Yazı Hakkında

Başlık:Ne Kadar da Raslantı!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:20 Nisan 1997, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Ne Kadar da Rastlantı!

Bir zamanlar gazete okurları ikiye ayrılırdı: Gazeteyi okumaya birinci sayfadan başlayanlar ve arka sayfadan başlayanlar olarak…

Arka sayfadan, yani spor sayfasından başlayanlar küçümsenirdi.

Oysa birinci sayfaların iç karartıcı olduğu dönemlerde. son sayfalar ruh sağlığını korumak için iyi bir araç olabilir… Ciddi erkekler siyasal haberlerden başlarlar. Ciddi kadınlar, cinayet haberlerinden. Benim gibiler de genellikle basket ya da futbol haberlerinden.

Hele milli takım ya da tuttuğunuz takım iyi bir sonuç almışsa; değme gitsin…

Ama son zamanlarda, son sayfalar da birinci sayfalar kadar tatsızlaştı.

Fenerbahçe iç açmaz oldu, hakemler de iç karartır…

★★★

İki takım şampiyonluk yarışında.

Galatasaray lehine 16 penaltı verilmiş. Fenerbahçe lehine sadece dört… Rastlantı elbet!

Bir hafta önce Galatasaraylı Arif eliyle gol atmış, bir hafta sonra da kendini onsekiz içinde yere atmış. Olayı 45 metre uzaktan, üstelik de önü kapalı seyreden
hakem de penaltı vermiş… Ve Galatasaray berabere bitecek iki maçtan galip aynlmrş… Rastlantı herhalde!

Hakem Galatasaray’ın maçını, San-Kırmızılılar golü bulana kadar uzatmış. Aynı hakem, Beşiktaş’ın Kocaelispor’la maçında -oyun 6-7 dakika durduğu halde- 90 dakika biter bitmez düdüğe sarılmış… Rastlantıdan başka ne olabilir ki!

Galatasaray lehine, kendini her yere atana penaltı düdüğü.. Beşiktaş’ın Van maçında, kaleye giderken elle kesilen topa “devam”… Rastlantı! Rastlantı!

Galatasaray’a karşı, Gaziantepspor’un üç golü de iptal edilmiş. ıstanbulsporun en formda ve tehlikeli oyuncusu Saffet, Galatasaray’a karşı oynayamayacak şekilde cezalandınlmış… Rastlantı canım!

Tüm bunlar rastlantı olmasına rastlantı da… Hepsinin ille de Galatasaray lehine olması, biraz fazla rastlantı. Haşan Yılmazer’i bile isyan ettirecek, Merkez Hakem Komitesi Başkanı’nı kastederek “Babacan Kupası Galatasaray futbol takımının oldu” dedirtecek kadar rastlantı.

En büyük Galatasaraylılardan birisi olan Turgay Şeren‘e bile. ‘Galatasaray’ın bunlara ihtiyacı yok!” dedirtecek kadar rastlantı…

Ekranda keyifle basketbol Türkiye kupası finalini İzliyorum. Üç yıldız oyuncusu olan Fenerbahçe, yıldız bolluğu olan Efes’e karşı kahramanca mücadele veriyor. Fenerbahçe’nin maçı bırakmamasında en büyük etken olan da İbrahim.

Efes arayı açmaya başlamış. Kritik bir an. İbrahim’e
yavaşlatılmış çekimde çok açık görülen- bir faul yapılıyor. Düdük sesi ve üç faullü Fenerbahçeli oyuncuya dördüncü faul.

Herkes şaşkın. Potaların en terbiyeli, en efendi oyuncularından olan genç İbrahim, herkesten fazla şaşkın. Çok doğal olarak -ve çok kez yapılan biçimde- asıl kendisine faul yapıldığını anlatmaya çalışıyor.

Bir düdük daha… Beşinci faul… İbrahim oyun dışı… Maçın geri kalan kısmının da artık hiçbir anlamı yok. Efes antrenman yapıyor.

Rastlantı elbette. Başka bir olasılık olabilir mi ki!..

Ve son perde.

Ligin son maçında Fenerbahçe basketbol takımı bir başka yıldızlar topluluğu olan- Ülker’e karşı çok başarılı. Oyunu hep önde götürüyor. Uzatmanın son dakikasında da ileride.

Top Sarı-Lacivertlilerde… Hakemin düdüğü, Fenerbahçe aleyhine teknik faul. İki atış ve sonrasında rakip takıma verilen top… Ve hakem tarafından Ülker’e
armağan edilen br galibiyet

Niçin teknik faul?

Çünkü Fenerli bir yönetici, masa arkasına gelip saha komiserine bir şey sormuş… Ama bir hafta önceki Türkiye kupası yan final maçında hakeme küfreden
Galatasaraylı Kempton‘a teknik faul çalınmamış.
(Çünkü maç Fenerbahçe ile!..)

Rastlantı… Rastlantı.. Rastlantı…

Ama spor sayfalarının, spor ekranlarının tadını fazla kaçıracak kadar çok rastlantı!.. Yetti artık bu rastlantılardan dedirtecek kadar çok!

★★★

Şimdi üç soru var kafamda. Birisinin yanıtı olan, öteki ikisinin yanıtını bulamadığım sorular bunlar.

Önce yanıtını bildiğim soru:

– Niçin federasyonlar, hakemler ve diğer kulüpler
Fenerbahçe’ye düşman?

Fenerbahçe yönetiminin şimdi değiştirdiği -ama
henüz izlerini silemediği- “itici”, tepki yaratıcı, tepeden bakan, saldırgan üslubundan dolayı…

Yanıtsız sorulara gelince.

– Rastlantılar niçin, genellikle belli bazı takımların lehine oluyor?

– Sporun, sportmence savaşımın anlamını yitirtecek boyutlardaki bu “rastlantılara” karşı ne yapılabilir?

Hemen söyleyeyim… Rezalet boyutunu da aşmış olan rastlantılar sonrasında bazı yetkililerin çıkıp da “hata falan yok” gibisinden demeçler patlatmaları, en
büyük rezalet. Rezaletin de ötesinde “açık” bir kışkırtma!

İşin çığırından çıkmasını önlemek ve benim yanıtlayamadığım soruların yanıtlarını aramak da öncelikle federasyonlara düşer. Yok eğer o “rastlantı”ları bizzat planlamıyorlarsa!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın