Yazı Hakkında

Başlık:‘Meçhule Giden Bin Gemi…’
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:14 Aralık 1994, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

‘Meçhule Giden Bir Gemi…’

Mersin’de “Atatürk düşmanlığı” yapılan bir açıkoturumdan söz etmiştim.

SHP’nin geçen gün istifa eden “iki numara”sının yönetip savunduğu bir oturumdu bu… Yazının ardından yoğun tepkilerin doğduğu anlaşılıyor. Ama yanlış adrese.

“Altıok”lu parti her zamanki gibi- gene hiç oralı olmamış. Ama, demokratik kitle kuruluşlarının ve bireylerin tepkileri Mersin Üniversitesi’ne yönelmiş… Geçmişteki olay, geçenlerde yapılan bir başka bilimsel toplantı ile karıştırılmış. Üstelik de Prof. Bedia Akarsu, Prof. Afşar Timuçin, Prof. Şahin Yenişehirlioğlu, Prof. Türker Özsayar, Prof. Uluğ Nutku ve Prof. Onur B. Kula gibi saygıdeğer isimlerin katıldığı bir toplantıyla.

Mersin Üniversitesi Rektörü Prof. Vural Ülkü, mektubunda şöyle diyor:

Yazınızda ne Mersin Üniversitesi ne de Felsefe Günleri ile ilgili tek sözcük yazdığınız halde; Ankara. İstanbul gibi Mersin ’e oldukça uzak, bu arada Adana gibi pek de uzak olmayan yerlerde, ‘Mersin’de bir açıkoturum…’ sözleriyle başlayan makalenizde sözünü ettiğiniz Atatürk düşmanı konuşmacıların konuşmalarının, üniversitemizin toplantısında yapılmış olduğu şeklinde inanılmayacak biçimde
yorumlar yapıldığı öğrenilmiştir. Son hafta içinde birbirinden bağımsız olarak aldığımız telefonlar bizi şaşkınlık içinde bırakırken, bazı laik-demokratik kuruluşların bile, bu yanlış bilgiye dayanarak üniversitemizi kınamaya hazırlandıkları da bize duyurulmuş bulunuyor.”

Ve sayın rektör ekliyor:

“Ne sizin ne bizim asla aklımıza getireceğimiz bu durum karşısında, gerçeğin açıklanmasının yararlı olacağına inanıyoruz. Yazınızda söz konusu olan toplantı ile Mersin Üniversitesi’nin yakından ve uzaktan hiçbir ilgisi yoktur ve olamaz!”

Mersin Üniversitesi saygınlığını koruyor… Çünkü korumak bilinci taşıyor.

★★★

Masamın üzerinde, rektörün mektubunun yanında bir zarf daha var.

Onda da TBMM Başkanlığı’na verilmiş bir mektubun kopyası bulunuyor. Başbakan tarafından yanıtlanması istenilen bazı soruları içeren bir mektubun… Yukarıdaki olayla da yakından bağlantılı.

Orada da “Atatürk düşmanlığı” üzerine kurulmuş, tarihsel gerçekleri tersyüz etme amacı taşıyan bir filmden söz ediliyor. Ve -İlginç bir rastlantı olarak- bu konuda da en önemli sorumlu gene “aynı SHP’li”!..

Edirne Milletvekili Hasan Basri Eler‘in sorulan şunlar:

İki ay gibi kısa bir sûre içinde senaryo yazım ve çekiminin yapıldığı iddia edilen ‘Bize Nasıl Kıydınız?’ adlı filmin Alt Komisyon ve Denetleme Kurulundan aynı hızla geçirilerek uygun bulunmasını nasıl açıklıyorsunuz?

– Henüz hayatta olan kişilerce yalanlarla dolu olduğu kanıtlanan, hatta filme konu olan kişinin yaşayan evtatlarınca dahi, açıkça reddedilen ve aleyhinde yasal yollara başvurulacağı belirtilen bu filmin, hangi Kültür Bakanı zamanında çekimine başlandığını, senaryosunun incelenip denetimden geçtiğini açıklar mısınız?

Sayın Eler’in, Atatürk döneminde ölülerin mezarlarından çıkarılıp asıldığını öne süren bu filme koyduğu bir de etiket var: “Yerli Geceyarısı Ekpresi”!..

★★★

Hasan Basri Eler, bir CHP milletvekili Partisinin kurucusu olan-Atatürk’e ve bayrağındaki “altıok”a saygısı açık.

Ama partisi, yakında diğer “altıoklu parti” ile birleşmeye hazırlanıyor. Ve kendisi de çok iyi biliyor ki, Başbakan ‘dan ismini öğrenmek istediği “sorumlu”, o partinin de en üst düzey sorumluları arasında.

Acaba Sayın Eler ve benzerleri, birleşme anında ne yapacaklar?

“Ya Atatürk düşmanları, ya biz!” mi diyecekler? Yoksa -bağırlarına taş basıp- “Hem ağlarım, hem giderim!”mi?

Evet, Mersin Üniversitesi saygınlığını koruyor… Çünkü koruma bilinci taşıyor.

Kapalı kapılar ardında “Ben de 2. Cumhuriyetçiyim!” diyebilenlerin  güdümündeki parti ise tıpkı Yahya Kemal’in “Sessiz Gemi“si gibi… Bir “bilinmez “e doğru ağır ağır yol alırken, ne bir mendil sallanıyor ardından, ne de bir kol.

İçindekiler ise hâlâ kendi düşlerinde…

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: