Yazı Hakkında

Başlık:M. Eğitim Bakanı’na Açık Mektup!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:28 Temmuz 1993, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Eğitim Bakanı’na Açık Mektup!

Sayın Nahit Menteşe

Milli Eğitim Bakanı,

Çok uzun yıllar sonra, aynı bakanlığın başına bir kez daha gelmiş bulunuyorsunuz.

O zamanlar, çağdışı bazı kafaların eğitimimize yön verebilecek görevlerde bulunmalarına izin vermeme yürekliliğini göstermiştiniz. Böylece de olumlu bir iz bırakmıştınız arkanızda…

İşte o “iz”in verdiği umuttur ki, Beni size bu mektubu yazmaya itti…

Bilmem, bıraktığınız bakanlık ile şimdi bulduğunuz arasındaki farkın sizde yarattığı “dehşet”i, yakınlarınıza olsun “itiraf” edebiliyor musunuz?

Sizin bulunduğunuz binada bile, “cuma” günleri saat 11.00’den sonra işlerin durduğunu size söyleme yürekliliğini gösterebilen çalışma arkadaşlarınız acaba var mı?

Bakanlık ana binasından gelen “ezan” seslerini ve onu izleyen takunya gürültülerini duyabiliyor musunuz? Bir bakanlık binasında ve özellikle de “Milli Eğitim Bakanlığı”nda böyle bir ortamın bulunmaması gerektiğini düşünenlerin; “korky”dan ya da “çevre”nin “manevi”
baskısından, seslerini yükseltemediklerinin, düşündüklerini söyleyemediklerinin farkında mısınız?

“Laik düşünce”nin, “inanç ve vicdan özgürlüğü “nün; bakanlığınızın merkez” binasında bile barınamadığını görebiliyor musunuz?

Sorun bakalım, o “çevre”nin dışında kalabilmiş çok az sayıdaki üst düzey görevlisine… “Cuma “günleri öğle saatleri yaklaşırken, acaba “Talim ve Terbiye Dairesi Başkanlığı” binasına girebiliyorlar mı?

Hani şu Beşevler deki “kurtarılmış bölge”ye .

Aslında bütün bakanlığınız “kurtarılmış bölge” olma yolunda. Atatürk’ün kurduğu “laik ve demokratik Cumhuriyet”ten kurtarılmış!..

Sayın Bakan!

Sayıları 834’ü bulan imam-hatip okullarını bitirenlerin ancak yüzde 10’unun “din” le ilgili görevler üstlenmesini. Geriye kalan yüzde 90’ının ise vali, kaymakam, emniyet müdürü, savcı, yargıç, öğretmen olmaya yönelmesini “doğal” ve “sağlıklı” mı buluyorsunuz?

Bakanlığınızın merkez ve taşra örgütünde, “din eğitimi” kökenlilerin sayısının hızla artması ve de “yönetici” konumların daha çok o kökenden gelenlere verilmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?

Atatürk’ün “eğitimin birliği” ilkesi, sizce çağın koşulları içinde anlamını ve önemini yitirmiş midir?

Devlet bazı gençlerini “laik” bir toplumun gereklerine göre yetiştiriyor. Bazı gençlerini ise bir “din devleti”nin gereklerini yerine getirecek biçimde eğitiyor.

İkisi de birbirini anlayamıyor. Hoş göremiyor.

İkisi de “diğeri”nin görüşlerini “yanlış ve zararlı ” buluyor.

Birbirlerine düşman kuşaklar yetiştirme görevini üstlenmiş -Türkiye dışında- bir devlet tanıyor musunuz?
Böyle bir “milli eğitim” (!) sisteminin başka bir örneği acaba var mı?

Sizin bakanlık, bazı okullarda “dinsel hukuk”un ve “şeriat düzeni”nin “üstün” olduğuna inandırmaya yönelik bir eğitim veriyor… Birtakım bakanlıklar da o okulları bitirenleri alıp “laik devlet”e kaymakam, vali, emniyet müdürü, savcı, yargıç yapıyor…

Bunda bir “yanlışlık” olmadığı kanısında mısınız?

Okullar, kamplar, kurslar aracılığı İle Türkiye’de yılda 800 bin kişiye “din eğitimi” verildiğini biliyor musunuz?
Fetullah Hoca’nın ya da Said-i Nursi’nin “ilim ve irfan kitapları”nın okutulduğu “öğrenci yurtları” konusunda ne düşünüyorsunuz?..

Sayın Bakan!

Toplumumuzun geleceği açısından “en önemli” bakanlığın başında bulunuyorsunuz.

Bunun “onur”u da büyük, “sorumluluğu” da…

Yürekli davranırsanız, “tarihe” geçersiniz.

Sizin koltuğunuzda son yıllarda oturmuş başkaları gibi “durumu idare” ederseniz; “torunlarınıza yaptığınız kötülüğü” ileriki yıllarda “mutlaka” görürsünüz..

Ve “vicdan azabı”ndan kurtulamazsınız!..

Saygılarımla.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: