Yazı Hakkında

Başlık:Köyde Şenlik…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:05 Kasım 1995, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Köyde Şenlik…

Ulusal bir gün.

Yamaçlara kurulmuş bir köy. Yörük köyü… Bütün ışıklar söndürülmüş. Ama evlerin damlarında yüzlerce küçük alev… Tek kişilik güveç kapları içinde yakılmış olan alevler… Olağanüstü bir görünüm.

Köy Enstitülü öğretmeninin öncülüğünde, üç çocuğunu doktor yapmış bir köy.

Ve benzeri köyler… Onlarca… Mersin’in yamaçlarında.

Cumhuriyet haftasındaki ilk durağım Mersin’di.
Duyduklarım ye gördüklerim beni çok mutlandırdı.

Prof. Vural Ülkü‘nün yönetiminde, “çağdışı”lığa kapalı bir üniversite Hayati Şimşek‘in yönetiminde, üç ayda büyük aşamalar yapmış bir Atatürkçü Düşünce Derneği, Atatürk’ün yaptırdığı örnek kültür merkezinin 650 kişilik salonunda, coşkulu bir kalabalık. Toplumsal duyarlılığı ve sahil boyu uzanan bulvarları ile çağdaş bir kent.

Cumhuriyetin yıldönümünü doya doya kutlayan…

★ ★ ★

İkinci durak Adana idi.

Atatürkçü Düşünce Derneği orada da emin ellerde. Dr. Yunus Emre Evlice ve arkadaşları, özellikle üniversite gençliğine yönelik çabalarını yoğunlaştırmışlar.
Üniversite yönetiminin Mersin Üniversitesi’ndeki kadar yoğun bir desteği yok. Ama -bazı taşra üniversitelerindeki gibi- olumsuz bir tutum da söz konusu değil.
Üniversitenin büyük amfisinde, ilgili bir kalabalık vardı.

Ve düşüncelerim, ister istemez aylar öncesine, Gaziantep gezime kadar uzandı.
Orada da çok uygun bir toplumsal ortam söz konusuydu… Orada da üniversite ve çağdaş kafalı bir rektör vardı… Ama Atatürkçü Düşünce Derneği -belki bazı yerel siyasal hesapların da karışmasıyla- ölü doğmuştu… Acıklı bir durumdaydı.

Atatürkçü Düşünce Derneği’nin şube sayısı 170’i aştı. Değerlendirilmeyi bekleyen büyük bir potansiyel var… Uygun ortamı yeterince değerlendiremeyenler, bayrağı başkalarına bırakmalılar.

Genel Merkez uyumamalı!

Bu, bazı Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği şubeleri için de geçerli.. İstanbul’daki dinamizmden örnek almayanların varlığı bir giz değil.

★ ★ ★

Adana, Güneydoğudan göçün etkilerini en çok yaşayan iller arasında. Ama GAP’ın olumlulukları -daha şimdiden- kendisini göstermeye başlamış.

Göç durmuş. Hatta “geriye göç”ler başlamış.
Bu yıl -belki de ilk kez- pamuk toplayacak işçi bulma sıkıntısı yaşanmış, inşaat işçisi de zor bulunur olmuş.

Daha PKK sorunu yokken bile, Çukurova’nın mevsimlik emek gereksinmesini Güneydoğu karşılardı. Bu yıl çekilmeye başlanan sıkıntı, Harran’ın Çukurova’ya rakip olmaya başladığı gerçeğini ortaya koyuyor.

Bu süreç geliştikçe, büyük kentler için “kurtuluş umudu” da doğacak demektir.. İstanbul da Ankara da “büyük köyler” olmaktan çıkabilecekler demektir.
Ve de RP, kendisini besleyen “en büyük kaynak”tan yoksun kalacak demektir!..

★ ★ ★

Çukurova’dan dönerken, uçakta Mehmet Örmeci ile tanıştım.

Sayın Örmeci, Meteoroloji Genel Müdürü.. öğrenimini Meteoroloji’nin burslusu olarak yapmış. En alttan başlayıp, aşamaları adım adım geçmiş. Genel müdür yardımcılığı görevinde pişmiş… Ve sonunda genel müdür olmuş.

Sindire sindire gelmenin, siyasete bulaşmamış olmanın tüm olumluluklarını taşıyor.

Bir yurtdışı toplantıda, Alman genel müdürün yanındaki bir kişinin, dikkatini çektiğini anlattı. Sürekli not tutuyormuş. Kim olduğunu sorduğunda, şu yanıtı almış:

– Üç yıl sonra ben emekli oluyorum. Benim yerimi o alacak!…

Devlet bürokrasisine en saygısız devlet adamı, rahmetli Özal’dı.. Ne ilginçtir ki, siyasal tercihler ve tepeden inmecilikle, o bürokrasiye en çok zarar veren de işte o zihniyet olmuştur…

Köyde şenlik… GAP… “Doğru” bürokrat…

Umut, Kaf dağının ardında değil.. Yeter ki umut tohumlarını sulamasını bilelim!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın