Yazı Hakkında

Başlık:Kıbrıs Gidiyor mu?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:30 Haziran 1995, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Kıbrıs Gidiyor mu?

Birinci kural: Dilim dilim yutmak, bütünü bir kerede yutmaktan kolaydır.

Hem daha kolay sindirirsiniz hem de fazlaca dikkati çekmezsiniz. Bu nedenledir ki ‘salam politikası ’ uluslararası ilişkilere kadar girmiştir.

İkinci kural: Düşman güçlü anında değil, zayıf anında sıkıştırılır. Elleri kolları serbestken değil, başka düşmanla boğuşurken ödün istenir.

Böylece salamdan bir dilimin daha gittiğinin, çok kişi ayrımında bile olmaz!

★★★

‘Neye mal olursa olsun’ koltuğunu korumakta kararlı bir başbakan.. onun kuyruğundan kopmayı ‘dünyanın sonu’ sanan bir CHP.. ve RP’nin oyuncağı durumuna düşmüş bir Meclis.

Salamı dilimlemek için bundan daha uygun bir ortam olabilir mi?

Kıbrıs’ta ilk dilim, 24 şubatta kesildi.

İkinci dilim mart ayındaydı.

AB, Türk ve Rum taraftan ‘federasyon’ konusunda anlaşmasalar bile, Rum yönetimini -Kıbrıs’ın tümünü temsilen- tam üyeliğe kabul edeceğini bildirdi.

Üçüncü dilim, anayasa. Meclis bataklığında debelenirken kesildi..

Brüksel, Rum yönetimi ile tam üyelik görüşmelerini ‘dana da öne’ aldığını açıkladı.

Ve Kıbrıs Rumları ile ‘savunma anlaşması’ imzalayan Yunanistan, devreye Suriye’yi de soktu. KKTC’ye yapılacak bir saldırıda. Yunanistan’ın uzaklığını, Suriye’nin yakınlığı ‘telafi’ edecekti.

★★★

1960 Zürih ve Londra anlaşmalarının, Türkiye’ye tanıdığı bir silah vardı.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, Türkiye ve Yunanistan’ın birlikte tam üye olmadıklar, hiçbir uluslararası kuruluşa giremeyeceği hükme bağlanmıştı.

Yani Türkiye, AB’ye şöyle diyebilirdi:

– Kıbrıs’ı tam üye yapmak istiyorsanız önce beni tam üyeliğe kabul etmek zorundasınız! Rum yönetimini, Kıbrıs’ın tümünün temsilcisi saymanızı da kabul etmiyorum!

Ama Türkiye, Veto’sunu kullanmadı.

Ne uğruna?

AB’ye değil de ‘gümrük birliği’ne kabulü, bir büyük ‘zafer’ gibi göstermek uğruna… Sorunların altında ezilen bir hükümeti, birkaç ay daha sürdürebilmek
uğruna.. ulusal iradeyi çarpıtan bir Meclis’in yenilenmesini, birkaç ay daha geciktirebilmek uğruna…

Değer miydi? Değer mi?

★★★

Salamdan artık ince değil, giderek daha da kalınlaşan dilimler gidiyor.

Bu süreç önlenemezse varılacak yer bellidir.

Gümrük birliği anlaşmasının 64. maddesine göre, Türkiye, AB’nin KKTC’ye uyguladığı ticari ambargoya uymak zorunda kalacaktır. Kıbrıs Rum yönetiminin AB’ye tam üyeliği kesinleşince de Türk askeri adayı terk etmek zorunda kalacaktır.

Ada Türkleri, Erol Manisalı‘nın deyimi ile ‘Batı Trakya Türklerinin konumuna’ düşeceklerdir!

21 yıl önce dökülen kanlar.. 21 yıldır direnilen ambargolar, baskılar, sıkıntılar..

Bütün bunlar, Bayan Çillerin üç buçuk gün daha iktidarda kalması için miydi? CHP’nin, Atatürk partisi olma niteliğinden, biraz daha uzaklaşması için miydi?

★★★

Kıbrıs Türklerini kurtarma kararını, 21 yıl önce vermiş olan Ecevit endişeli.

Kıbrıs davası ile bütünleşmiş olan Denktaş endişeli.

Kıbrıs sorununun bir numaralı uzmanı Soysal endişeli.

Ama hükümet rahat!

Hükümet, Sayın Ecevit’in. KKTC ile ‘içişlerinde özerk’ bir bütünleşme önerisine de karşı… Sayın Denktaş’ın, ‘Savunma İşbirliği Anlaşması’ önerisine de…

Değiştirin, bu toplumun ayak bağı olan anayasayı.. ve sonra da çekin resti:

– Biz çağdaş, demokratik bir toplum olmak için üzerimize düşeni yapıyoruz. Gerisi sizin sorununuz!..
Eğer bize gereksinmeniz varsa, eşit koşullarda ortaklık yaparız. Yoksa, şu ya da bu ödün uğruna, kapınızın önünde beklemeye niyetimiz yok!

Ama anayasayı değiştirmek zor, ödün vermek kolay!

Küçük adamlarla büyük işler başarıldığı nerede görülmüş!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: