Yazı Hakkında

Başlık:Kürtçe TV’nin Tılsımı…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:11 Ağustos 1996, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Kürtçe TV’nin Tılsımı…

“Kürtçe TV lafı, hükümet üyelerinin ağzından da duyulur oldu. Ve DYP’nin “beyin takımı”ndan Sedat Aloğlu konuya biraz daha açıklık getirdi:
“GAP televizyonu Kürtçe, hatta aynı bölgede çok konuşulan Arapça ve Farsça haberler yayımlayabilir. Sonra giderek bu yayınlar eğitim amaçlı programlarla da desteklenebilir. Bunun da ötesinde, Kürdoloji Enstitüsü gibi bilim kurumlarına olanak sağlamak ve bunu desteklemek de yarar sağlayabilir.”

Ve ekledi:

“Bunların sonucunda, terörü besleyen bataklık kurutulmaya yüz tutacaktır. ”

Konunun üç yanı var.

Türkiye’deki etnik grupların dillerinden yayın yapılmalı mı? Yapılmalı ise, kim yapmalı? Yapılırsa ne sonuç verir?

★★★

Son araştırmalar, Türkiye’de yirmi etnik kesim bulunduğunu ortaya koyuyor. Bir başka araştırmaya göre de, Türkiye’de konuşulan dil ve lehçeler yetmişi aşıyor.

Bunların hepsi de birer “alt kültür”dür. Ve sağlıklı bir toplumda, alt kültür ile “ulusal kültür” arasında bir çelişki yoktur… Zaten o alt kültürleri çekip alsanız, belki de ortada ulusal kültür diye bir şey kalmaz.

Her toplumsal sınıfın ayrı bir alt kültürü vardır… İşçininki, işvereninki, köylününkü, memurunki farklıdır.

Her yörenin ayrı bir alt kültürü vardır… Karadeniz’inki, Orta Anadolu’nunki, Ege’ninki, Trakya’nınki, Güneydoğu’nunki farklıdır.

Her etnik kesimin ayrı bir alt kültürü vardır.. Çerkez’inki, Zaza’nınki, Kırmançi’ninki, Arap’ınki, Arnavut’unki farklıdır.

Cem Özer‘in “Babam Çerkez, annem Ermeni, ben Türküm”.. ya da, Yaşar Kemal‘in “Ben Kürt asıllı bir Türk yazarıyım” demesinde, hiçbir çelişki yoktur.

Peki etnik grupların dillerinden yayın yapılması yasak olmalı mı?

Her yasak tepki yaratır. Demokratik bir toplum da yasaklar üzerine kurulamaz!

★★★

Kürtçe ya da Lazca yayını serbest bırakmak başkadır, o dilden yayını doğrudan devletin yapması başkadır.

Demokratik bir hukuk devletinde, yurttaşlar arasında ayrım gözetilemez. Devlet, Kürtçe yayına “peki”, ama Boşnakça yayına “hayır” diyemez!

Diyelim ki, GAP TV Kürtçe yayına karar verdi.

Hangi Kürtçeyi seçeceksiniz?

Kürtçenin beş ana grubundan ikisi Türkiye’de konuşuluyor.

Japon dilbilimci Goişi Kojima‘nın araştırmasına göre: Zazaca ile Kırmançi arasında hiçbir benzerlik yoktur. Hatta Zazaca Türkçeye daha yakındır. Üstelik de, Türkiye’deki Zaza ve Kırmançi konuşanlar arasında, birbirlerini anlamayan on kadar alt grup vardır.

Strasburg Üniversitesi öğretim üyelerinden olan Kojima: Türkiye’deki araştırması sırasında, birbirinin dilini anlamayan komşu köyler gördüğünü söylüyor. Paris Kürt Enstitüsü’nün çıkardığı “Hevi”dergisindeki Zazacayı, araştırma yaptığı Zaza köylerinde kimsenin anlamadığını anlatıyor.

★★★

“Kürtçe TV alacaksa, bunu devlet yapsın!” diyenlerin gerekçesi açık.

“Devlet yapsın ki denetim altında olsun” diye düşünüyorlar. Ama demokrasilerde özgürlük “denetimsizlik” ya da “başıboşluk” demek değildir ki.

Yarın Türk Gürcüleri de sizden kendi dillerinden yayın isterlerse ne diyeceksiniz?

– Valla senin sayın az, üstelik de elinde silah yok… Onun için derdine kına yak!

Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde Türkiye’de bir mezhep çatışması yoktu. Ama ne yazık ki, bugün birçok yerde var. (Bir kesim insan, niçin büyük kentlere “sığınmak” gereği duyarak, doğduğu yerleri terk ediyor?)
Çünkü Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde Türkiye’de Sünni inancı üzerine kurulu bir okullar ağı (imam-hatip) yoktu. Ama ne yazık ki, bugün var.

Hadi kurun bakalım, Alevi inancını öğreten din okullarını!

Ve on kadar Kürtçeden birini seçerek yayına başladığınızda, arkasından ne gibi istemler geleceğini “birazcık olsun”düşünün!

★★★

Türkiye’de Kürtçe TV olursa, hatta Kürtçe eğitim olursa ne olur? Acaba Sayın Aloğlu’nun dediği gibi, “bataklık kurur” mu?

“Demokratik ülkeler” ne yapmışlar, ne olmuş?

Bu soruların yanıtını da gelecek yazıma bırakıyorum.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın