Yazı Hakkında

Başlık:Kargalar ve Bülbüller Üzerine
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:07 Haziran 1998, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Kargalar ve Bülbüller Üzerine

Uzun yıllar önceydi.. Demokrat Parti iktidarının son dönemleriydi.

Hem Mülkiye’de öğrencilik, hem de Yeni Gün’de gazetecilik yapıyordum. Spor servisindeydim, ama basın kartı sahibiydim. Ve de “Meclis muhabiri” olabilmek için de, sarı basın kartı sahibi olmak gerekiyordu.

Gazetenin Meclis muhabiri rahatsızlanmıştı. Yazı işleri müdürü beni çağırdı ve bütçe görüşmelerini izlemek üzere TBMM’ye gitmemi istedi.

Bütçe üzerindeki genel konuşmalar bitmişti. Sırada Maliye Bakanlığı bütçesi vardı. Sıkıcı olacağım düşünerek kalkmaya karar vermiştim ki söz alanların isimleri okundu.

Bir de baktım ki dördüncü sırada Esat Mahmut Karakurt.

Galatasaray Lisesi Edebiyat öğretmeni.. Ünlü bir romancı.. Renkli bir kişi..

Ama bu nitelikleri ile “maliye” arasında bir bağlantı kuramıyordum. Beklemeye karar verdim… Hoca kürsüye çıktı:

– Valla ben mâliyeden falan anlamam!..

CHP’li Karakurt’a hemen iktidar sıralarından laf atıldı:

– Öyleyse niçin çıktın oraya?

Hoca da gevrek bir kahkaha attı:

– Amma velakin.. Bülbül sesi ile karga sesini ayırt etmek için de müzikten anlamaya gerek yoktur…

★★★

Orhan Veli‘nin en popüler olduğu dönemdi.

“Yeni Şiir” modası almış yürümüştü. Seveni çoktu.. Ama “vezin”, ölçü falan olmaması da alışkanlıklara çok ters geliyordu.

Yeni Şiir’i sevip sevmedikleri sorulan bazı ünlüler, ellerini iki yana açmaktaydılar

– Ne diyeyim bilmem ki!. Yeni Şiiri anlamıyorum.

Orhan Veli, “Veli’nin oğlu” da, en çok bu gibi yanıtlara bozuluyordu:

– Gözünüzü bağlasalar ve size bir çiçek koklatsalar. Sevmek ya da sevmemek için, ille de onun ne çiçeği olduğunu, rengini, biçimini falan bilmeniz mi gerekir?

★★★

Fıkra Sayın Zekeriya Temizel‘e ait

Almanya’daki bir büyükelçimiz hiçbir operayı kaçırmıyormuş.. Mozart, Puccini, Verdi, Donizetti.. O opera senin bu opera benim..

Türk diplomatlardan birisi dayanamayıp sormuş.

– Sayın Büyükelçi, siz ne İtalyanca biliyorsunuz ne de Almanca.. Ne anlıyorsunuz bu operalardan?

Yanıt kısa ve yalın olmuş:

– Ben kuşdilinden de anlamam, ama bülbülü dinlemeye de bayılırım..

★★★

Aristo‘nun Politika kitabı ünlüdür.

Kendisi pek eşitlikçi ve demokrat bir düşünür sayılmaz. Ama somut gözlemlerinden sonuçlar çıkarmaya çalışmıştır. Bu nedenle de, demokratik düşünceye önemli katkıları vardır.

Kitabının bir yerinde şu düşünceyi savunur:

– Bir şey hakkında, onu yapan değil yapmasını bilmeyen, ama onu kullanan daha iyi hüküm verebilir, örneğin, bir yemek hakkında aşçıdan çok o yemeği yiyenler.. Bir geminin dümeni hakkında da, marangozdan çok o dümeni kullananlar…

Yani?

Yasalar hakkında, uygulayanlar ve uygulananlar Yönetim hakkında da, yönetilenler..

Bülbüller.. Çiçekler.. Müzikler..

Anlayanlar.. Anlamayanlar..

Yapanlar.. ve seyredenler..

Kıssadan hisse!?

Kargaların gırtlaklarını yırttığı yerde bülbüllerin sesi duyulmaz.. Ta ki, bülbüllerin yüzlercesi  binlercesi bir araya gelene kadar!

O zaman kargalar susar, bülbüller şakır…

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın