Yazı Hakkında

Başlık:“Kürt Asıllı Türk” Olur mu?!…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:22 Kasım 1995, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

“Kürt Asıllı Türk”

Olur mu?!..

Soru şu:

“Bir ulus yaratılır iken, neden 24 değişik kökenden sadece birisinin ismi, yeni oluşturulan ulus için isim olarak alınmıştır? Türk ismi yeni kurulan devlete verilince, bu köken geri kalan 23’üne karşı bir üstünlük
sağlamış olmuyor mu?”

Ve devam ediyor:

“Kürt asıllı Türk ya da Ermeni asıllı Türk deniyor. Bir insan hem Kürt hem Türk, hem Ermeni hem Türk olabilir mi? Amerika hep örnek olarak verilir. Oysa Amerika bir ırkın değil kıtanın ismidir. Biz de Anadolu devleti deseydik, daha doğru olmaz mıydı?”

Soruyu, Mersin’den avukat Adil Rastgeldi yöneltiyor.

Mersin ve Adana’da yaptığım konuşmaları basından
izlemiş. Çağdaşlaşabilmenin önkoşulunun “uluslaşmak” olduğunu vurgulamıştım. Uluslaşmanın da ayrı topraklar üzerinde yaşayan insanlar arasında bir dayanışma duygusu, bir “biz” bilinci yaratmaktan geçtiğini
söylemiştim.

Sayın Rastgeldi’nin Atatürk’ün 24 etnik kökenden
gelen insanlardan bir ulus yaratmaya çalışmasını onayladığı anlaşılıyor. Ama bu ulusa “Türk” denmesine takılıyor.

Bir kere, Anadolu’da yaşayanlara “Türk “adını veren
Atatürk değildir! Türkiye’ye adını koyanlar da Türkler değildir!

Daha önce de yazmıştım:

Daha 13. yüzyıl sonlarından başlayarak “Türkiye” diyenler, Venedikliler ve Cenevizlilerdir. Napolyon’un taç giyme törenlerinde “Türk elçisi” diye tanıtılan Osmanlı elçisinin tepki gösterip “Ben Osmanlıyım” dediğini tarih kitapları yazar… Avrupa için Osmanlı padişahının adı “Le Grand Turc “tur (Büyük Türk).

Anadolu halkının büyük çoğunluğu ile Türkçe konuşmasının günahı da Mustafa Kemal’e ait değildir. O sadece “ulus” olmadan -aşiret, kabile düzenini geride bırakmadan- “çağdaş” olunamayacağının bilincindedir.
Ve 24 etnik kökenden bir ulus yaratma kararlılığında
olan bir devrimcidir.

Üstelik de bu ulusu ne “ırk” ne “din” üzerine kurmuştur. Bin yılda oluşmuş olan bir “kültür ortaklığı” üzerinde kurmuştur.

Atatürk, sadece var olan bir ismi yüceltmiştir. Farklılıkları değil, benzerlikleri kurumlaştırmıştır. Ve de ulusa
“güven” duygusu aşılamıştır.

★ * ♦

Gelelim sorunun ikinci kısmına:

Yaşar Kemal, “Kürt asıllı Türk yazarı” olduğunu söylerken, yanlış mı yapıyor? Cem Karaca ya da Cem Özer’in, “Anam Ermeni, babam Çerkez, ben ise Türküm” demeleri yanlış mı?

Amerika’nın bir ırk değil de kıta adı olduğu doğru!

Peki Bröton’un, “Bröton asıllı Fransızım” demesi de
mi yanlış? Gidin bakalım, Katalan’a sorun; Katalan
asıllı İspanyolum” demiyor mu?

Hatta öyle bile demiyorlar… Önce “Fransızım” ya da
“İspanyolum” diyorlar. Ancak bazı durumlarda “etnik
köken”lerini de ekliyorlar.

Yanlışlık bunun neresinde?

★ ★★

İlericilik insanları bölmekten değil, bütünleştirmekten geçer. Bölünen kolay yem olur… Avrupa feodal beyliklerden ulusa geçmişti. Şimdi de uluslararası bir bütünleşme çabasında.

Ama “yeni dünya düzeni”nin bazı güçlüleri, kendileri bütünleşirken başkalarının bölünmesini çıkarına uygun buluyor. Kendilerinin önünde en büyük engel olarak “ulus-devlet”i buluyor. Ve de Atatürk’ü buluyor.

Etnik köken bir “alt kimlik”tir. Etnik kültür bir “alt kültür”dür.

“Ulusal kültür” alt kültürlerle çatışmaz; onların sentezinden oluşur… “Ulusal kimlik” de bir “üst kimlik”tir.

Alt kimliklerle çatışmaz: onları kendi şemsiyesi altında
bütünleştirir!

Etnik kimlik, çoğunlukla “ırksal”dır… Ulusal kimlik ise
bir “kültür bütünlüğü”nün adıdır, bir “ırk bütünlüğü”nün değil!

“Ben Kürt kökenli Türküm” dediğiniz zaman da bu
nedenden dolayı bir çelişkiye düşmüş olmazsınız… Sadece kişiliğinizin iki ayrı boyutunu vurgulamış olursunuz!

Tıpkı “Ben bir Türk işçisiyim” derken kişiliğinizin iki
ayrı boyutunu vurgulamış olduğunuz gibi…

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın