Yazı Hakkında

Başlık:Nasıl Bir Başkan?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:09 Haziran 1993, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Nasıl Bir Başkan?

Rahmetli Turan Güneş insanları ikiye ayırırdı: “Kendisini ciddiye alanlar ve yaptığı işi ciddiye alanlar” diye…

Sayın Erdal İnönü, siyasal yaşamında sanki bu iki kesimin de dışında bir görüntü veriyor gibiydi.

Yüzünden eksik etmediği gülümsemesi ve -gerçekten de etkili- “espri gücü” ile birinci kesime pek girmiyordu. Fazla kolaylıkla, adata itilerek geldiği görevlerin ağırlığını hissetmesi ise çok zordu. Çünkü oralara, adım adım, savaşım vererek ulaşmamıştı.

Ne SHP genel başkanlığına, ne de başbakan yardımcılığına..

Ama -Turan Güneş’in sınıflandırmasının dışında kalan- Erdal Bey, bu kez “hem kendisini hem de yaptığı işi ciddiye alan” bir davranış biçimi sergiledi.

Çünkü durumun ciddiyetim görecek kadar zeki, gördüğünün gereğini yerine getirecek kadar da kendine saygılıydı!..

★★★

Ekonomide tehlike belirtileri artıyor. Hükümet ortaklığının geleceği belirsiz. SHP güç yitiriyor. On ay sonraki yerel seçimlerin, genellikle sol ve özellikle de SHP için büyük bir “düş kırıklığı ” olacağı şimdiden belli.

SHP Genel Başkanı olumsuzluklardan mı kaçıyor? Yoksa, olumsuzlukları önleyecek bir çıkış yolu mu hazırlıyor?

Bu sorunun artık hiçbir anlamı yok.

Çünkü SHP Genel Başkanlığı’nı bırakma kararı alırken, Sayın Erdal İnönü herhalde bir şeyin çok iyi bilincindeydi: Bir yandan partisine, öte yandan da sosyal demokratların tümüne, yeni bir fırsat hazırladığının..

Şimdi bu fırsatın nasıl değerlendirilmesi gerektiği; demokrasiye ve sola inanmış olan herkesin ortak sorunudur.

★★★

Hükümetin iki kanadı da yeni genel başkanlarını ararken aralarında önemli bir fark olduğu ortada.

Birisinde, yeni genel başkanı -bulunduğu görev ne kadar buna izin vermese de- eski genel başkan belirleyecek. Diğerinde ise yeni genel başkanın çok daha demokratik süreçler içinde seçilmesi söz konusu. Bu nedenle de ikincisi üzerinde kafa yormanın daha fazla anlamı ve önemi var.

Katkı yolu açık.

Ama “Nasıl bir başkan” sorusunun yanıtı, başka bir sorunun yanıtının öncelikle verilmesine bağlı: Yeni SHP yönetiminin “öncelikli hedefi” ne olacak?

Öncelikli hedef, solda “diyalog” ve “seçim işbirliği”dir. Bunun arkasından bir SHP-CHP birleşmesi gündeme gelebilir. DSP’nin ise diyaloğa bile yanaşacağı kuşkuludur.

Ama CHP-SHP ilişkileri yeni dönemde sağlıklı bir doğrultuda gelişirse, koşullar DSP’yi de “sınırlı” bir yakınlaşmaya itebilir..

★★★

“Kim olmalı” sorusunun yanıtı, biraz da “Kim olmamalı?”nın yanıtında gizli.

SHP’nin yeni genel başkanı, solun önündeki “öncelikli hedef”i güçleştirecek birisi olmamalı!

Kişisel ya da “hizipsel” kuşkularla soldaki güç birliğini zorlaştıracak nitelikler taşımamalı!

“Sağ” değil “sol” kamuoyunda, iyi bir görüntüsü bulunmalı!

Sosyal demokrasiyi, Atatürkçülük’ten koparıp Özalcılık’a yamamayı düşünmemeli!

Sağcı yazar, düşünür ve bilim adamlarının değil; solcu yazar, düşünür ve bilim adamlarının “etki” ve “katkı”larına açık olmalı!

Türkiye’de solun bugünkü çıkmazını; sağa “yeterince” yaklaşmamış oluşunda değil, soldan “fazla” uzaklaşmış oluşunda aramalı!

Sağdan gelecek eleştirileri, soldan gelecek eleştirilerin süzgecinden geçirerek değerlendirmeli!

Danışmanlarını, Atatürk ve sosyal demokrasi düşmanlarından seçmemeli!

“Tek adam” olmayı değil, “ortak akıl”ın temsilcisi olmayı hedeflemeli!

Demokratik solcu dünya görüşünden ödün vermemeli; ama, aynı doğrultudaki hiç kimseyi dışlamamalı!

Kısacası.. Solcu, Kemalist, hoşgörülü ve uzlaşmacı olmalı! Yıpranmamış, birleştirici ve tutarlı olmalı!..

Acaba çok şey mi istiyoruz?!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın