Yazı Hakkında

Başlık:Madalyonun Öteki Yüzü!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:07 Kasım 1997, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Madalyonun Öteki Yüzü!

TV’de bir ara gözüme ilişti.

Emin Çölaşan ve Sedat Ergin’le söyleşirken
Fatih Çekirge şöyle dedi:

– Aydınımız da, Güneydoğu da PKK ile savaşan, mayına basma tehlikesini bile bile teröristin peşinden giden askerimiz kadar yürekli olmalı! Gerçekleri söylemekten ve savunmaktan çekinmemeli!

Konu Eşber Yağmurdereli idi.

Hemen tüm aydınların -ya da aydın geçinenlerin- gözü kapalı sahiplendikleri bir tutukluydu… “Düşünce suçuna hayır!”

İyi güzel de, acaba Sayın Yagmurdereli gerçekten de bir düşünce suçlusu muydu?

İlk suçu THKP-C Acilciler Grubu ile ilgili…
Ölüm, soygun, silah Hatta evde bulunduğu
öne sürülen roketatar… Yargı kararına göre, Sayın Eşber Yağmurdereli bu terör örgütünün kurucularından.

Bu bir düşünce suçu mu?

Şartlı tahliye…

İkinci suçu bir konuşma ile ilgili.,.Dağdaki teröristi öven, özendiren sözler…

Aynı soru: Bu gerçekten de bir düşünce suçu mu?

Aydın kişi doğruyu mu savunmalı?.. yoksa
“devlet yanlısı”, “resmi ideoloji savunucusu” damgası yemek korkusuyla, esen rüzgâra mı uymalı?

★ ★★

Hıncal Uluç’un köşesinde okudum. Satırlar
yıllardır Almanya’da oturan solcu bir kaleme.
Yağmur Adsız’a ait:

“Der Spiegel dergisinin sahibi ve başyazarı
olan Rudolf Augstein adlı terbiyesiz ve ahmak,
eğer daha önce Yaşar Kemal kendisine konuşmalarıyla o cüreti aşılamamış olsaydı, herhalde Atatürk’ten ‘o hoş oğlan’ diye bahsetmek ve Türk ordusunun şimdi Kürtleri nasıl temizliyorsa (!) vaktiyle iki milyon Ermeni’yi de öylece soykırıma tabi tuttuğunu yazmak küstahlığına öyle
kolay kolay tevessül etmezdi.”

Sayın Adsız ekliyor;

“Yaşar Kemal tarafından elin itine kopuğuna
‘şecaat’ yolunun açılmasını son derece şayanı teessüf buluyorum. İftihar etsin!”

Bu satırlarda hiç mi gerçek payı yok?

★ ★★

Birkaç yıl önce Fransa’da, Nancy Üniversitesi’nin de katkısıyla düzenlenmiş bir toplantıdaydım. “Türk solu”(!)ndan bir isim, konuşmasının bir yerinde şöyle buyurdu:

– Kurtuluş Savaşı’nda ölen insandan daha
fazlasını Kemalist Devrim öldürdü…

Yeniden söz alıp, İstiklal Mahkemeleri ile ilgili bilgi verdim. Atatürk’ün öncülüğünde gerçekleşmiş olan devrimin, dünyadaki en kansız devrim olduğunu rakamlarıyla anlattım.

Yüzü bile kızarmadı… “Ben öyle biliyordum’’
deyip geçiştiriverdi.

Ve büyük bir olasılıkla, o yalanları başka düzeylerde yinelemeyi sürdürdü. Ve de birçok yabancı örgütçe sırtı sıvazlandı ve Türkiye’yi hırpalamak amacıyla düzenlenen toplantılara sık sık çağrılmayı güvence altına almış oldu.

Bu mu solculuk?

Bırakın solculuğu, bu mu “aydın” olmak?

★ ★★

Eşber Yağmurdereli… Yaşar Kemal… Fransa’daki “Türk solcu”…

Kafamda alt alta gelen isimler ve resimler beni çok düşündürdü… Aydın sorumluluğunu düşündüm. Hıristiyanlardaki “günah çıkarma “yı
düşündüm. Bir zamanlar Marksistler arasında
onurlu bir davranış olarak gelenekleşmeye başlayan “özeleştiriyi” düşündüm.

Zaman zaman benim de etki altında kaldığımı…

Ve de bir tür esen rüzgâra kapılma kolaycılığına saptığımı düşündüm.

Geçmişte birçok bilinçli solcu yazarımızın,
düşünürümüzün bile… örneğin ünlü 163. madde kaldırılırken,. nasıl “oyuna getirilmiş” oldukları gözümün önünden bir sinema şeridi gibi geçti.

Kendi kendime sormadan edemedim:

Yağmurdereli’de, Yaşar Kemal’de, Fransa’daki bilmem kimde,., acaba bizlerin hiç mi günahı yok? Yaşar Kemal’in doğrularının yanında yanlışlarına da alkış tutanlar… acaba bu topluma olduğu kadar Yaşar Kemal’in kendisine de kötülük yaptıklarının farkındalar mı?

Aydın olmanın sorumluluğu vardır.

Ve o sorumluluk, insanın her şeyden önce
kendi kendisini sorgulamasından geçer… Mayına basma tehlikesini bile bile, doğru olduğuna
inandığı yolda yürüyebilmesinden geçer!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: