Yazı Hakkında

Başlık:“Laik Devlet” Manzarları…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:26 Eylül 1993, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

“Laik Devlet” Manzaraları…

Öykümüz belki biraz uzun, ama birkaç tümce ile anlatılabilecek kadar da açık.

Olay Başkent’te, yani “laik-demokratik” devleti korumak “yemin”i etmiş ne kadar “büyücümüz” varsa onların yanı başında geçer.

Başlangıç tarihi 11.5.1990’dır. Ümit Mahallesi Muhtarlığı, geniş bir çevrenin gereksinmesinin karşılanması amacıyla bir ortaokul kurulması için ilgili yerlere başvurur. Bu amaçla uzun ve sabırlı bir savaşım verilir.

Çevre kooperatifler -tüm olanaklarıyla- destek sağlarlar. Sekiz yıllık bir “temel eğitim okulu” binası sonunda bitirilir.

Okulların açılması yaklaşmakta, ama “ilgililer” binbir dereden su getirerek okulun bu öğretim yılında açılmasına yanaşmamaktadır. En yakındaki Mesa ve Konutkent okulları -ki kilometrelerce uzaktadırlar- bu okulun açılacağını gerekçe göstererek o çevreden gelen öğrencileri kabul etmemektedir.

Kayıtlar daha da uzak okullara yaptırılır.

Ve her şey olup bittikten sonra duyulur ki söz konusu bina bir “Anadolu imam hatip lisesi” olarak açılacaktır.

Çevrenin öğrencileri otobüs ve servislerle uzak semtlerdeki okullara giderken uzak semtlerden “taşımalı imam-hatip öğrencileri” de Ümitköy’e getirilecektir…

Ümit ve Ergenekon Mahalle muhtarları, çevre halkının temsilcileri ile birlikte çalmadık kapı bırakmazlar.

M. Eğitim Bakanlığı’ndan bir müsteşar yardımcısı “çaresiz” olduğunu söyler. Vali heyetle konuşmaktan kaçar. Vali yardımcısı -onları ayakta suçlu çocuklar gibi beklettikten sonra- adeta azarlar:

– İmam hatip okulu açılacak diye niye kıskanıyorsunuz?

İl Milli Eğitim Müdürü ise gözdağı verir:

– Ne yaparsanız yapın, açacağız!.. İster bakana gidin, ister basına verin. Gürültüsü iki-üç gün sürüp unutulur. Buna engel olamazsınız!..

Her şey açıktır.

Önceleri “kenar” semtleri istedikleri “ortam”a sokanlar, şimdi sıranın “laik orta sınıf” oturduğu semtlere geldiğini düşünmektedirler.

Onların çocukları gitmese de imam-hatip okullarının yaratacağı “toplumsal baskı” ile çevre koşullarının giderek değişeceğini hesaplamaktadırlar.

“Laik devlet”(!)i kuşatarak boğma stratejisinde sıra artık “Başkent”in göbeğine gelmiştir!..

Her tarafa kendi “adamları” yerleşmiş olduğu için, korkacak bir şeyleri de kalmamıştır!..

Şimdi şu satırları birlikte okuyalım:

“Üç endüstri meslek lisesine, iki imam-hatip lisesinin düştüğü bir eğitim sistemi neyin peşindedir? Bir sağlık meslek lisesine 3.5 imam-hatip lisesinin düştüğü bir ülke, hangi hizmete öncelik tanımakta ve bunu kiminle götürmeyi düşünmektedir? Türkiye, son yirmi yılda öğrenci sayısının genel liselerde üç kat ve teknik liselerde 4.9 kat artmasına karşılık, imam-hatip liselerinde 13.4 kat arttığı bir ülkedir.. İmam-hatip okulları, meslek ihtiyaçlarını karşılayacak bir bölümü dışında, eğitim sistemi içinde yer alacak kuramlara dönüştürülmelidir.”

Kim söylüyor bunları?

Anadolu’nun uzak bir köşesindeki çaresiz bir eğitimci mi? Gazetelerden birinin bir köşe yazan mı? Yoksa “muhalif” bir siyaset adamı mı?

Hiçbirisi değil.

Bu sözler, SHP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Murat Karayalçın’a ait. Yani “laik iktidar”ın ikinci adamına..

Bu sözler, daha birkaç gün önce SHP Kurultayı’nda söylenmiştir. Ve Sayın Karayalçın, “o düşünceleri”ni gerçekleştirmesi için Genel Başkanlığa ve dolayısıyla Başbakan Yardımcılığı’na seçilmiştir.

Şimdi “fatura”yı ödeme zamanıdır!..

DYP-SHP ortaklığının bir bakanı -devletin TV’sinde- “Biz dinin emrinde devlet istiyoruz” dediği zaman. Sayın Erdal İnönü Başbakan Yardımcısı idi.. Hani “İsmet Paşa”nın oğlu Erdal İnönü.

Ve SHP’nin ne hükümet ne de Meclis kanadından tek bir “itiraz” sesi yükselmişti..

Eğer bu “sayın” partimiz, bu “saygıya değer olmayan” sığıntı durumunu gene sürdürecekse “Âcizane” bir tavsiyem olacak:

Bari ivedi olarak bayraklarını değiştirsinler de “Altı Ok”u da kendileriyle birlikte mezara götürmesinler!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: