Yazı Hakkında

Başlık:Kürt Aydınlarının Sorumluluğu!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:03 Mart 1999, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Kürt Aydınlarının Sorumluluğu!

Derste “Öcalan Olayı”nı tartışıyorduk.

Bir öğrencim, uzunca bir çözümleme yaptı ve
sözlerini şöyle noktaladı:

“Ben Kürdüm ve biliyorum ki sorunun çözümü
Kürtçe TV falan değil. Bölgenin ekonomik ve toplumsal yapısının değişmesi gerekir. Bölgenin geri bıraktırılmış olması bugün bu sonuçları yaratmıştır. ”

Cumhuriyetin bölgeyi bilinçli bir tutumla geri bıraktığı propagandasını Kürtçüler hep yapıyorlar. Buna inanmak da yöre insanının kolayına geliyor.

Doğu’nun geri kalmışlığı acaba cumhuriyetle mi
yaşıt, yoksa yüzlerce yıllık bir geçmişi mi yar? Niçin
yörenin varlıklıları bile yatırımlarını orada değil de ülkenin batısında yapıyorlar? Hemen tüm cumhuriyet hükümetlerinin bu bölgedeki yatırımları özendirecek önlemleri acaba niçin sonuç vermiyor?

Ve son bir soru… İç Anadolu’ da ve özellikle de Doğu Karadeniz’de aynı ölçüde yoksul yerler yok mu?

Sorunun iki boyutu var. İkisi de “eşitlik”le ilgili!

Birincisi bölgeler arasında.. İkincisi bireyler arasında..

Bölgeler arasındaki dengesizliği düzeltmeden ne
“Güneydoğu sorunu “nu çözebilirsiniz., hatta ne de
İstanbul’un sorunlarını.

İstanbul’a kuşaklar önce gelmiş olan Güneydoğu kökenliler toplumla bütünleşmişler. Ama hızlanan göçün yarattığı “kimlik bunalımı”nı ve aşırı büyümeyi gözemeden, İstanbul’un esenliğe çıkma olasılığı yok!

Göçün hız kesmesi ve PKK’nin umut olmaktan çıkması için, GAP’ın hızlanması ve gençler arasında işsizliğin azalması gerekiyor. Araştırmalara göre
teröre Şırnak’ta ciddi taban var, Urfa’da yok. Çünkü Urfa, GAP’ın yarattığı umudu çoktan yaşamaya başlamış.

Sorunun bu boyutunda Kürt kökenli aydınlarımızla anlaşmamız kolay. Ama sorunun bireyler arasında eşitlik boyutu gündeme geldiğinde iş değişiyor.

Onların bir kesimi, bireysel eşitliği “etnik eşitlik”
biçiminde anlıyorlar. Etnik eşitliği de giderek “ortak
kimliğin” yok edilmesinde arıyorlar…

Şiddeti yadsıyan Kürt aydınlarından, eski TİPTİ Avukat Kemal Burkay şimdi İsveç’te yaşıyor. Maki Özkan’ın kendisiyle yaptığı söyleşide iki nokta
dikkatimi çekti.

Birincisi…

Sayın Burkay, Ortadoğu’daki bütün Kürtleri tek bir
halk sayıyor.. “Öteki ülkelerdeki halkımız” diyor.

Aralarında bir dil birliği bile bulunmadığını görmezden geliyor, MED TV’deki bazı açıkoturumlarda, Kuzey Iraklı Kürt ite Türkiyeli Kürdün niçin çevirmen aracılığıyla anlaşabildiklerini unutuyor. “Soydaş” olmakla “ulus” olmayı birbirine karıştırıyor:

Birincisi…

Sayın Burkay, bölgedeki feodal yapı ile ilgili olarak devleti suçluyor… “Şeyhliğin, ağalığın sorumlusu olan rejim bu kesimlerle sıkı iş ve kader birliği
içinde” diyor.

O konuda da unuttukları var… Doğu’daki bu kalıntıların Osmanlı’nın mirası olduğu gibi, Osmanlı’nın da bu bölgedeki bazı yöreleri tımar sistemine
dahil etmeyi başaramaması gibi.

Ve de… Devleti bugün aşiret reisleri ile, ağalarla
işbirliği yapmak zorunda bırakan temel nedenin, PKK terörü olması gibi.

★★★

Aydın olmanın ölçütü bilgi değildir, davranıştır.

Ne her çok bilgili kişi aydındır, ne de inandığını sonuçlarını düşünmeden- her yerde her fırsatta haykıran kişi…

Bilgili olmak başka, aydın olmak başkadır. Kendini tatmin etme arayışı içindeki “entel” başkadır, aydın başkadır.

Aydın, kendini toplumundan sorumlu hisseden
kişidir!

Aydın, attığı her adımın toplumu açısından yaratacağı sonuçları düşünen kişidir.

Ve şimdi zaman, Kürt kökenli aydınlarımızın sorumluluklarını üstlenmesi gereken zamandır. Artık meydanı Öcalan’lara ve onların emir kulu siyasetçilerden geri almaları gereken zamandır…

Önyargılardan arınarak, sağduyu ile ve yüreklilikle!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın