Yazı Hakkında

Başlık:Ne Olacak?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:23 Mayıs 1997, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Ne Olacak?

Hangi askere sorsanız, darbe istemiyor. Ama ekliyor:

– Şeriatçı yetiştiren eğitim sistemi baştan aşağı değiştirilmelidir. Sekiz yıllık temel eğitim ve imam-hatip okulları, sorunun sadece bir bölümüdür. Devlet içindeki şeriatçı kadrolaşmaya da son verilmelidir.

Ve hepsi de siyaset adamlarını suçluyor.

Son yarım yüzyılda ülkeyi adım adım bu noktaya getirdikleri için… Ufak hesaplarla hâl âgerçekleri yüksek sesle söylemedikleri için… Cumhuriyeti tehdit eden bir gelişme karşısında bile bir araya gelmedikleri için…

Asker artık susmuyor, konuşuyor.

Çünkü duygularını, düşüncelerini, kaygılarını temsil eden, dile getiren güçlü bir siyasal parti göremiyor!

Asker konuşuyor, ama söylediklerinin gereğini sivillerin yapmasını istiyor.

Ve siviller yapmıyor.

Ne olacak?

Siyasal iktidarı etinde tutan partiler umutsuz durumda.

Birisi yolsuzluk, yalancılık, çetecilik, şantajcılık, kaba güç batağında debeleniyor. Amacına ulaşmak için her şeyi yapabilecek bir genel başkana sahip. Kendi milletvekillerini bile, ancak milyonlarca dolara tutabildiği dedikoduları yaygın.

Birisi şeriatçı kadrolaşma uğruna her türlü ödünü veriyor. Zaman kazanmaya çalışıyor. İçinde Humeyni rejimi isteyen de var, cumhuriyetle uzlaşmayı isteyen de… Ve de karanlık dış ilişkiler içinde olan da…

Cumhurbaşkanı’ndan Genelkurmay Başkanı’na, yabancı diplomatlarından basınına, aydınından sokaktaki adamına.. hemen kimsenin sözlerine güvenmediği bir başbakan ve bir başbakan yardımcısı o partilerin de, hükümetin de başında…

Ya muhalefet?

ANAP’ın içinde de küçük bir RP var… Yalancılık, şeriatçılık, yolsuzluk batağındaki, tüm saygınlığını yitirmiş bir yönetimi ayakta tutmaya hizmet eden BBP’yi Meclis’e kendi elleriyle taşımış… Hâlâ ikircikli.

Askerlerin düşüncelerini ve kaygılarını büyük ölçüde paylaşan iki sol parti ise yeterince güçlü değil. Bir araya gelebilseler ülkenin kaderini değiştirecekler. Ama ikisi de genel başkanlarının tutsağı, ikisi de hizipçi.. İkisi de birbirine karşı güvensiz..

Peki ne olacak?

Diyelim ki bu hükümet yıkıldı.

DYP Çilleri başından atabilecek mi? Çok zor!. Bu Meclis Çiller’den hesap sorabilecek mi? Çok zor!

Bırakın daha ötesini; bu Meclis’ten sekiz yıllık “kesintisiz” temel eğitim kararı geçebilecek mi? Çok zor!

Bu Meclis, şeriatı “kan dökerek” getirmekten söz eden RP’yi milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldıracak mı? Çok zor!

Susurluk çetesini ortaya çıkarabilecek mi? Çok zor!

İkiyüzlü, kişiliksiz siyaset adamları sahnede… Darbe korkusu olunca “Evet” diyorlar. “Nasılsa darbe olmaz” inancına kapılınca da celalleniyorlar… Arsızca. Utanmazca…

Öyleyse bunalımı, bu kez olsun silahsız güçlerin çözmesi umudu hiç mı yok?

Var!

18 Mayıs’ta Ankara’da, Hipodrom da seslerini yükselten 500 bin gencin verdiği bir “mesaj” var… Sivil toplum örgütlerinin adım adım geliştirdiği bir kararlılık var… Ve “nihayet” yasaların uygulanmak için yapıldığını anımsayan ve bunun gereklerini yerine getirmek için harekete geçen savcılar var, yargıçlar var…

Somut “sivil çıkış yolları”nın neler olabileceğini gelecek yazıya bırakıyorum.

EKMEKÇİYİ DE YİTİRDİK… Mustafa Ekmekçi’yi yaklaşık kırk yıldır tanırdım. Dürüst, çalışkan sakin, sevecen ve her zaman güler yüzlüydü. Dostu, seveni çoktu. Okurları ile inanılmaz bir iletişim kurmayı başarmıştı. Cumhuriyet Ankara Bürosu’nda komşuyduk. Zaman zaman gevrek kahkahalarını duymak içimi ısıtırdı. Boşluğunu, eksikliğini çok sık duyacağız… Nur içinde yatsın!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: