Yazı Hakkında

Başlık:‘Kemalist Devlet’ Manzaraları…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:28 Eylül 1994, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

‘Kemalist Devlet’ Manzaraları…

Çalışma Bakanlığı’nda görevli eski bir öğrencimle, bir
rastlantı sonucu karşılaştım geçenlerde… “yazdıklarınız buzdağının sadece suyun yüzünde görünen çok küçük bir kesim ” diyordu.

“Yazılarınızda bizim bakanlığın adı bile geçmiyor.
Oysa bizim bakanlıkta da tamamen şeriatçı ve tarikatçılar egemen… Size ayrıntılarıyla anlatsam inanamazsınız. Durum sandığınızdan çok daha vahim!”

Peki Çalışma Bakanlığı -hiç değilse üçyıldır- bir SHP’yii
tarafından yönetilmiyor mu?

Evet, yönetiliyor!..

Alışveriş sırasında genç bir bayan, yanıma yaklaştı.
MTA’da çalışıyormuş:

“Ellerde küçük radyo-kasetler. İstanbul’daki bilmem
hangi caminin vaizi. Bütün gün bangır bangır onun sesini duyuyoruz.. Kapıları kapatıp Cumhuriyet gazetesini gizli gizli okuyoruz. Ama ne zamana kadar?”

Bunlar Cumhuriyet başkentinin göbeğinde olanlar.
Üstelik de şeriatçı işgalinin dışında kaldığı sanılan kurumlar…

Tıpkı koalisyon paylaşımında SHP kanadına bırakılmış Türk Standartları Enstitüsü gibi… Hani şu 40. kuruluş yıldönümünü, geçenlerde ‘kurum binası’nda mevlit okutarak ve de ‘hutbe yarışması açarak’ kutlayan TSE…

★★★

Bir tarihte Milli İhanet Eğitimi Bakanlığı mı?” başlıklı
yazım ses getirmişti… Sesi çıkmayan ve böylesine ağır
bir hakareti üstüne atmayan kişi ise zamanın CYP’li Milli
Eğitim Bakanı olmuştu… Geçen haftaki ‘Uyuyabiliyor
musunuz Sayın Bakan?’ başlıklı yazımdan sonra da öyle
oldu.

Duyarlılık DYP’li Bakan’dan değil, eski Senatör Niyazi
Ünsal’dan geldi.

(Durumun iki açıklaması olabilir: Ya DYP’li bakanlar,
devlete giderek şeriatçıların egemen olmasını kendi
ideolojilerinin gereği sayıyorlar ya da bu durum karşısında çaresiz oldukları için -kırmızı plakalı araba uğruna- her şeyi içlerine sindiriyorlar!.. Başka bir olasılık var mı?)

Sayın Ünsal, önce Refahiye Kandil Köyü Muhtarı Hasan Akkurt’un ‘üç gün önce’kendisine söylediklerini aktarıyor “Şalaklı Aşiretinin çobanları muhtarlık odasına gelip, Türk bayrağını ve Atatürk fotoğrafını indirmemi istediler, indirmedim. İkinci gün 12 kişi birden geldi. Korktum. indirdim ikisini de Kapıyı kilitleyip, çivileyip geldim buraya…”

Niyazi Unsal, olayla ilgili ayrıntılar verdikten sonra ekliyor:

“Kimmiş bunları yapanlar diyeceksiniz… Erzincan
Valiliği’nin köye yerleştirmiş olduğu çobanlar!.. İşin tüm
vidaları sökülmüş, çatı dağılmak üzere…”

‘Milli Eğitim’ ve Sağlık Bakanlığı’ndaki durumu zaten
artık bilmeyen yok.

Bir öğretmen, Terme Sağlık Meslek Lisesindeki durumu anlatıyor:

“Öğrencilere, bir önceki yıl sosyoloji kitabından neleri
okuduklarını sordum. Kitabı hiç okumadıklarım söylediler. Dersi kimin verdiğini sordum. Bir müftülük görevlisi vermiş. Yahudilik ve Masonluk adlı bir kitap okumuşlar Hepsinin ortak yanı, tam bir Yahudi ve Mason düşmanı oluşlarıydı!..”

Genç öğretmen, psikoloji dersinde yaratıcı zeka ‘dan
söz edecek olmuş. Öğrenciler hep bir ağızdan, “Yaratma Allah’a mahsustur!” diye bağırmışlar.

Kanısını şöyle özetliyor:

“Şeriatçı yurtlarında kalmış erkek öğrenciler tamamen kayıp! Hepsi de yoksul aile çocukları Beyinleri adeta yıkanmış.. Sanılanın tersine, kız öğrencilere bir şeyler verebilmek olanağı az da olsa var…”

★★★

İşte aptalların ya da hainlerin Kemalist devlet” diye
ilan ettikleri bu!

Son kırk yılın gaflet ya da ihanetleri ile Kemalizm
düşmanlarına adım adım teslim edilen bu devletin bir
batağa saplanmakta oluşu doğru. Ama o devletin hala
Kemalist olduğunu ve gelinen noktanın sorumluluğunun da Kemalizme düştüğünü öne sürebilmek tam bir yüzsüzlük örneği…

Devleti ayakta tutan sütunları birer birer yıkmaya çalışanlar, çöken binanın altında ilk kalacak olanlardır!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın