Yazı Hakkında

Başlık:Kürtlerin ‘İnsan Hakları’..
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:20 Haziran 1999, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Kürtlerin ‘İnsan Hakları’..

Yaşar Kemal’in bir savının yansını yanıtlamış, yansını bir
başka yazıya bırakmıştım. Hür Berlin Üniversitesi’nde
şöyle demişti:

“- 20 milyon Kürt, insan hakları olmadan yaşadığı sürece,
Türkiye’de demokrasi olamaz!”

Bu 20 milyon “tabu”sayısının, en azından yüzde yüz
abartılı olduğu kanıtlandı. Ama asıl önemli olan tabu “insan hakları” konusu.

Aslında bunlara tabudan çok “postüla” demek daha
doğru. Yani matematikteki, tartışılmadan doğru sayılan
çıkış noktaları gibi..

Diğer yurttaşlarımız sahip olduğu halde. Kürt kökenli
yurttaşlarımızın sahip bulunmadığı “insan hakları” acaba
hangileridir?

Seçme ve seçilme hakkından mı yoksunlar? Kürt olduktan için okulların kapılrın yüzlerine mi kapanıyor? Kökenleri nedeniyle devlette alamadıktan görevler mi var?

Bırakın kamu kesimini…

Acaba Özel kesimde bir ayrım mı yapılıyor? Ya da insanlarımız özel yaşamlarındaki tercihlerinde, Kürt kökenlilere
karşı farklı mı davranıyor?

Hayır!

Öyleyse nedir Kürtlerin yoksun bulunduğu insan hakları?

Yanıt İsveç’te yaşayan Kemal Burkay veriyor:

– Sorunun hem ekonomik, hem etnik yanı var. Kürt dili,
Kürt kültürü üzerinde bir baskı var, Kürtçe eğitim yasak.
Kürtçe radyo ve televizyon yasak..

Araştırmalar da ortada, Türkiye’ye önyargılı olarak gelen
yabancı gazetecilerin bile gözlemleri de ortada. Bu söylenenler sadece bir avuç Kürt aydını için önem taşıyor, Güneydoğu insanının büyük çoğunluğu için değil!

Ama gene de üzerinde durmakta yarar var.

★★★

Türkiye halkı 24 etnik kesimden oluşuyor.

Kürtçe radyo ve TV yasak da Lazca, Boşnakça, Arnavutça vb. dillerdekiler serbest mi? Kürtçe eğitim yasak da ürcüce, Arapça, Süryanice
eğitim özgür mü?

Elbette ki dil ve kültür üzerinde baskı olmamalı!

İnsanlar özel yaşamlarında istedikleri dili kullanabilmeliler. İstedikleri dilden müzik yapabilmeliler, film çevirebilmeliler. Yasal sınırlar içinde, istedikten dilden yazılı, sesli ya da görüntülü yayın yapabilmeliler.

İsteyen istediği dili öğretmek için “kurs”lar da açabilmeli…

Ama toplumu oluşturan etnik kesimlerin dili ile eğitim yapılması söz konusu olduğunda iş değişiyor.

Bir kere…

Önümüzde bir Kuzey İrlanda örneği var. Katolikler ile
Protestanların okullarını ayırdılar. Ve iki kesim arasında
düşmanlığın da aynı zamanda arttığını yaşayarak gördüler.

Hem de aynı ırktan geldikleri ve aynı dili konuştukları halde!

İkincisi..

Önümüzde bir imam hatip
okulları örneği var. Kimi gençlerimiz laik bir eğitim görürken, kimileri de dinsel eğitim gördüler. Ve aynı evde yaşayan iki kardeş bile, ayn eğitimin ürünü olarak birbirine yabancılaştı. hatta düşmanlaştı.

★★ ★

Özgürlük başkadır, hak başkadır.

İnsanlara kültürel özgürlükler tanınmalıdır. Ama devlet eliyle verilen hizmetlerde, toplumu oluşturan farklı etnik kesimler arasında bir ayrım yapılmamalıdır.

Tek yurt, tek bayrak, tek resmi dil!

İşte kültürel özgürlüklerin sının ve çerçevesi de budur.
Bu olmalıdır.

Herkesin kendi “kimliğini” geliştirmekte özgür olması,
demokrasinin bir gereğidir. Ama devletin görevi de, “ortak
kimliği’ geliştirmektir.

Atatürk toplumun birliğini o “ortak kimlik” üzerine oturttuğu için, Türkiye -tüm olumsuzluklara karşın- hâlâ ayakta, Tito ise toplumun birliğini
“etnik kimlik”lere dayadığı için, Yugoslavya tarihe karıştı!

Hiç kimse, konu ile ilgili düşünce öne sürerken, bu gerçeği göz ardı etme hakkına sahip değildir. Ve bu gerçek, aynı zamanda dost ile düşmanı ayırmak için de çok sağlam bir ölçüttür!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın