Yazı Hakkında

Başlık:‘Kelaynaklar’dan Bugüne…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:03 Ekim 1999, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Kelaynaklar’dan Bugüne…

Muhsin Batur Paşa’yı önce uzaktan tanıdım. O,12 Mart’ın kudretli komutanlarındandı, Bizlerde 12 Mart’ın bunalttığı kesimden.

O, 12 Mart cuntasının en ilerici ismiydi. Nihat Erim başkanlığında bir “reform hükümeti”nin oluşumunda en büyük etkendi. Ama cuntada giderek sağcılar ağır bastı.

Reform falan yapılamadı. Atilla Karaosmanoğlu ve
arkadaşları, görevlerini onurlarıyla bırakıp gittiler.
Muhsin Paşa da, yönetimin sivilleşmesinde tarihsel bir rol oynadı.

Derken ikimiz de, Atatürk’ün kurduğu partinin
bayrağı altında TBMM’de buluştuk.

Karizmatikti.. Açık sözlü ve dürüsttü.. Demokrasiyi
içine sindirmişti.. Hiçbir zaman eğilip bükülmedi, inançlarından ödün vermedi.

Cumhurbaşkanlığına adaylığını koyduğunda, benimle de baş başa görüştü.
CHP içinde o görevi en yapabilecek birkaç isimden birisiydi. Ama parti içinden on on beş kişilik bir kesim, küçük hesaplarla oy vermediler.

Verseler seçilecekti.

Belki de 12 Eylül olmayacaktı…

★ ★★

Tuğgeneral Yalçın Işımer’i hiç tanımazdım. GATA’nın açılış dersinden basına yansıyan sözlerinden tanıdım. Mutlu oldum!

İnsanlar inandıkları, savundukları düşüncelerini başkalarının ağzından duymaktan mutlu olurlar. Hele o başkaları, görevleri ya da kişilikler gereği önemliyseler.

Ne demiş Sayın Işımer “Atatürk’üm, Türkçem”
başlıklı dersinde?

Din adına Arap kültürünün dayatılmasına karşı çıkmış.
Atatürk’ün dilimizi de, ibadetimizi de Türkçeleştirme
çabasına sahip çıkmış. Ve haykırmış:

“Türkçe ninnilerle büyüdük, dualarımız da Türkçe olacak!’

Kutsal dil var mı? Yok.

Eğer olsaydı, Tanrı kutsal kitaplarının birisini Aramca,
birisini İbranice, birisini Arapça yollamazdı. Tanrı,
her topluma kendi diliyle, yani anlayacağı dille seslendi.

Prof. Yaşar Nuri Öztürk’ün deyimiyle. “Arapçadan başka dil bilmeyen bir
Tanrı olabilir mi?

Atatürk, Kuran’ın da, ezanın da, ibadetin de Türkçeleşmesini istiyordu. Din tüccarlarının aradan çekilmesi için… Dindar halkın özgürleşmesi için!

O zaman Atatürk’e diş ekleyenler, şimdi de Işımer Paşa’ya kin kusuyorlar.

Ben ve benim gibi düşünenler ise Sayın Işımer’i gönülden alkışlıyoruz. O güzel
konuşması uzun uzun ve coşkulu bir biçimde alkışlayan tüm komutanlar, subaylar ve GATA öğrencileri gibi…

★ ★★

İsmet Paşa’nın son başbakanlığı dönemiydi. ABD’ de önemli bir resmi gezideydi. Hükümet bir azınlık hükümetiydi. Ve İnönü’nün
altındaki iktidar koltuğu, o yurtdışındayken çekildi.

Ana muhalefet partisinin genç önderi Demirel’in öncülüğünde..

Birkaç gün bile sabretmeden. Yaşlı kurdun, yurdunun
çıkarlarını savunmak için o geziye çıktığına önem bile
vermeden.

Ecevit şimdi 75 yaşında. Yorgun.. Ama çok güç bir
dönemde, ülkede önemli bir denge görevi yapıyor. Ve çekilse, doğacak boşluğun nasıl dolacağını kimse bilemiyor.

Daha önemlisi, Ecevit çekilirse daha iyi olacağını söyleyen, sağduyulu tek kişi bile yok!

Ve bir kesim, bir kısım “Faziletli” ile el ele.. Başbakan’ın hasta olduğunu, görevini yapamayacak durumda bulunduğunu kanıtlama çabasında.

Ne zaman?

Tam da Ecevit ABD’de, Türkiye için çok önemli girişimlerde bulunurken!

TV’de canlı yayında Türkiye Başbakanı’nı izliyorsunuz. New York’ta Basın Kulübü’nde konuşuyor ve sorulan yanıtlıyor. Konuşması tutarlı, yanıtları açık ve etkili.

Geçmişte Muhsin Batur’a cumhurbaşkanlığı için oy
vermeyen, kendi partisinden milletvekilleri..

Dün, GATA’nın açılışındaki doğru düşüncelere saldıran dinciler.. Bugün; yorgun Ecevit’i neredeyse “bunak” yerine koymaya çalışan şunlar bunlar…

Batur’a oy vermeyenlere CHP içinde “Kelaynaklar”
deniyordu. “Cuntacıya oy vermeyiz” diyenlerin 12 Eylül cuntacılarını nasıl mutlu ettiğini zaman gösterdi.

Yalçın Işımer’e saldıranların kimleri mutlu etmeye çalıştıktan zaten ortada.

Bugünkü bir kısım aymazın kimleri mutlu edeceğim ise, gene zaman gösterecek!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: