Yazı Hakkında

Başlık:“MC Kafası” Başkentte!..
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:07 Temmuz 1995, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

“MC Kafası” Başkentte!..

Başkentin “amblem savaşı” beni gerilere götürdü.
1979 son baharında Ecevit hükümeti görevi devretmişti. Demirel hükümetinin ilk “icraat”larından birisi, Kültür Bakanlığı’nın benim dönemimde yaptığı tüm yayımları yasaklamak oldu.

Hoca Sadettin Efendi‘nin “Tacü’t Teravih”inden, Shakespeare‘in “Kış Masalı”na kadar… Hiçbir ayrım gözetmeden!

Bakanlık yayımlarının “amblem”i de değiştirildi.

Oysa “rahle” ile kitabı bütünleştiren bir amblemdi. Böylece, geçmişten geleceğe uzanan bir kültür anlayışını simgeleştiriyordu.

Ama rahle bile onu değişmekten alıkoyamadı.

Niçin?

Çünkü, yayımlar da amblem de CHP döneminin ürünü idi. Ve “MC kafası”na göre halk “biz” ve “onlar” olarak ikiye ayrılmıştı. “Biz”den olmayanlar düşmandı ve yaptıkları yıkılmalıydı.

★★★

RP’li belediyeler, 15 ayda “büyük” hizmet verdiler(!)

Türkiye genelinde, binlerce cadde ve sokak adı değiştirdiler. Nerede Atatürk ya da izindekilerden birinin adı varsa, silindi. Hatta Rize’de, silinenin yerine Atatürk’ü öldürmek isteyenin adı konmak istendi.

Yüzlerce milyar, bu “güzel hizmet” uğruna harcandı.

Şimdi sıra başkentin genelinde…

İstanbul, Osmanlı’nın simgesi. Silueti, görkemli bir geçmişin damgasını taşıyor. Minaresiz bir İstanbul düşünebilir misiniz?

Ankara ise cumhuriyetin simgesi. 24 Anadolu uygarlığının mirasçısı olma savındaki bir çağdaşlaşma ülküsü var temelinde. Atatürk’ün seçtiği başkent…
Kırk yıl düşünseniz, Ankara’yı cami ile simgeleştirmek aklınıza gelir miydi?

Türkiye’de 83 bin cami var.

Ankara’nın ise kalesi var. İlk Meclis’i var, son Meclis’i var. Anıtkabir’i var.

Ama “MC kafası”nın ağzından: “Onlar ne bir kültürün, ne geçmişin, ne de geleceğin simgesi. Biri kabristan, ötekisi de Meclis işte!’

Doğan Hızlan‘ın dediği gibi “Türkiye’nin her kentinde cami de var, çarşı da. İkisinden oluştuğu öne sürülen -aslında sadece camisi belli olan- yeni başkent amblemi. Türkiye’deki her kentin amblemi olabilir. Hatta Tahranın, Mekke’nin, Medine’nin daha da iyi olur.

Peki Ankara’yı temsil etmeyen bu amblem neyi temsil ediyor?”

Bunun yanıtı da Melih Aşık‘tan:

“Olsa alsa Ankara’nın şu sırada dinsel değerleri siyaset malzemesi yapan bir zihniyet tarafından yönetildiğini sembolize ediyor olabilir ki o zaman da Ankara’nın değil Gökçek‘in özel amblemi sayılır.”

★★★

Atatürk’ün adı caddelerden nasıl silinir?

Anayasa Mahkemesi’nin karşısındaki yeşil alana niçin cami yapmak için savaş verilir? Taksim’deki Atatürk anıtının karşısına niçin görkemli bir cami oturtulmak istenir?

Hitit Güneşi’nin yerine niçin cami konulur?

Laik Türkiye görüntüsüne bile tahammül edilemediği için mi? Atatürk, Etibank ve Sümerbank adlarını bizzat koyarak Anadolu’nun tüm geçmişine sahip çıkmak istediği için mi?

“MC kafası” 12 Eylül öncesinde CHP’den “rövanş”ı alıyordu. Bugün Atatürk’ten rövanşı alıyor.

Hangi hakla?

Benim içinde bulunduğum CHP, yüzde 42 oy almıştı. RP yüzde 19 ile yerel iktidarlara sahip oldu.
‘MC kafası’nı başkent belediyesinin başına getiren oy farkı ise sadece 1200 idi.

Demokrasi bir “çoğunluk diktası” değildir. Demokrasilerde çoğunlukta olanlar bile, her istediklerini yapamazlar.

Ama demokrasi, “küçük bir azınlığın” diktası hiç mi hiç değildir!

Geldikleri gibi giderler. Gittiklerinde, o cadde ve sokak adlan da değişil’, sadece “MC kafası’nı temsil eden amblemleri de… Ama olan, bunca emeğe ve paraya olur!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: