuluk, Laiklik, Halkçılı, Devrimcilik ve Devletçilik’ olarak bilinen ilkeleri; birlik ve beraberliğin, bütünleşmenin hareket noktası olacaktır. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk Benden sonra
beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve bilimin öncülüğünü kabul ederlerse manevi mirasçılarım olurlar’ diyordu.”

Bundan daha açık anlatılabilir mi?

İşte ‘tavan’ ve işte ‘taban!’

Sayın Cem sadece ılımlı bir örnekti… Hiç değilse, hiçbir zaman, Kemalizmin hiçbir ilkesine açıktan karşı çıkmayan bir örnek.

Ama solda bütünleşme çalışmalarında SHP’yi temsil
etme savında olanların bazıları için aynı şeyi söylemek
bile olanaksız. Kimisi, ’Altıok ‘un üç tanesini ve de onların da bulunduğu bayrağı çöp kutusuna atmak gerekliğine inandığını saklamayacak kadar onurlu. Ama hala o bayrak altında önemli görevleri üstlenmeyi sürdürecek kadar da onursuz!

Kimisi ise tam bir ‘beşinci kol’.

Bu gibilerin, niçin Cem Boyner’in yanında değil de
Atatürk’ün bayrağı altında olduğunun tek bir açıklaması
var Siyasal çıkar!.

Geçmişte ‘Altıok’lu bayrak altında birlikte savaşım
verdiğimiz dostlar şimdi bir yol ayrımında… Karar vermek zorundalar.

Ya Kemalizmi içlerine sindiremeyenleri aralarından
temizleyip, inançlı, tutarlı bir tabanla uzun soluklu’ bir
savaşımı onurla sürdürecekler.. Ya da Kemalist bayrağı -onurunu koruyarak- tarihe teslim edip, kendilerine başka sığınak arayacaklar.

Ve hiçbir zaman unutmayacaklar ki; ‘taban’ı aldatarak
tavan’ı oluşturanlar, sadece kendi kendilerini aldatmış
olurlar!

Bugünkü düş kırıklıklarının, çaresizlik içindeki ‘acıklı’
arayışların nedenlerini uzakta aramaya gerek var mı?..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: