Yazı Hakkında

Başlık:Kadın ve Siyaset
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:20 Haziran 1993, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Kadın ve Siyaset

Sayın Tansu Çiller’in “önlenemeyen” tırmanışı, bir
yandan kadının -genel olarak- siyasal yaşamdaki yerini,
öte yandan da -özel olarak- Türkiye toplumundaki konumunu gündeme getirdi.

Kadın niçin -bütün dünyada- siyasal yaşamda erkeğin
gerisinde?

Niçin Türkiye’de, diğer İslam ülkelerinden farklı durumda?

★★★

Kadının toplumsal ve siyasal yaşamda geri planda
kalışını, fiziksel ve zihinsel “güçsüzlük” ile açıklamak
olanaksız.

İlkel yaşam koşullarının paylaşıldığı eski çağlarda, kadın ile erkek arasında, bu iki alanda da önemli farklılıklar
yoktu. Kadının -tarihsel koşullar içinde- erkeğe göre zayıf bir konuma düşmesi, ekonomik rolünün değişmesine
bağlı olarak ortaya çıktı.

Kadının eve kapanmasını ve sadece ev içi işlerle sorumlu duruma gelmesini doğuran koşullar, erkeğe de evi geçindirme rolünü verdi. Toplumsal ve siyasal yaşamda da, kadının rekabetinden uzaklaştırdı. Bu durum, giderek erkeğin toplumdaki ve aile içindeki konumunu güçlendirdi.

Eski Mısır’da, kadınların ekonomik yaşamda etkili oldukları dönemlere rastlanır. 0 dönemler, kadının -aynı
zamanda- toplumsal yaşamda da üstün bir konumda olduğu dönemlerdi. Isparta’da ise, kadınlar erkeklerle aynı eğitimi görür, aynı işleri yaparken, onlara tam anlamıyla eşittiler.

★ ★★

Dışarda çalışmayan evli kadın, erkeğinden çok daha dar bir çevrede yaşar ve o çevrenin koşullarından etkilenir. Günlük alışverişin ötesine geçen bir boyutta ekonomiyi ve çevresini aşan bir boyutta toplumsal olayları değerlendirmesine olanak bulamaz.

Kadının evreni kocasınınkinden daha dardır. Onun
dünyasının koşulları daha ağır değiştiği için, gelenek ve
göreneklere daha bağlı, daha tutucudur.

İnsanlar bilmedikleri şeylerden korkarlar Kadın da, ilgi ve bilgi alanı dışındaki siyasal yaşamda, ne getireceğini bilemediği köklü değişimlere karşı çıkma eğilimi
taşır.

Siyasette güçlüye. “istikrar”a, dolayısıyla tutuculuğa
meyleder.

Ama, siyaset onun dünyasının dışında kaldığı için de, genellikle kocasının siyasal tercihlerini paylaşır.

Dünyanın en gelişmiş, demokrasisi en eski ülkelerinde bile böyledir bu.

Araştırmalar; kocaları ile aynı partiye oy verenlerin oranının, Norveç’te yüzde 88, Fransa’da yüzde 89 ve
Hollanda’da yüzde 92’yi bulduğunu gösteriyor.

Oysa, kadının -genellikle- erkeğinden farklı bir siyasal
tutumu yoksa, parlamentoda “ayrı” bir toplum kesimi
olarak temsil edilmesinde de “zorunluk” yok demektir!

İşte bu nedenledir ki, batılı ülkelerin meclislerinde bile
kadın sayısı ve oranı düşüktür.

★★★

Niçin Türkiye? Niçin Tansu Hanım?

Anadolu toplumu, öteki Müslüman toplumlardan o kadar farklı ki!

Türklerin İslam öncesindeki dinleri Şamanizm’e göre
kadın “kutsal”dı. örneğin. İran’daki İslam öncesi Zerdüşt dinine göre ise, kadın “kötülük simgesi” idi.

Eski Türklerde kadın-erkek eşitti. Kadınlar “hükümdar, kale muhafızı, vali ve elçi” olabiliyorlardı. Oysa aynı dönemde Arap kadını, deveden bile daha değersiz sayılıyordu. Kız çocuklar diri diri gömülebiliyordu.

Ve Atatürk’ün “kadın devrimi”, bu farklı geçmişin üzerine eklendi!..

Toplumların geçmişlerinin bugüne yansımasını tam
olarak önlemenin olanağı var mıdır?

Niçin İran ve Arap toplumlarında dine saygının temelinde “Allah korkusu” varken; Anadolu’nun İslam anlayışında hep “Allah sevgisi” öne çıkmıştır?

Niçin Anadolu’nun bağrından çıkmış olan tarikatlar
(Bektaşilik, Mevlevilik, Babailik), çok daha insancıl, çok
daha hoşgörülüdür?

Niçin Anadolu’nun Alevileri ile İran’ın, Irak’ın Şii’leri
arasında “çok büyük” farklar vardır?

Niçin Atatürk’ten 70 yıl sonra bile, Ortadoğu’nun Müslüman ülkeleri laikliğe hâlâ cesaret edemiyorlar?

Türkiye’nin farkı ortada da.. Niçin Tansu Hanım?..

Atatürk’ün Türkiye’sinde kadının önü kapalı değil.
Ama kadınla ilgili önyargılar da tümden yok olmuş değil.

Güçsüz sandığınız birinden gelen güç, beklememeniz
ölçüsünde gözünüzde büyür.. Hele bir de siyasal iktidar,
birbirine benzeyenler arasındaki bir “al gülüm, ver gülüm”e dönüşmüş ve değişiklik umutları zayıflamışsa;
“değişik” bir fizik bile “umut” olabilir..

Tıpkı “genç görünüm”ün bile “umut” olabilmesi gibi!.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın