Yazı Hakkında

Başlık:Mutlu Haberler!..
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:18 Nisan 1993, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Mutlu Haberler!..

Haberi okuyunca nasıl sevindim, bilemezsiniz.

Sayın Başbakan “İcraatın İçinden” programlarını ar-
tık 500 günde bire indiriyormuş.

Gözünüz aydın!..

Yani, her akşam devlet TV’sini açtığınızda, haberlerin
başında, bundan böyle “İcraatın içinde Demirel” prog-
ramı olmayacak anlamına geliyor bu..

Geçenlerde üç bölümlük “özel” bir “İcraatın İçinden”

programı izlediniz ya… Artık bir 500 gün rahatsınız de-
mektir. 500 gün sonraya da Allah kerim… Kim öle kim
kala…

Böylece her akşam, TRT haberlerini; Sayın Başbakan
“gene hangi çeşmenin açılışını yapmış”, “hangi sağlık
ocağına kapı takmış”, “hangi köy heyetini kabul etmiş”
öğrenmek ve “bu icraatlar vesilesiyle” yaptığı “çok ay-
dınlatıcı” konuşmalarını dinlemek zorunda olmadan, ra-
hatlıkla izleyebileceksiniz.

Kısacası, deneyimli devlet büyüğümüz, sekizinci baş-
bakanlığı sırasında, halkın her akşamki bir sıkıntısını 500
günde bire indirmek gibi yeni ve büyük bir hizmette da-
ha bulunmaktadır..

Kutlamayıp da ne yapacaksınız?

Ama komünistlik bitti de, ortalığı karıştıran yeni “mü-
nafıklar” türedi. Sağda solda şöyle diyorlarmış:

– Bakmayın siz “İcraatın İçinden” programının 500
günde bir olmasına… Her akşamki “Demirel programla-
rı” bunun dışındadır…

Bakın şimdi yedikleri naneye!.. Ne demek yani? Bu
500 günlük program “İcraatın İçinden” de, Sayın Demi-
rel’in her akşamki “hutbe”si pardon “aydınlatıcı” ko-
nuşmaları “İcraatın Dışından” mı?..

Bu milleti bölmek, huzurunu kaçırmak, birbirine dü-
şürmek isteyenler görüyor musunuz neler uyduruyor-
lar!..

★★★

Bir sevindirici haber de Sayın Erdal İnönü ile ilgili.

Marmara Üniversitesi’nde. “üstün başarılı” öğrenci-
ler için yapılan ödül töreninde, başörtülü bir kızımız,
Başbakan Yardımcısı’nın elini sıkmamış.

Sayın İnönü’nün uzattığı el, havada öylesine kalakal-
mış.

Şimdi “bunun neresi sevindirici” demeyin .. “Şer güç-
ler”in yorumlarına da lütfen kanmayın..

Olayın sevinmemiz gerektiğini gösteren doğru yoru-
munu anlatmadan önce, Roger Garaudy’nin bana yıllar
önce anlattığı bir anısını iletmek istiyorum. (Hani Müslü-
man olduktan sonra, bizim köklendirici kesimlerimizin
ne kadar yükseğe koyacaklarını bilemedikleri ünlü
Marksist Garaudy…)

Garaudy -Müslüman olduktan bir süre sonra- Ceza-
yir’de yapılan bir “İslam bilginleri doruk toplantısı”na
çağrılmış… Gerisini ağzından dinleyelim;

-Çıldıracaktım!.. Tam yarım gün boyunca “Müslüman
kadın erkeğin elini sıkabilir mi, sıkamaz mı?” tartışması
yaptılar..

Tıpkı, Fatih’in orduları İstanbul’a girerken, Ortodoks
papazların kilisede “meleklerin erkek mi yoksa dişi mi
olduklarını” tartışmaları gibi..

Garaudy, İslam’ın özü ile o öze uygun olarak 1400 yıl
öncesinin koşullarına getirilmiş “hukuksal” çözümlerin
birbirine karıştırılmaması gerektiğine inanıyordu. Deği-
şen koşullara 1400 yıl öncesinin kurallarını uygulamakta
direnmeyi ise İslama hizmet değil, yayılmasını engelle-
yen bir tutum olarak görüyordu..

“Münafıklar” ne derse desin, elbette ki bizim hanım
kızımızın Başbakan Yardımcısı’nın elini sıkmamasında-
ki nedenin Garaudy’nin anlattıklarıyla hiç ilgisi bulun-
muyor.

Nezle ve grip başta olmak üzere, birçok hastalığın
öpüşme ile geçtiğini bilmeyen yok. Şimdi sınıflarının bi-
rincisi olan bazı gençlerimiz, el sıkmanın da sağlığa za-
rarlı olabileceğini düşünmüş olamazlar mı? Çok
“sağlıklı” bir kuşak yetişiyor!..

Mutlaka Sayın İnönü elini sık sık yıkıyordur. Ama biri-
nin elini sıkıp başkalarınınkini sıkmamak olmaz ki. En
iyisi kimsenin elini sıkmamak..

Elbette daha da güvenlisi, kendi evinden dışarıya çık-
mamak.

Tıpkı, sağlık konularına, temizliğe ve de kadınlara çok
değer veren (!) Suudi dostlarımızın yaptıkları gibi..

Bırakın da hastalanma riskim sokaklarda dolaşan er-
kekler alsınlar. Kadınlar da “ayrıcalıklı” bir konumda,
evlerinde oturup keyiflerine baksınlar..

Ama, hanım kızımız, başını da bağlasa, erkeklerin eli-
ni sıkmasa da, üniversiteye gitmenin, erkeklerle aynı sı-
rada oturmanın, erkek hocaları dinlemenin tehlikeleri-
nin herhalde farkında değil.

“Yeterince” uyarılmadığı belli!..

★★★

İşte size iki mutlu olay.

Hükümetimizin başı da bilinçleniyor, onun oyunu al-
mak için “özel” çaba gösterdiği kitle de..

Demokrasinin temelinde de “bilinçlenme” yattığına
göre; bu gece “huzur” içinde uyuyabilirsiniz.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: