Yazı Hakkında

Başlık:Kürtlerin Kökeni Üzerine…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:25 Eylül 1998, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Kürtlerin Kökeni Üzenine…

27 Mayıs dönemindeydi.

Mülkiye öğrenciliği ile gazetecilik bir arada yürüyordu… Gazetem Yeni
Gün, bana Türkocağı’ndaki bir konferansı izleme görevini vermişti. Konu Kürtlerin kökeni idi… Ve izleyenlerin arasında, Milli Birlik Komitesi üyeleri de vardı.

Konuşmacı Kürt kökenliydi. Konuşmasında kanıtlamaya çalıştığı sav da
Kürtlerin Türk kökenli olduğuydu.

Olayı büyük bir heyecanla yazıp yazı işleri müdürünün önüne bıraktığımı
anımsıyorum. Ama genel yayın yönetmenimiz, rahmetli Sefahattin Sonat. haberi kullanmamaya karar verdi.

Uzun uzun düşünüp, tartıştıktan sonra…

Çünkü konu “tabu” idi… Savunulan şey “olumlu” olsa da… O toplantıda
askeri yönetimin en yetkilileri bile bulunsa da…

★★★

Demokrasi, tabular üzerine kurulamaz.

Demokrasi, “toplumsal uzlaşma” üzerine kurulur. Bunun ilk koşulu da
ciddi sorunların açıklıkla tartışılmasıdır. Bunun engellendiği yerde, insanlar, kolaylıkla, en olumsuz yorumlara inanma eğilimi içme girebilirler.

Önümde, 5 yıl süren bir araştırmanın özeti duruyor. Altındaki imza da
Gaziantep Üniversitesi’nin eski yöneticilerinden Sayın A. Tayyar Önder’e
ait.

Kürtlerin kökeni.. Kürtlerin dili..
Kürtlerin kimliği.. Türklerle Kürtlerin ilişkisi…

Hepsi ayrı ayrı ele alınmış. Farklı ülkelerden ünlü araştırmacıların savları
incelenmiş. Bulgular sergilenmiş.

Araştırmadaki bazı önemli noktaları, Cumhuriyet okurları ile paylaşmak
gerektiğine inanıyorum. Çünkü bunlar, her bilinçli yurttaşın bilmesi ve
üzerinde düşünmesi gereken şeyler.

Hangi kökenden, hangi etnik kesimden gelirlerse gelsinler..

★ ★★

Prof. F. Kırzıoğlu, “Kürtlerin Türklüğü” kitabında şöyle diyor:

“Kürtlerin Iranlı kökenden geldiğini gösteren bir bilgi yoktur. Hint-Avrupa kavimlerinin hiçbirisinde, tarih boyunca Kürt veya buna benzer bir
adla tanınan ulus, boy veya oymak yaşamadığı gibi bugün de yoktur.”

Ve devam ediyor:

“Böyle iken, Türklüğün beşiği Orta Asya’nın kuzey kesimindeki yukarı
Yenisey boyundan. Orta Tuna’daki Macaristan’a değin uzayan TürkOğuz bölgeleri ile atlı göçebe Türk urukları arasında Kürt ve Kardak adını taşıyan, anadili Türkçe topluluklar yaşayagelmiştir.”

Birçok bilim adamı ya da araştırmacı da benzer savlarla ortaya çıkıyorlar. Özellikle de iki noktaya dikkati çekiyorlar.

Bir…

Türk ve Kürt birlikteliği, çok geniş bir coğrafyada, tarihsel bir gerçek olarak ortaya çıkmıştır.

İki…

Birçok araştırmacı, araştırma alanlarını, Kürtlerin çıkış merkezi saydıkları Zağros bölgesi ile sınırlandırmışlardır. Oysa diğer bölgelerin göz ardı
edilmesi, konunun aydınlatılması açısından büyük bir eksikliktir.

Kürtler sadece Zağros’ta yoklar…
Kafkasya’da, Horasand,. Dağıstan’da, Yenisey de, Arabistan’da, Altay’da, Macaristan’da da varlar. Ve bu geniş alan, aynı zamanda Türklerin ve İskitlerin yaşadığı bir coğrafyadır.

Kimileri Kürtlerin Türk kökenli olduklarını öne sürüyor.

Kimileri Kardu.. kimileri Med-İskıt,
kimileri Kar’t.. kimileri ise Guti.. .

Ama hiçbirisi kesin kanıtlara dayanmadığı için; üzerinde birleşilen bir görüş ne yazık ki yok!.. Ve Sayın Önder incelemesinde şu sonuca varıyor.

“Yaygın kanı, Kürtlerin heterojen unsurlardan oluşan çok karışık,bir
toplum olduklarıdır. Bugünkü Ortadoğu Kürt tabakasını oluşturan topluluk, özellikle dil unsuru ve manevi değerler bağlamında ve bir ölçüde
antropolojik tıp ortalamasıyla ve tarihi veriler değerlendirildiğinde, Türklük, Iranlık ve kısmen Araplığın kaynaşmasının ağır bastığı bir sentezi
temsil etmektedir.”

Aslında toplumsal ve siyasal açıdan önemli olan, insanların “köken”leri değil!

Asıl önemli olan, insanların ne oduklarından çok, kendilerini “ne olarak” duyumsadıklarıdır.. kendilerini nasıl algıladıklarıdır…

Dil, kimlik ve Türk-Kürt ilişkisi konularına, ayrı ayrı yazılarda yer vermek
gerekiyor.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın