Yazı Hakkında

Başlık:Lider Biter, Yol Bitmez!..
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.5)
Tarih:19 Ocak 1992, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Lider Biter, Yol Bitmez!..

Cumhuriyet Halk Partisi’nde de hizipler vardı. Ama Ecevit’in “tartışılmaz lider” oluşu, partinin bolünmüş bir görüntü vermesini engelliyordu.
SHP’de ise güçlü lider yok. Farklı kanatlara dağılmış birçok değerli insan var.
Öyleyse partinin vitrini olarak liderde ısrar etmek yerine; eşgüdümü sağlayacak, “eşitler arasında birinci” olacak bir lider konumu gerekli.
Öyle bir çözüm bulmalısınız ki hem vitrin daha iyi dolsun, zenginleşsin hem de hizipler savaşında yenik düşmüş, parçalanmış parti görünümü ortadan kalksın…

★ ★ ★

Demokrasilerde, “çoğunluk yanılmaz, onun görüşü daha doğrudur” diye mi iktidar en çok oyu toplayana verilir?

Elbette ki hayır!

Çoğunlukta olanın en güçlü olduğu varsayılır da ondan.
Böylece iktidarın dışında, kendisinden daha büyük bir güç
kalmayacak, onun otoritesine gölge düşürebilecek bir belirsizlik doğmayacaktır.

İktidarın dışında, iktidardakinden daha büyük bir güç varsa, orada istikrar olmaz. Orada kurallara saygı sağlanamaz. Orada iktidar inandırıcılığını yitirir.

İktidarla muhalefet arasında eşite yakın bir güç dengesi
olduğunda da aynı şey geçerlidir. Ve işte SHP’deki durum bugün budur…

★ ★ ★

Ülkeyi tek başına yönetecek kadar desteğe sahip olmayan bir siyasal parti, koalisyonu içine sindirmek zorundadır. Demirel bugün, 1987‘de halkın üçte birinin desteği ile tek başına iktidara gelen Özal’dan daha güçlüdür!.. Daha inandırıcıdır!..

Gücün farklı kesimler arasında paylaşıldığı bir toplumda, seçim oyunlarıyla tek parti hükümeti kurmanın sakıncalarını toplum olarak yaşadık. Peki aynı şeyin SHP için geçerli olmaması için bir neden var mı?

12 Eylül sonrası yeniden çok partili sisteme geçiş hazırlıkları sırasında, parti içi seçimlerde “orantılı temsil” sisteminin uygulanmasını savunmuştum. Bugün SHP içinde iktidar savaşı veren bazı ünlü isimler de buna şiddetle karşı çıkmışlardı.

“Orantılı temsil hizipleşmeyi özendirir!..” diye.

Her birisinin niyeti, parti içi iktidara tek başına sahip olmak, onu başkalarıyla paylaşmamaktı.

Bugün ilçe düzeyinden kurultaya kadar, her aşamada niçin amansız bir savaşım veriliyor? Çünkü oyun “ya hep ya hiç” biçiminde oynanıyor. İlçe örgütlerinde diğerlerinden bir oy fazla alabilenler iktidardalar. İl örgütlerini ve giderek partinin tümünü, diğer gruptakilerden biraz daha kalabalık bir desteğe sahip olanlar yönetiyorlar.

Bu sistem içinde ya her şeyi kazanıyor ya her şeyi kaybediyorsunuz.

Oysa orantılı temsil sisteminde, her kanat gücü oranında temsil olanağı bulacak. İlçe düzeyinden genel merkeze kadar, her listenin en önde gelenleri görev alma şansını yakalayacak.

Böylece parti içi seçimler bir “ölüm kalım” savaşımı olmaktan çıkıp, en beğenilenlerin ortak iktidarını yaratacak.
Bundan zararlı çıkanlar ise bazılarının deyişi ile “ikinci takım”lar olacak…

★ ★ ★

Unutmamalıyız; Ecevit bile, yalnız kişiliği ile değil; Turan Güneş, Deniz Baykal, Halûk Ulman, Besim Üstünel, Hasan Esat Işık, Necdet Uğur, Ali Topuz, Uğur Alacakaptan, Bilsay Kuruç, Hikmet Çetin gibi güçlü kişilerle çalıştığı ölçüde doruğa ulaşmıştı.

Güçlü lideri olmayan SHP için tek çıkar yol ise partideki bütün güçlü isimleri vitrine çıkarmaktan geçiyor.

“Orantılı temsil hizipler koalisyonu yaratır” diyenler yanıtlamak zorundadırlar:

Hizipler koalisyonu, hizipler düşmanlığından daha mı sakıncalı?.. Aynı parti içindeki insanlarla iktidarı paylaşmak, DYP ile uzlaşmaktan daha mı kötü, yoksa daha mı zor?..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın