Yazı Hakkında

Başlık:Kadınsız Demokrasi!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:08 Aralık 1996, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Kadınsız Demokrasi!

Türk kadını siyasal haklarını, örneğin Fransız kadınından on yıl önce aldı. İsviçre’nin bazı kantonlarındaki kadınlardan yarım yüzyıl önce aldı.

Hukuksal açıdan kadın-erkek eşitliği konusunda, Cumhuriyet Türkiyesi birçok Batılı ülkeden hep ileride oldu.

Ama çok kişinin dilinde şu soru var:

– Oldu da ne oldu?

Çok şey!

Eğer Özal’ın tarikatçı ve şeriatçılara teslim ettiği birkaç yeni taşra üniversitesini hesaba katmazsanız , Bugün Türk üniversitelerindeki öğretim kadrolarında, kadın oranı Almanya’dakinin tam otuz katı.

Bütün dünyada IBM’de çalışanların ancak yüzde 20’si kadın. Türkiye’de ise yüzde 42’si.

Başbakanlık’tan valiliğe, dekanlığa, genel müdürlüğe, artık kadınlarımızın yapmadığı yöneticilik görevi yok…

★★★

İki yıl önceki genel seçimler sonucunda, İsveç Parlamentosu’ndaki kadın milletvekili oranı yüzde 41’e yükseldi. Sosyal Demokrat Parti milletvekilleri arasında ise bu oran yüzde 48’i buluyor.

Bu partinin hükümetindeki kadın-erkek oranı da yarı yarıya.

Çünkü İsveçli kadınlar sendikalar içinde de etkililer. “İktidarın yarısını, ücretlerin tamamını istiyoruz!” diye ortaya çıktılar. Bir “Kadınlar Partisi” kurma girişimi, bütün siyasal partileri onların isteklerine duyarlı davranmaya zorladı.

Danimarka’da sendikalar, başlangıçta kadın işçileri üyeliğe bile kabul etmiyorlardı. “Kadın Sendikası” kurulunca tavır değiştirmek zorunda kaldılar.

Ama gelişmiş demokrasilerin çoğunda bile, kadın milletvekili oranı yüzde 10 dolayında. Bu oran bakanlar arasında yüzde 6‘ya iniyor.

Niçin?

Ağlamayan çocuğa mama vermezler de onun için!

★★★

Niçin hemen her alanda etkisini arttıran Türk kadınının siyasette etkisi az?

Türk aydınının siyasette etkisi niçin az ise onun için!

Kadının “yaşam biçimi” nedeniyle siyasete ilgi azlığının elbette ki rolü var. Ama partilerin demokratik olmayan yapıları ve siyasetin -bir avuç insanın oynadığı- “kirli oyun” görünümünün de rolü büyük.

Buna karşılık, siyasete uzak duran kadınlarımız, toplumsal yaşamda öne çıkıyorlar.

Her geçen gün biraz daha fazla…

Kadının “sabır, inat ve çalışkanlığı”, Çağdaş Yaşamı Destekleme Dernekleri’nin başarısında en büyük etken… Pırıl pırıl önderler çıkıyor ortaya Türkan Saylan gibi, Necla Arat gibi.

Çağdışı güçler aydınlığın temellerini kemirirken, siyasal partiler sadece laf üretiyorlar. RP benzeri, “bire bir” en etkili çalışmayı ise kadın kuruluşları yapıyorlar.

Gecekondu kadınlarını kazanıyorlar birer birer.

Anadolu’dan gelmiş yükseköğrenim gençlerini kazanıyorlar birer birer.

Kemalizmle ilgili girişimlerde, toplantılarda hep onlar var.

Ve 38 kadın kuruluşu adına İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği, “kadınsız demokrasi”ye karşı öneriler geliştirirken haklı.. ve de güçlü.

★★★

Kurtuluş Savaşı’nın en sıcak günlerindeydi. Düşman Ankara’ya yaklaşıyordu. Milletvekilleri telaş içindeydi. Daha güvenli olduğu için, Meclis’in Kayseri’ye taşınması önerileri yapılıyordu.

Mustafa Kemal, Ankara’da topladığı öğretmenler kurultayına bir görev verdi.

“Türk kadın ve erkeğine verilecek eğitimin temel ilkelerini saptamak.”

Niçin önce kadın?

Atatürk, kadını toplumsal yaşamda etkin ve etkili kılmak için niçin bunca çaba gösterdi?

Çünkü kadın “toplumun yarısı” idi. Etkili kıldığınızda, gizil (potansiyel) gücünü harekete geçirdiğinizde, çağı yakalama hızınızı ikiye katlayacak olan “yarı”sı…

Üniversitede en devamlı ve çalışkan öğrencilerimiz kızlar.

Hiç kuşkunuz olmasın!.. Yarısı kadınlardan oluşacak bir Meclis, boş sıralara hüzünlenen, siyasetin zaman zaman çirkinleştiği bir Meclis olmaktan çıkacaktır.

Bugün “kadınsız demokrasi”miz, aynı zamanda “halksız ve haksız bir demokrasi”dir. Yani demokrasi değildir!

 

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın