Yazı Hakkında

Başlık:Mareşal Petain ve Rıdvan
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:19 Eylül 1993, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Mareşal Petain ve Rıdvan

Mareşal Petain, Fransa’nın çok ünlü bir ulusal kahramanı idi.

Birinci Dünya Savaşı sırasında üstün askeri nitelikler sergilemişti. On aylık Verdün savunmasında bir “destan” yazmıştı.

Ama bütün bunlar, yaşamını bir tutuklu olarak noktalamasına engel olmadı.

Fransa önce ülkesine yaptığı “büyük” hizmetlerden dolayı O’na mareşal unvanı verdi, heykelini dikti… Sonra da ülkesine “ihanet” ettiği için ölüm cezasına çarptırıp, ömür boyu hapse çevirdi…

Çünkü, Birinci Dünya Savaşı’nın kahramanı, İkinci Dünya Savaşı sırasında “direnişçiler” safında yer almamıştı. İşgalci Mazilerle “tam” işbirliği yapmamakta birlikte, orta bir yol izlemeye çalışmıştı…

★★★

“Rıdvan-Tanju olayı” hem bir sporsever hem de bir Fenerbahçeli olarak beni de ilgilendiriyor.

Üstelik, cumhuriyeti numaralandırma meraklılarının her şeyi sıfırlayıp yeniden başlama hevesleri çocukça olduğuna göre daha “sağlıklı” bir toplumun yolu, her “bozuk”luğun üzerine -alanına bakılmaksızın- teker teker gidilmesinden geçiyor..

Olayın dört öğesi var. İki futbolcu, Fenerbahçe yönetimi, Fenerbahçe taraftarı ve basın..

Alman antrenör hırslı, iddialı. Başarılı olmak için büyük çaba sarfediyor. Kendini kanıtlamak amacı çok açık.

Fenerbahçe yönetimi ise günü “kurtarmak” değil, geleceği “kurmak” istiyor. Futbol dalı sorumlusu Cemil Turan’dan Başkan Sazak’a kadar, başarısızlık durumunda yerlerinde kalamayacaklarını da biliyorlar.

İki önemli “koz”u elinin tersi ile kim iter?

Taraftarın büyük tepkisini çekeceği peşinen bilinen bir kararı almak kolay mıdır?

Oynanacak her kötü oyundan, kaçırılacak her golden sonra karşılarına bunun “fatura”sının getirileceğini bilmezler mi?

★★★

Yazının başlığında niçin Rıdvan’ın adı var da Tanju’nun ki yok?

Çünkü Tanju’nun Fenerbahçe’ye gelişi daha başından yanlış. Çünkü Tanju, Fenerbahçe ile bütünleşmiş, sarı-lacivertlilerin bir dönemine damgasını vurmuş bir “kahraman”ın adı değil.

Tanju’nun alınışı, “hantal” olduğu için, takımın hızlı hücuma dayalı futboluna uymadığı için yanlıştı.

Sporcuya yakışır bir özel yaşamı olmadığı, olumsuz kişisel özellikler taşıdığı için yanlıştı…

G. Saray Hakan’ı alırken F. Bahçe Tanju’yu aldı.

Ve “yanlış”ın yanlışlığı çok çabuk anlaşıldı. Tanju’nun amigoları -bir “10” numaralı forma yüzünden- Oğuz gibi Türk futbolunun “onur”u olan bir isme tribünlerden küfür yağdırıp sahayı ağlayarak terketmesini sağlarken anlaşıldı. Ama iş işten geçmişti…

Rıdvan farklı.

Lefter gibi Can gibi, Cemil gibi F. Bahçe ile bütünleşmiş bir isim.
Sarı-lacivertlilerin tarihinde “unutulmaz” bir yaprak.

“Vefa” duygusu güzel şeydir. Elbette ki o “unutulmaz” yaprak, soldu diye atılmamalı.

Ama vefa da karşılıksız ve sınırsız olmaz. Hak etmek gerekir.

Takımdaki gençlere “örnek” olmak gerekir. Çalışmalarda hocanın söylediklerini yapmak, özel yaşamına dikkat etmek, dedikodu yapmamak, takımın havasını bozmamak gerekir.

Hasan Pulur’un çok güzel vurguladığı gibi; “Müjdat gibi” olmak gerekir!

İnsanları “ya çağdaş futbol oynayan, umut veren bir takım ya Rıdvan ve Tanju” ikilemi karşısında bırakmamak gerekir!..

★★★

Olayın “taraftar” ve “basın” öğelerini birbirinden soyutlamak çok zor. Çünkü taraftarın yönlendirilmesinde -paralı amigolar kadar- basının da rolü büyük.

Taraftar doğal olarak duygusaldır. Olayların içyüzünü bilemez.

“Duygu”yu “akıl” ile dengelemek görevi basına düşer. Yoksa ateşin üzerine körükle gidip “yanlış”ı desteklemek görevi değil..

F. Bahçe’nin nefis bir futbol şöleni sunduğu M. City maçındaki tribün ayıbında, bir yandan bir kısım basının bir yandan da bir kısım “mülki idare amiri”nin katkısı olmadığını kim söyleyebilir?

Bir kısım basın, “Tanju’ya bile” destek verdiği için suçlu.

Bir kısım devlet görevlisi de Hıncal Uluç’un bıkmaz çabalarına karşın, tribün gösterilerinin giderek en bayağı “küfür”lere dönüşmesine
-yıllardır- göz yumdukları için suçlu. (Ankara Valisi Sayın Erdoğan Şahinoğlu, koro halinde küfreden bir avuç amigoya karşı harekete geçeceğini söyledi: Maç sırasında güvenlik güçleri etraflarını çevirip toplayıp kent dışına bırakacaklar… Diğer kentlere de örnek olabilecek bu tutumu alkışlamaya hazırlanıyorum!..)

★★★

Bugün Rıdvan ve Tanju’ya verilen her destek, önce F. Bahçe’ye sonra da Türk futboluna yapılmış bir kötülük olacaktır.

“İyi” şey isteyenler, ona “layık” olacak biçimde davranmalıdırlar!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: