Yazı Hakkında

Başlık:Kuzey’den Esintiler…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:24 Haziran 1994, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Kuzey’den Esintiler…

Beyaz saçlı adamın sözleri çok açık:

– İşçi hareketinin sola etkin yardımı olmasa Danimarka’da siyaset yapılamaz!..

Kopenhag’da bir sabah kahvaltısındayız. Beyaz saçlı nazik adam da Bent Hansen Eski Sosyal Hizmetler Bakanı. Danimarka Genel İşçi Birliğinin üst düzey yöneticilerinden.

Türkiye’de sendikaların ve genel olarak kitle örgütlerinin, siyasal partilerle işbirliği-güçbirliği yapmalarının yasak olduğunu anlatıyorum. Gözleri hayretten açılıyor.
İnanamıyor.

– Peki sol partiler parayı nereden buluyorlar?

“İSKİ’den, MİSKİ’den” denemez ki!..

Seçim yaklaşınca, örneğin her sendikalı işçiden 20’şer kuron kesip partiye veriyorlarmış.

Danimarka Sosyal Demokrat Partisinin Genel Yönetim Kurulu’nda, İşçi Sendikaları Konfederasyonundan iki temsilci var İşçi Sendikaları Konfederasyonunun yönetim organında da. Sosyal Demokrat Parti’den iki temsilci..

İkisinin de ‘tüzük’leri gereği olarak!

★★★

Geçen günlerde, bir tür yurtdışı konferans maratonu içindeydim. Bonn, Hamburg, Arhus. Kopenhag..

Almanya bölümünde Önder Sav ile Prof. Ünsal Yavuz da vardı. Almanya Atatürkçü Düşünce Derneği’nin düzenlediği toplantı gerçekten de görkemliydi.. Türk derneklerinin Almanya’nın her tarafından gelen temsilcileri, çok coşkulu ve bilinçli bir kalabalık oluşturmuştu. Tam sekiz saat boyunca üç konuşmacıyı dinleyip soru yağmuruna tuttular.

Salonu boşaltmak gerekmeseydi, sabaha kadar bir tekinin bile sandalyesini terk etmeye niyeti yok gibiydi.. ‘Atatürkçü Düşünce Dernekleri’ni tüm Almanya’ya yaymakta karartı gözüken Sayın Dursun Atılgan da elbette çok mutluydu..

Kemalizm bayrağını eline alan derneğin Türkiye’deki şube sayısı 70’i üye sayısı da on binleri geçerken, bu heyecan ve gereksinmenin dışarıdaki yurttaşlarımıza
da yansımaması olanaklı mı? Prof. Türkan Saylan‘ın inançlı önderliğindeki Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinin bir kolunun da Almanya’da harekete geçmesinin hayret edecek bir yanı olabilir mi?

★★★

Danimarka ilginç bir ülke.

Kişi başına düşen yıllık ulusal gelir 24 bin dolar. Yani Türkiye’dekinin yaklaşık on katı..

Ama Türkiye’deki saray yavrusu villalar yok. Yazlık evlerin çoğu 30,40 ya da 50 metrekare..

5 milyonluk ülkede, en büyük yabancı grubu, 38 bin ile Türkler oluşturuyor. Ama birinci kuşak, onlarca yıldır iç içe yaşadığı toplumun dilini bile öğrenmemiş.

İkinci kuşak Türkler ise farklı. Okuyor, yükseköğrenim yapmak için çaba gösteriyor, kendine toplumda onurlu bir yer elde ediyor. On yıl sonra, Danimarka’daki Türk
‘lobi’sini onlar oluşturacak.

Tek eksikleri, Türkiye’yi ve Türk tarihini bilmemeleri.

Örneğin Antalya’daki Akdeniz Üniversitesi, bu gençler için iki aylık yaz kursları açamaz mı? Hem tatil yapıp hem de Türkiye’yi, Türkiye tarihini, coğrafyasını, ekonomisini, siyasal yaşamını ‘birazcık’ tanımasını sağlayamaz mı?

O gençlerin, Atatürk‘ün ve devriminin anlamını kavrayıp heyecan duyması için mutlaka Türkiye’den konuşmacıların mı gitmesi gerekecek?

YÖK bari bir işe yarasın.. Üstelik, parasını ödemeye de hazırlar!

★★★

Danimarka’da işçilerin yüzde 95’i sendikalı. Dünyadaki tek ‘kadın sendikası’ da Danimarka da..

Erkekler, kadınları kendi sendikalarına kabul etmiyorlarmış.. “Kadınlar sendikalılaşırsa ücretler düşer” korkusu içindeymişler. Bunun üzerine. 100 yıl kadar önce kadınlar kendi sendikalarını kurmuşlar.

Çalışma yaşamına daha çok girdikçe, kadınların sağa verdikleri oylar da azalıp sola verdikleri oylar artmış..

Sosyal Demokrat Parti’nin üç desteği var. Üyeler, sendikalar ve kooperatifler. Oylarının yüzde 67’si de işçilerden geliyor.

Sendikalardan gelip on yıl başbakanlık yapmış olanlar, henüz unutulmayacak kadar yakın geçmişe ait.. Ama o sendikaların -küçücük bir ülkede- üç tane büyük okulu var; ‘siyaset’ dahil, gereken her eğitimi veriyorlar..

Ne demişti Sayın Bent Hansen:

-Sosyal Demokrat Parti, işçi hareketinin ekonomik desteğine dayanır. Çiftçi Partisi köylünün, Tutucu Parti de işverenlerin..

Ya bizde?

‘Cami’nin RP’ye desteği serbest, ‘işveren’in Anayol’a desteği serbest.. ‘işçi’nin sola desteği yasak!..

Ve işçisiz sol, solsuz demokrasiye dayalı bu güzel düzenin de burnu bir türlü pislikten kurtulamıyor.

Her ne hikmetse!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın