Yazı Hakkında

Başlık:Kim Yozlaştırıyor Bu Düzeni?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:28 Şubat 1993, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Kim Yozlaştırıyor Bu Düzeni?

Ankara Üniversitesi’nin düzenlediği bir bilimsel toplantıda açıklandı: “1980 sonrası, cumhuriyet tarihinde hemen tüm kurumları en yoğun ve hızlı yozlaştığı dönem olmuştur!..”

Bunu bir bilimsel saptama olarak özellikle vurgulamak gereğini duyan iki konuşmacı da “solcu” falan değildiler. Ama “bilim adamı”ydılar.

Durumu tanımlarken gerçekçi, durumun siyasal sorumlularını göstermekte ise çekingendiler…

12 Eylül yönetimi, sivil kurumlan “emir-komuta zinciri”ne sokarak yozlaşmaya uygun bir ortam hazırladı. Demokratik denetim yolları kapandıkça, yetki sahiplerinin “keyfi” davranışları arttı.

Sayın Özal ise kurumları ve o kurumların getirdiği kuralları bir “ayakbağı” sayıyordu. 12 Eylül’ün armağanı olan yetkileri, kurumları devre dışı bırakmakta kullandı. “İş bitirmek” gerekçesiyle, kimi kurumun saygınlığını yıprattı, kimisinin de yapısını bozdu.

General Evren ve arkadaşları, “Güç yozlaşma doğurur. Mutlak güç mutlak yozlaşma demektir” sözünü hiç duymamış olacaklardı. Ama onların sayesinde (!) bu acı gerçeği toplum yaşayarak öğrendi.

★★★

İki gün süren bilimsel toplantının konusu “siyaset ve ahlak”tı. Dinleyicilerin çoğu da siyasal yozlaşmaya dönük eleştirileri alkışlamaya gelmişlerdi.

Bilim adamları her fırsatta siyasal yozlaşmadan yakınıyor.

Basın, her Allah’ın günü, siyasal yaşamdaki yozlaşmanın örneklerini sergiliyor.

İş alemi, işi gücü bırakmış, siyasal yozlaşmayı önleyecek reçeteler üretiyor.

Sanki herkes, bir günahkarı taşlayarak kendi günahlarını unutmak ya da unutturmak çabası içinde…

★★★

Vergi kaçırmayı “meşru” sayan işadamı, alıcıya yalan söylemeyi meslek gereği sayan satıcı için delege oylarını satın alarak aday listelerine girmek büyük bir yozlaşma örneğidir.

Tekelleşme savaşı içinde birbirlerine olmadık çamurlar atan, gazetesini satabilmek için basın dışı yollara başvurmakta sakınca görmeyen yayın organları için en büyük edepsizlik, milletvekilleri arasındaki dalaşmalardır.

Radyasyon tehlikesini halktan saklamayı devlete hizmet (!) gibi gören bilim adamları için milletin vekillerinin Meclis’teki sıraları boş bırakması kadar büyük bir sorumsuzluk örneği olamaz!..

Hatta maçlarda bir gruba koro halinde “iğrenç” küfürler yaptıran
on-onbeş kişi ile başetmeyi beceremeyen kamu görevlilerine bile sorsanız bu ülkeyi batıran Meclis’teki 450 kişidir!..

Peki, Özdağlar’ı bırakıp da -yolsuzluğu bir ses kayıt aygıtı ile ortaya çıkaran- rahmetli Adnan Kahveci’yi eleştirenler, acaba bu basının içinden değiller miydi?

Özel TV ve radyolardan gazete eklerinin adlarına kadar, “Amerikanca” özentiliği yaparak dildeki yozlaşmaya çanak tutanlar, acaba çokuluslu bazı yabancı ortaklıkların Türkiye temsilcileri midir?

Bir kişi ile tek sözcük konuşmadan, onun ağzından demeçler uyduran spor muhabirlerini, hangi yayın organları kulaklarından tutup da kapıya koyuyorlar?..

Eleştiri ve duyarlılık, yozlaşmayı önlemenin en geçerli
yollarındandır. Ama başka kişi ya da kuruluşları eleştirirken inandırıcı olabilmek için insanın işe önce kendi evinin önünü süpürmekle başlaması gerekir!..

★★★

Bir “düzen” düşünün.

Doçentin birisi, 5 sayfası da -İngilizce bir yayından Türkçeye bile çevrilmeden- yürütme olan 35 sayfalık bir derlemeyi “profesörlük takdim tezi”olarak veriyor. Rektörün birisi, onu profesör yapabilmek için jürisine dalından olmayan kişileri dolduruyor. Jüri raporunu görüşecek kurulun yüzde 80’ini onun dalından olmayanlarla
oluşturuyor.

Bunu yapan rektör de “üniversiteleri düzeltmek” için
YÖK Başkanlığı’na getiriliyor!”

Ve yasaları çiğneyerek profesör yaptırdığı o doçenti, önce rektörlüğe, sonra da YÖK üyeliğine yükseltiyor!..

Alın size bir bulmaca: Hukukçu olduğu halde kendi kendisini “fizyoloji kürsüsü” başkanlığına atayıp “döner sermaye”den para alan bir başka rektörü “o düzen” nasıl cezalandırdı dersiniz?

Yukarıdaki YÖK Başkanı görevden ayrılınca, onun yerine YÖK Başkanı yaparak!..

İşte “o düzen “, bizim düzenimiz.

Yetkileri veren 12 Eylül Anayasası, kullanan da Sayın Özal…

“Toplum niçin yozlaşıyor, devlet niçin çürüyor” diye hala merak eden var mı?

Bu düzeni değiştirmeden, yozlaşmanın önlenebileceğine inanan var mı?..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: