Yazı Hakkında

Başlık:Karaoğlan’ın Dönüşümü?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:19 Şubat 1999, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Karaoğlan’ın Dönüşümü?

Bazı yabancı gazeteci ve haber ajanslarından benzer sorular geldi;

– Son gelişmeleri “Ecevit’in dönüşü” olarak nitelendirebilir miyiz? “Kıbrıs Fatihi” olmasının üzerinden 25 yıl geçti. Şimdi benzer bir havayı yakalamışa benziyor..

Ecevit yeniden Türkiye ‘nin siyasal yaşamında belirleyicı bir konuma mı geliyor? Kamuoyunun bugünkü görünen desteği, seçimlere acaba ne ölçüde yansır?

Ben bunlara bir soru daha eklemek istiyorum:

Bugünkü Ecevit ile 25 yıl önceki ne ölçüde benzeşiyor ya da ayrılıyor?

***

25 yıl önceki Ecevit!

Kamplaşmış bir Türkiye’de, bir kesimin parlayan yıldızı idi. Söylemi sert ve kınaydı. Özellikle Demirel ve Türkeş ile tüm köprüleri atmıştı.

Giderek işveren çevreleri de O’nunla tüm köprüleri attı.

“İşçi babası” ve “sermaye düşmanı “‘gibi görülmekteydi.

Ama Ecevit o gün de dindarlarla dincileri ayırmaya büyük Özen gösteriyordu. 0 gün de ırkçı-şoven milliyetçilerle savaşıyor, ama aynı zamanda da “Atatürk mıilliyetçiliği”nin ödünsüz bayraktarlığını yapıyordu.

O gün de, bir yandan demokratikleşmeyi savunurken, öte yandan “halklara özgürlük” diye bağıranların meydanlarda üzerlerine yürüyordu…

Bugünkü Ecevit!

Artık bir kampın adamı değil. Söylemi çok daha ılımlı ve uzlaşmacı. Recaî Kutan’la bile köprüleri atmış sayılmaz;

İşçi kesiminden kopmamış, ama işveren kesimiyle barışmış.

İdeolojik çizgisinin ana noktalarını ise koruyor.

Ecevit dış siyasette her zaman usta, kararlı, kişilikti ve atılgandı. İç siyasette olduğu gibi, dış siyasette de gerektiğinde “ölçülü bir risk” almaktan hiçbir
zaman çekinmemişti.

Bunu Kıbrıs’ta da, haşhaş yasağını kaldırırken de,
Ege’de de göstermişti. Son olarak Öcalan konusunda kanıtladı.

ANASOL hükümetinin dış siyaseti de, Ecevit’in
damgasını taşıyordu…

Önceki hükümetin milli eğitimde yapabildikleri de Ecevit’in geleneksel çizgisine uygundu. Ama o hükümet döneminde başlayıp şimdi giderek belirginleşen bir yeni olgu var…

Sol artık ekonomiyi de iyi yönetebileceğini gösteriyor.

Ecevit’in ekonomi kurmayları da, şimdilik iyi puan
topluyorlar.

***

“Barış Harekâtı” Ecevit’in oylarının yüzde 33’ten yüzde 42’ye çıkmasında kuşkusuz ki büyük etken olmuştu. Hem de seçimler yaklaşık üç yıl sonra yapıldığı halde…

Öyleyse “Öcalan Harekâtı” da şimdi Ecevit’in partisini FP’nin de önüne geçirir mi?

Önümüzde seçimlere sadece iki ay var. Bu süre içinde olayın etkisi biraz azalır, ama azımsanmayacak ölçüde de sürer.

Türkiye şu anda, Cumhuriyet tarihindeki en yüksek oranda “kararsız” seçmen kitlesine sahip. Kararsız seçmeni ise bu tür olaylar, toplumda o anda
esen rüzgârlar çok etkiler.. Kararsız seçmen güçlüye yönelir.

Kararsız seçmen çok.. CHP’den uzaklaşan seçmen çok.. Hatta MHP’nin dinci bir görünüm kazanmasından, gençlerinin üniversitede “tekbir” getirerek yaptığı saldırılardan rahatsız olan seçmen çok..

Ve Ecevit artık toplum genelinde, 25 yıl önceki gibi “bölücü”değil, “birleştirici” gibi algılanıyor!..

Bunalımlı bir dönem…

“İstikrar” arayışı içinde bir toplum .

“Kıbrıs Harekâtı “ndan “Öcalan Harekâtı”na uzanan bir çizgi…

Dürüst, güven veren bir önder…

Tüm bunların “Karaoğlan’ın dönüşü” anlamına gelip gelmediğini, iki ay sonra anlayacağız.

ÖZÜR! Sayın Mahmut Makal’ın çok ilginç mektubunu, Öcalan alayı nedeniyle bugün köşeme alamadım. Vermiş olduğum sözü pazar günü yerine getireceğim.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın