Yazı Hakkında

Başlık:Kurban’lık…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:18 Nisan 1997, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Kurban’lık

Olay Brüksel’de, Kurban Bayramı’nda geçer.

Koca genç bir Türk, karısı ise Belçikalı… Bir kurbanlık alınır. Adam o kurbanlığı “İslamın gereklerine göre” kesmeye karar verir. Çünkü bir süredir tarikatçı olmuştur.

Yatırır kurbanlık koyunu küvetin içine. Kesmek için
yarım saat uğraşır, çocukların dehşetle açılmış gözleri önünde..

Her taraf kan içindedir. Hayvanın canhıraş feryatları üzerine komşular polis çağırırlar.

Adam Türkçe öğrenmek isteyen karısını Arapça öğrenmeye zorlar. Karısı günün birinde Atatürk’ün Türkiye için yaptıklarını öğrenir ve “Hoşuna gideceğini umarak” kocasına anlatır.

Çok fena bir dayak yer…

★★★

Eski cumhurbaşkanlarımızdan Cevdet Sunay şöyle buyurmuştu:

“Bugünkü okullarda yetişen gençlere ülke yönetimi teslim edilemez. Biz laik okullara karşı ımam-hatip okullarını bir seçenek olarak düşünüyoruz. Devletin kilit mevkilerine yerleştireceğimiz gençleri bu
okullarda yetiştireceğiz…”

Eski Cumhurbaşkarılarımızdan Kenan Evren şöyle buyurmuştu:

“İmam-hatip okullarında iyi eğitim veriliyor. O çocuklardan zarar gelmez!.. ”

Şimdiki Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel
şöyle buyuruyordu:

“Türkiye laikliği dinsizlik olarak anlamış ve yanlış
tatbikatlar yapmıştır Yüzde 99’u Müslüman olan halkımızın, çocuklarına dini öğretmek hakkı vardır. Kızlar imam olamaz, ama hatip olabilir…”

Bugün Türkiye’de, mesleki ve teknik öğretimdeki
imam-hatipli oranı yüzde 50’yi aştı. Milli Eğitim’e yön
veren Talim ve Terbiye Kurulu’nda en büyük grubu imam okulu kökenliler oluşturuyor. Meclıs’in yaklaşık yüzde 15’1 imam-hatıp mezunu. Hükümette çok sayıda imam-hatip kökenli var… İstanbul başta olmak
üzere, birçok kentin belediye başkanı da aynı kökenden.

Pek sayın cumhurbaşkanlarımız amaçlarına şimdiden ulaşmış sayılabilirler.

Ve yapılan araştırmalar, imam okulunu bitirenlerin
yüzde 50’sinin şeriatçı olduğunu ortaya koyuyor!

★★★

Acaba toplumsal ve siyasal yaşamımızı imamlaştırma çabalarımız yeterli mi?

Pek sayılmaz!

Şu tablo, çabalara hız verilmesi gerektiğini ortaya
koyuyor:

Üniversite öğrencilerinin yüzde 42’si, üniversite öğretim üye ve yardımcılarının ise yüzde 31 ’i “hâlâ” kadın… Doçentlerin yüzde 33’ü, profesörlerin de yüzde 10’u “hâlâ’ kadın. Her altı doktordan ve her beş
avukattan birisi “hâlâ” kadın… Ve toplam çalışan nüfusun üçe biri de “hâlâ” kadın…

Acemler ve Araplar dışarıdan, Acem ve Arap bozuntuları da içeriden uğraşıyorlar. Hâlâ başaramadılar. Atatürk’ün attığı temeller meğer bizim sandığımızdan da sağlammış.

Nazizmin baskılarından kaçan bilim ve sanat
adamlarına ABD kucak açmıştı. Ama içlerinde düny çapında olanların da bulunduğu 142 tanesi, Atatürk’ün yoksul Türkiyesi’ni seçmişti.

Atatürk Öldü.

O 142’lerden bir profesör ile İstanbul’da görev yaptığı fakültenin dekanı arasında şu konuşma geçti:

– Atatürk ölmüş, ne yapmam gerekir?

– Sizde bir büyük ölünce ne yaparsanız onu…

– Ama bizde bu kadar büyük bir insan yok ki!

★★★

İstiklal Marşımızın şairini ben de severim. Bazı şiirlerini okurken heyecan duyarım… Ama dinci çevrelerimiz onu -başındaki fesi çıkarmak istemediği için daha fazla severler.

Bu nedenle… Aramızda belki “uzlaşma” noktası
oluşturur diye bayramlık yazımı Mehmet Âkif Ersoy’un dizeleri ile bitirmek istiyorum:

“Çalış dedikçe şeriat çalışmadın durdun.

Onun hesabına birçok hurafe uydurdun,
Sonunda bir de tevekkül sokuşturup araya,
Çevirdin zavallı dini maskaraya.”

Maskaraya dönenler o kadar çok ki… Ciddiye aldığımız, büyük sandığımız kimilerinin aslında birer maskara olduklarını ise zaman bize gösteriyor.

Ve maskaralar çoğaldıkça Atatürk bir kat daha büyüyor…

Maskaralıktan uzak, nice mutlu bayramlar diliyorum.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın