Yazı Hakkında

Başlık:Ne Olmalı?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:06 Nisan 1994, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Ne Olmalı?

Seçimden sonraki ilk yazımın başlığı “Niçin?”di. İkincisi “Ne Olacak” oldu. Şimdi sıra “Ne Olmalı?”da.

Eğer başınıza gelenlerin birine doğru tanı koymuşsanız.. Geçmişteki tutumunuzu değiştirmezseniz neler olacağını biliyorsanız.. Gelecekteki olumsuzlukları önlemek için yapabileceğiniz çok şey var demektir!..

Toplamların bunalım dönemlerinde, hep “sivri” akımlar güçlenir ılımlı, demokratik, uzlaşmacı akımlar güç yitirirler.

İşler iyi giderken, düzende köklü değişiklikler yapacağını söyleyenlere yüz veren fazla olmaz. Köklü değişikliklerin, sahip olunanları da tehlikeye atacağından korkulur.

Ama insanlar mutsuzsa, umutsuzsa.. Hoşgörü yitirilir, bir.. Değişiklik umut olur iki…

“İleri”ye ya da “geri” ye dönük “köktenci”‘ akımlar için gün doğmuş demektir!

Avrupa’da faşizm, büyük dünya ekonomik bunalımının etkisiyle geldi. Avrupa komünizmi ise ikinci Dünya Savaşı’nın yıkıntıları üzerinde yükseldi.

Avrupa yaralarını sardıkça, komünistler gerilediler.
Merdivenleri demokratik sosyalistler tırmanmaya başladı..

Kıssadan hisse?

Türkiye’nin bugünkü koşulları, yelpazenin ucundaki
akımların güçlenmesini bir anlamda “doğal” kılıyor!

Ama uçtaki partileri, demokrasi kazanında artan buhar basıncının patlamaya dönüşmemesi için, “güvenlik kapakçıkları” olarak değerlendirmek olanağı da var.

Bunun yolu ise bir yandan demokratik güçlerin bir araya gelmesine bağlı.. Öte yandan da, demokrasiyi tehlikeye atan akımlara “devlet eliyle” güç katma aymazlığına son verilmesine!.

Eğer Türkiye önemli bir bunalım döneminden geçiyor olmasaydı; sağın ve solun demokratik kesimlerinin bölünmüşlüğü lüksünü kaldırabilirdi. Türk siyasal yaşamının önderleri, ne yazık ki yaşanılan bunalımın boyutlarını ve sonuçlarını göremediler.

Fatih İstanbul kapılarında iken, meleklerin cinsiyetini
tartışan Ortodoks papazlarına benzediler…

Ne yapmalı?

Demokratik sağ da birleşmeli, demokratik sol da!

Demokratik sağın birleşmesi, bugün için demokratik olmayan sağı iktidar dışı bırakır. Demokratik solun birleşmesi ise demokratik olmayan sağa geleceğin iktidar yollarını kapar!..

Şu anda toplumda en büyük desteğe sahip olan güç “demokratik sağ”,öyleyse iktidarın sorumluluğunu üstlenip, bunalımın üzerine kararlılıkla gitmeli.. (Zaten bu bunalımın doğmasının sorumluluğu da büyük ölçüde
ona ait! Onun bu ülkeye vurduğu damgaya art!..)

Her iktidar yıpranır, zor koşullardaki iktidarlar ise daha hızla yıpranırlar.

Eğer sol -haksız yere- bu yıpranmaya ortak olursa, asıl büyük sakınca ortaya çıkar. Demokratik olmayan sağ, geleceğin İktidarının tek adayı olarak kalır!

Olay bu kadar açık ve yalın!..

Demokratik sağın gerisindeki güç sermayedir. Ve -bazı dış güçlerin de yardımı ile- sermaye, er ya da geç, Türkiye’de demokratik sağı birleştirecektir.

Demokratik solun gerisindeki güç ise kol ve kafa emeğidir işçidir, kamu görevlisidir, emeklidir, öğrencidir.

Sendikalar “sol feodalite”nin beylerine karşı, yoğun bir baskı kampanyası açabiliyorlar mı?

Kamu görevlisi, emeklisi, öğrenci genci, sokaktaki adam.. Tepkisini sürekli ve olabildiğince örgütlü bir biçimde dile getirebiliyor mu?

Sol partilerin “her düzey” deki sorumluları, halkın içine çıkamaz duruma düşürülebiliyorlar mı?

İşte o zaman sol da birleşir!

Halk 27 Mart’ta olanları bir yıl önceden görmüştü. Üç sol partinin tabanı da birleşmek istiyordu. Sola oy verenler birleşmeleri için adeta yalvarıyordu.

Eğer bu partiler, gerçekten de demokratik bir yapıda olsalardı, tabandan gelen bu baskı karşısında, bu ölçüde duyarsız kalabilirler miydi?

Şimdi sadece “birleşme” zamanı değil. Aynı zamanda, beyliklerin yıkılıp “demokratik” bir yapının da kurulması zamanı!..

Demokrasi olmayınca sor da olmuyor zaten!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: