Yazı Hakkında

Başlık:Kadınsız Demokrasi
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:11 Ekim 1992, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Kadınsız Demokrasi

Kuveyt seçimleri ile ilgili en anlamlı başlık Cumhuriyette
idi: “Kadınsız Seçimler.”

2500 yıl önceki Yunanistan’da, kölelerin, yabancıların ve
kadınların oy hakkı yoktu. Batı’nın kanı canı pahasına korudu-
ğu, 21. yüzyılın eşiğindeki Kuveyt’te de, ikinci sınıf yurttaşla-
rın, yabancıların ve kadınların oy hakkı yok.

Zaten Türkiye dışındaki Müslüman ülkelerde demokrasi de
yok.

Demokratik sürecin zaman içinde gelişebileceği umudunu
veren İslam ülkelerinin başında ise laikliği benimsemiş, ba-
ğımsızlıklarını yeni kazanmış olan Türk cumhuriyetleri geli-
yor.

Öyleyse demokrasiyi İslam dini mi engelliyor?

Sorunun yanıtını tarihte aramakta yarar var.

★★★

Orta Asya koşullarının zorunlu kıldığı göçebe yaşam,
eski Türklerde bir tür “ilkel demokrasi” geliştirmişti. Yaşa-
mın zor koşulları, bir kenarda durup emirler yağdıran bir
soylular sınıfının var olmasına izin vermiyordu. Yargıla-
malar topluluk önünde yapılıyor, kararların alınmasına
herkes katılıyordu.

Boylar, savaş ya da sürek avı nedeniyle bir araya gel-
diklerinde, kendilerine “geçici” bir önder seçiyorlardı.

Türklerin o zamanki dini Şamanizm ise kadındaki “kut-
sal” güce dayanmaktaydı. Hukuksal açıdan kadın ile erkek
tamamen eşitti. Erkek ancak tek bir kadınla evlenebilirdi.
Ev ve çocuklar üzerinde, erkek ile kadın aynı hakka sahip-
tiler.

Yasa niteliğindeki “emirname”ler, hakan ve “hatun” ta-
rafından, birlikte imzalanmadan uygulanamazdı. Delhi
Türk Devleti’nde Raziye Sultan, Kirman’daki Kutluk Dev-
leti’nde Türkân Hatun, tarihteki ilk kadın devlet başkanla-
rıydı.

Timurlenk’in 1404 te Semerkant’ta verdiği resmi bir zi-
yafete, erkeklerin yanı sıra kadınların da katıldıklarını,
Kastilya Elçisi Klaviya aralarında yazıyor.

★★★

Müslümanlık öncesi Arap ve İranlı kadınların konumu
ise tamamen tersine idi. Arap toplumunda kadın, toplu-
mun en aşağılanan öğesini oluşturuyordu. Örneğin deve
bile, kadından daha değerli sayılmaktaydı.

Kız çocuk doğuran analar cezalandırılabıliyordu. Kadın
mal gibi satılabiliyor, kocanın ölümünden sonra miras ola-
rak devrediliyordu. Erkek istediği kadar kadınla evlen-
mekte ve kadını dilediği zaman terk edebilmekteydi.

İranlılar ise eski dinleri Zerdüşt’ün etkisiyle, Şamaniz-
min tam tersine, kadını kirliliğin ve kötülüğün simgesi sa-
yıyorlardı.

İslam dini, İranlı ve özellikle de Arap kadınını, bir mal ya
da hayvan konumundan kurtarıp, “ikinci sınıf” da olsa “in-
san” konumuna getirdi. Erkeğin yarısı kadar da olsa, bazı
haklara kavuşturdu.

Kızların öldürülmesi yasaklandı. Evlenme dört kadınla
sınırlandırıldı. Boşanma erkeğin keyfine göre “sınırsız”
bir hak olmaktan çıktı. Erkeğin karısına “iyi muamele” et-
mesi, çocuğun anasına da “saygı” göstermesi yükümlülü-
ğü kondu.

Müslümanlığın getirdiği kurallar, öncelikle Arap toplu-
mundaki bozuklukların düzeltilmesine yönelikti. Ama
Arap kadını, bu sayede erkeğin yarı değerindeki bir insan
konumuna yükselirken, Türk kadını, erkekle eşit düzeyde-
ki haklarını yitirdi.

★★★

Kadınların, yani toplumun yarısını oluşturan bireylerin
yaratıcı gücünü, toplumsal ve siyasal yaşamın dışında tu-
tan bir toplum çağdaşlaşabilir mi?

Mustafa Kemal, Türk kadınına çağdaş bir konum kazan-
dırma düşüncesini uygulamaya, hem de Kurtuluş Savaşı’-
nın en umutsuz günlerinde başlamıştı!

Düşman Ankara’ya doğru ilerliyor, hükümet merkezinin
Kayseri’ye taşınması önerileri yapılıyordu. Milletvekilleri-
nin önemli bir kesimi, kadının “vatandaş” sayılmasına bile
karşı idi.

Atatürk, “kadın ve erkek” Türk insanına verilecek eğiti-
min ilkelerinin saptanması amacıyla, ilk öğretmenler ku-
rultayını işte bu ortamda topladı!..

21. yüzyıla hazırlanırken, Atatürk’ün yeniden güncelleş-
tiğini, yaptıklarının daha da anlam kazandığını düşünüyo-
rum.

Eğer Atatürk olmasaydı, Kemalizme bugün burun kıvı-
ran, cumhuriyeti numaralama sevdasına kapılan, “refe-
randumla devrim” yapılabileceğini sanan bazı büyük
üstatlar acaba ne ile uğraşıyor olacaklardı?

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: