Yazı Hakkında

Başlık:“Kürt Sorunu” mu?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:27 Aralık 1996, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

“Kürt Sorunu” mu?

Karşımda oturan genç bayan akıllıydı, birikimliydi. CHP’nin tarihsel kimliğine inanıyordu. “Kadın Kurultayı” ile ilgili olarak, desteklediği adayı tanıtmak için gelmişti.

Konuşurken sık sık “Kürt sorunu” başlığını kullanıyordu. Sordum:

– Niçin “Kürt sorunu” demeyi tercih ediyorsunuz?

– Adına ister Kürt sorunu diyelim isterse Güneydoğu sonunu, ne değişir? Özünde bir gerçek var. O da Kürt halkının ezilen bir halk olduğu ve sorunun da buradan kaynaklandığı…

Daha kısa bir süre önce, Türk-İş’in üst düzeyindeki bir yöneticisinden de benzer sözler duymuştum. Bilinçli bir sendikacıydı ve “Kürt sorunu” demeyi ilericiliğin gereği sayıyordu.

★★★

Eğer Kürt kökenli yurttaşlarımız “ezilen bir halk” ise…

Yani Kürt kökenlilere Türkiye’de “ikinci sınıf insan” muamelesi yapılıyorsa, bazı yurttaşlarımız sırf Kürt oldukları için belirli görevlere gelemiyorlarsa, herkese açık olan kapılar Kürtlere kapanıyorsa, elbette ki, sorun bir “Kürt sorunu”dur.

Peki öyle mi?

Devletin sunduğu hizmetlerden kamuda görev almaya ya da o görevlerde yükselmeye kadar.. insanlar etnik kökenlerine göre bir ayrıma mı uğruyorlar?

Eğer Kürt kökenli yurttaşlarımız “ezilen bir halk” ise…

Yani ağa Türk, ırgat Kürt ise; işveren Türk, işçi Kürt ise; varlıklılar Türk, yoksullar Kürt ise.. ya da seçenler Kürt, seçilenler Türk ise… elbette ki, sorun bir “Kürt sorunu”dur.

Türkiye’de mesleklerin ve servetlerin paylaşımı etnik kökene göre de, biz mi farkında değiliz acaba?

TBMM’deki Kürt kökenlilerin oranının, Türkiye’deki Kürt kökenlilerin oranının yaklaşık iki katı olduğunu bilmeyen mi var? Kürt kökenli yurttaşlarımızın çok azınlıkta kaldığı birçok yörenin Kürt kökenli belediye başkanları tarafından yönetildiği bir sır mı?

★★★

Bir başka olasılık daha var.

Eğer “Kürt kimliği”nin baskı altına alınması nedeniyle bir çatışma söz konusu ise.. o zaman da soruna “Kürt sorunu” demek doğru olur.

Peki öyle mi?

Kimlik çatışması, “azınlık kimliği” ile “çoğunluk kimliği” yan yana yaşadığında ortaya çıkar… Anadolu’nun köyünde çıkmaz; Anadolu’nun köylüsü Almanya’ya çalışmaya gittiğinde çıkar.

Yani sav geçerli olsaydı.. “Kürt sorunu”nun İstanbul’da, Ankara da, İzmir’de ortaya çıkması gerekirdi… Yoksa Kürt kimliğinin çoğunlukta olduğu Güneydoğu’da değil!

Sorun bir “kimlik çatışması”ndan kaynaklanıyor ise… Güneydoğu’yu terk eden Kürt kökenli yurttaşlarımız niçin kalkıp da İstanbul’lara geliyorlar da, burunlarının dibindeki Kuzey Irak’a -yani kendi kimliklerinin devletleştiği bir ortama- gitmiyorlar?

★★★

Kürtler “ezilen halk” olmayabilirler… Sorun bir “kimlik çatışması”ndan kaynaklanmamış da olabilir… Ama “etnik terör”ün yaşandığı yörenin halkı eğer sorunu bir “Kürt sorunu” olarak görüyorsa; sorunu gene de “Kürt sorunu” olarak nitelendirmek yanlış olmaz!

Acaba öyle mi?

1991’de HEP ile seçim işbirliği yapan SHP, niçin bölgedeki on üç seçim çevresinde tek milletvekili bile çıkaramadı? TBMM’de “Kürt sorunu”na en çok sahip çıkan üç ünlü isim niçin yörelerinde seçimi kaybetti? Urfa’nın en yoksul Kürt mahallelerinde -hem de yoğun Kürtçe propagandaya karşın- SHP niçin oyların yüzde 3’ü ile yetinmek zorunda kaldı?

Son genel seçimlerde HADEP niçin büyük bir düş kırıklığı yaşadı?

★★★

Bu yıl sınıfımda, yabancı ülkelerden gelen çok sayıda öğrenci var. Derste bir Bulgar Türkü gence sordum:

– Türkiye’deki Kürtler ile Bulgaristan’daki Türklerin konumları arasında büyük benzerlik olduğunu savunanlar var. Örneğin ülkenizde, Türk kökenliler general olabilir mi?

Güldü:

– Ben askerliğimi yaptım. Türk kökenli çavuş bile yoktu!

Yok “Güneydoğu sorunu” demek gericilikmiş, “resmi ideoloji” yanlılığı imiş de… “Kürt sorunu” derseniz, “ilerici” oluyormuşsunuz…

Irkçı ayrımcılık ne zamandan beri ilericilik oluyor?

Eğer ilericiliği Marksist anlamıyla anlıyorsanız: ilericilik, toplumsal çözümlemeyi (analizi) sınıfsal temele dayandırmayı gerektirir. Yok eğer ilericiliği Kemalist anlamıyla kullanıyorsanız, ilericilik, “insancıllık” demektir.

Yani ırkı, dini, dili ne olursa olsun, “insan insandır, insan evrenseldir” demektir!

AÇIKLAMA – Sayın Bedri Baykam aradı. CHP’yle ilgili yazılarıma gönderdiği yanıtın kendi girişimi olduğunu, genel başkanının bilgisi dışında bulunduğunu belirtti. Duyuruyorum.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: