Yazı Hakkında

Başlık:Meryem Ana’nın Yıldızları…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:17 Aralık 1997, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Meryem Ana’nın Yıldızları…

Avrupa Birliği’nin ambleminde niçin 12 adet yıldız var?

Üye sayısından dolayı değil, çünkü üye sayısı 9
iken de yıldız sayısı aynıydı. Üye sayısı hep arttı,
ama yıldız sayısı hep aynı kaldı.

Sorunun yanıtını öğrenmek istiyorsanız. Efes’e
kadar gidin. Meryem Ana’nın evini ziyaret edin. Ve
oradaki resimlerde, Hz. Isa’nın anasının başının
arkasındaki yıldızlan sayın.

Kafanız gene de mi karışık?

O amblemin bir yarışma sonucu hazırlandığını
anımsayın. Birazcık zahmete girip o yarışmayı kazanmış olan Katolik papazı bulun.. Ve ona sorun!

Acaba ambleme niçin 12 yıldız koymuş?

Isa’nın 12 havarisini simgelemek için mi? Yoksa
12 sayısını sevdiğinden mi?

★★★

AB Türkiye’ye karşı ikiyüzlü.. Ve de yanlı!

Türkiye’ye “Yunanistan”la sorunlarını çöz” diyor.. Ama Yunanistan’a dönüp “PKK terörüne verdiğin desteği çek” demiyor.

Türkiye’ye “Kıbrıs’ta ödün ver, askerlerini çek”
diyor.. Ama Yunanistan’a dönüp “Yunan ordusunun tanklarının ve subaylarının Kıbrıs’ta ne işi var?”
demiyor.

Türkiye’ye “Demokrasini düzelt” diyor.. Ama sıra -aday olarak kabul ettiği ülkelere- örneğin Slovakya’ya geldiğinde, “Zaman içinde düzelir” diye savunuyor.

Türkiye’nin HEP’li yöneticileri cezalandırmasına
karşı sesini yükseltiyor.. ama Ispanya’nın Heri Batasuna yöneticilerine ve ETA’yı destekleyen gazetecilere ceza yağdırmasına karşı suspus oluyor.

Örnekleri çoğaltmaya ne hacet!

Uluslararası anlaşmalara göre.. Kıbrıs’ın, Türkiye’nin üye olmadığı bir uluslararası kuruluşa üye
olması yasak. Ama konu “kendilerinden olanların’’ çıkartan olduğunda AB hukuk tanımıyor!

“Hıristiyan Kıbrıs“ı içine almak için kolları sıvıyor…

Türkiye’nin birçok sorunu olduğu doğru.

Ekonomisinde sorunu var. Demokrasisinde sorunu var.

  1. Türkiye’ye dönüp resmen.. “Sen tam üyeliğe adaysın, ama önce şu sorunlarını belirli bir düzeye kadar çözmen gerekir” dese haklı olacak.

Onu bile yapamıyor!

Çünkü AB Türkiye’yi içinde istemiyor, sınırında
istiyor.

Türkiye AB için iki açıdan önemli: Büyük bir pazar olarak ekonomik açıdan önemli… Ortadoğu’daki konumu ve askeri gücü ile de Avrupa’nın güvenliği ve dış siyaseti açısından önemli.

AB Türkiye’yi -olabildiğince az şey vererek- kullanmak istiyor. Evinin içinde değil, kapısının önünde..

Bu tutum değişebilir mi?

Değişebilir… Eğer AB, bu yolun ona neler kaybettirebileceğini -somut olarak- görürse!

Ekonomik açıdan zararlarını yaşarsak. Kıbrıs
başta olmak üzere, dış siyasette Türkiye’yi etkileme olanaklarını tam olarak yitirmekte olduğunu
anlarsa!

Ve eğer, Uzakdoğu’dan Uzakbatı’ya kadar birçok olanağı değerlendiren bir Türkiye’nin., kendisine “mahkum” olmadığının bilincine varırsa!.

*★*

Kemalist bilincin öncülerinden Alptekin Gündüz, tarihsel bir belge yollamış Dönemin Bilecik Milletvekili Asaf İlbay’ın anılarında var.

Atatürk’ün artık son yıllarıdır. Çankaya’daki bir
akşam sofrasında bir aralık şöyle der:

“Bir Balkan Birliği’ne lüzum vardır. Beni bırakınız, partimin ilden olarak Balkanlarda bir geziye çıkayım. Balkan devlet adamları ile bir bir konuşayım ve efkânumumiyeyi (kamuoyunu) hazırlayayım. Dünyanın ufkunda kara bulutlar görüyorum. Balkan Birliği kurulabilirse, bir Avrupa Birliği’ne yol açılır.”

Ve bir süre bazı soruları yanıtladıktan sonra, Atatürk ekler:

“Bir Balkan Birliği ve ardından da Batı Devletleri Birliği, insanları görünmez felaketlerden kurtarabilir. Yoksa insanlığın başına gelecek sefalet ve ıstıraplara ölçü yoktur. Dünya bir uçuruma doğru gidiyor.”

Zaman Atatürk’ü haklı çıkardı. İnsanlık bir İkinci
Dünya Savaşı felaketini yaşadı. Önce NATO kuruldu, arkasından da… Atatürk’ün adı ile öngördüğü
“Avrupa Birliği”.

Atatürk yaşasaydı -büyük olasılıkla- Türkiye’nin
öncüleri arasında yer alacağı bir birlik olacaktı… Şimdilerde ise Türkiye’yi kapının önünde oyalayan bir birlik oldu.

Acaba niçin?!!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: