Yazı Hakkında

Başlık:Mahkeme ‘Ağır Tahrik’ Etti!..
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3,19)
Tarih: 01 Ocak 1995, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Mahkeme ‘Ağır Tahrik’ Etti!..

“Sivas davası” üzerine susmak olmaz.

Olayı, heyecanı içinde iki gün tartışıp, küllenmeye bırakmaya hakkımız yok… Tam tersine, aklı duyguların önüne geçirerek, “Sivas alevleri“nin ışığında, bir “bütün “ü sorgulamanın tam zamanı.

Dikkatle ve soğukkanlılıkla bakılırsa; Sivas’ta yanan alevin, çok şeyin “gerçek” niteliğini aydınlattığı görülür; Devletin de, partilerin de, basının da, halkın da…

★★★

Olayın en büyük suçlusu devlettir!

Ama sanık sandalyesinde bir tek devlet görevlisi yoktu.

Olaydan başından beri haberdar edilen Cumhurbaşkanı ve Başbakan suçluydu. Yakılmak için beklerken telefonda kendisinden “medet” umanlara “merak etmemelerini” söyleyen Başbakan Yardımcısı Sayın Erdal İnönü daha da suçluydu.

Ya gerekli emirleri vermediği için… Ya da verdiği emirler uygulanmadığı halde istifayı düşünmediği için…

Valisi, emniyet müdürü, belediye başkanı, itfaiye müdürü suçluydu.

Telsizde “Ellerinde yakıt bidonları ile gidiyorlar” diyen ve seyreden polis suçluydu. Mahkeme salonunda yargıçlara, gazetecilere, hatta devletin malına saldıranlara engel olmayan “güvenlik güçleri” suçluydu.

O güvenlik güçlerini eğitenler, o güvenlik güçlerini “o yapı” da oluşturanlar suçluydu.

Laiklik düşmanlığını devletin eğitim kurumlarına sokanlar; laik devleti yıkmak için örgütlenenlere göz yumanlar suçluydu… Düşünce suçuna da, düşüncelerin sahiplerini yakma suçuna da aynı cezayı reva gören bir “yapı” suçluydu

Ama sanık sandalyesinde hiçbir devlet görevlisi yoktu!

★ ★★

Olayın suçlusu siyasal partilerdir!

Daha ilk günden, “yakılan “ın değil “yakan “ın yanında yer alan; üst düzey yöneticilerini “sanık avukatlığı” yapmaya soyunduran; olayda en önde görülenler hep kendi üyesi olan “bir parti” suçludur!

New York’un en yüksek binasına bomba koyanlar. İngiltere’de bir uçağı havada patlatanlar; Cezayir’de binlerce korumasız insanı öldürenler; cehennemi Sivas’a taşımayı görev sayanlar; mahkemenin önünde “Çıkınca yeni Sivas’lar yaratacağız!” diye bağıranlar ortada iken… “Dinci terör olmaz!” diye yasaları çıkartmayan, anayasanın değişmesine engel olan partiler suçludur!

Bugünün üç oyu uğruna, çocuklarının yarınına “ihanet” eden siyaset adamları suçludur!

Ama sanık sandalyesinde onlar yoktur!

★★★

Her Allah’ın günü, farklı düşünce ve inanç sahiplen için “katlı vaciptir!” fetvaları veren “belirli bir basın” suçludur!

DEP’i “PKK’yi açıktan suçlamadığı için” eleştiren, ama Sivas kıyımının yaratıcılarını açıktan suçlamaktan kaçman “mukaddesatçı basın” suçludur!

Sivas’ta yananların yanında yer alan, hatta “dava“nın yürüyüş ve sonuçlanış biçimini eleştiren.. ama Türkiye’de böyle bir ortamın “adım adım” dogmasına neredeyse seyirci kalan… hatta “laik-antilaik” karşıtlığı yaratıyorlar diye Kemalistleri hedef alan “büyük basın “suçludur.

Arkası 19. Sayfada

Baştarafı 3. Sayfada

Ama sanık sandalyesinde basın da yoktur!

★ ★★

Ve “halk” suçludur! Devleti “onların” eline teslim ettiği için. O siyasal partilere oy verdiği için.

O basını okumayı sürdürdüğü için…

Ve “Bana değmeyen yılan bin yaşasın!” dediği için…

O halk da sanık sandalyesinde değildir: ama demir parmaklıkların arkasındadır!.. Suçunun cezasını çok ağır ödemektedir. Ve ödeyecektir.

Kendisi bunun ister “bilincinde” olsun, isterse olmasın. Ne değişir ki!?..

 

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: