Yazı Hakkında

Başlık:Ne Yapmalı?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih: 10 Mayıs 1998, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Ne Yapmalı?

Ufak bir çaba ile, her şeyin daha iyi olabileceği açık “irtica’’, yani gericilik.. Etnik terör, yani PKK., Ekonomik sorun, yani enflasyon..

Gericiliği besleyen dört temel kaynak var: Yoksulluk, adaletsizlik, yozlaşmışlık ve devletin doğrudan ya da dolaylı desteği. İlk üçünü kısa yoldan çözmek olanağı yok. Ama sonuncusu için az zamanda çok şeyler yapılabilir.

Bölücü terör, “kabul edilebilir” bir düzeye çekildi.
Ama Güneydoğu sorununun çözümü, atılacak ekonomik ve toplumsal adımlara bağlı.

Ekonominin yavaş yavaş rayına oturmaya başladığım gösteren belirtiler artıyor. Ama olumlu gidişi kalıcı kılmak için alınması gereken önlemler bitmedi.

Sonuç?

Her şey siyasal kararlılığa, yani “istikrar”a bağlı.

Meclis’in önündeki tasarıları yozlaştırmadan yasalaştırmasına. Ve hükümetin yasalardaki hükümleri yaşama geçirmek konusunda duraksamamasına..

Çözüm gelip siyasal süreçlere dayanıyor. Siyasal süreçler ise ya işlemiyor ya da çok ağır işliyor.

Bugünkü anayasamız Meclisin toplanabilme koşullarını çok kolaylaştırdı. Milletvekili sayısının üçle biri ile toplanabilme ve karar alabilme yolunu açtı. Ama 130 milletvekili bile sağlanamıyor.

Hem de çok önemli bazı tasarılar gündemde iken!..

Halkın gözünde milletvekillerinin saygınlığı çok düşük. Askerlerin gözünde milletvekillerinin saygınlığı çok düşük. Ülke onlardan ufak bir çaba bekliyor. Ve hükümet partilerinin milletvekilleri bile Meclis’e gelmiyorlar.

Niçin?

Kimisi kamu kuruluşlarında iş peşinde koştukları için. Seçim bölgesindeki bazı kişilerin özel işlerini çözmeyi, kendi çıkarları açısından daha fazla önemsediği için.

Kimisi o yasa tasarılarına karşı olduğu için.

Kimisi de üzerindeki sorumluluğun bilincine bile varamadığı için..

İpliği pazara çıkmış, içerde ve dışarda beş paralık saygınlığı kalmamış olan bazı genel başkanlarının eteğine yapışan çok milletvekili var. Ama Meclis’in saygınlığına ve dolayısıyla ülkenin geleceğine sahip çıkan çok milletvekili yok!

Ne yapmalı?

Siyasal partilerin demokratik bir yapıya sahip olmaları yasa ne zorunlu kılınmalı. Ve öncelikle de, önseçimler partinin kayıtlı bütün üyelerinin katılımı ite yapılmalı.

Ne demiş bilge kişi:

Az su, çok sudan daha çabuk bozulur!

Eskiden “delege ağalığı” vardı. Ve milletvekillerini Meclis’ten, ideolojiden çok. o delegeleri “tavlamak” ilgilendiriyordu.

“ Özal “delege ağalığı “na son verdi. Yerine “milletvekili ağalığını” koydu.. Cumhuriyet tarihinde ilk kez; partisinin tüm milletvekillerini tek tek kendisi seçti. Giderek bu “tatlı yol”u öbür genel başkanlar da benimsediler.

Böylece partiler demokrasisi -bazılarının sandığı gibi- “liderler demokrasisi”ne dönüşmedi.. ‘Liderler diktatörlüğüne dönüştü.

Değişmeyen önderler. Ve de tüm siyasal geleceklerini o önderlere bağlamış sözüm ona “milletvekilleri”!

Aslında milletin vekilleri değildir bugün demokrasiyi
yozlaştıranlar, “liderin vekilleri”dir!

Herkes çözüm arayışında.

Kimisi başkanlık sistemi öneriyor. Kimisi seçim sistemi değişikliği ile sorunun çözülebileceği kanısında. Ama unutulan bir şey var…

Yönetim biçimi değişse de.. Seçim daha istikrarlı bir siyasal yaşama izin verse de. Gene de o Meclis’te ve o Hükümette temel eğe siyasal partiler ve o partiler içinde de milletvekilleri olmayacak mı?

Sağlıklı bir üyelik sistemi Tüm üyelerin katılacağı ön seçimler.. Parti genel merkezlerine tanınan, diyelim ki yüzde 5 lik “merkez kontenjanı”Ve parti içinde bütün kademelerdeki seçimlerde “orantılı temsil” (nispi temsil) uygulaması..

Bunlar Siyasal Partiler Yasası’nın zorunlu hükümleri arasında yer almalı.

Almalı ki, demokrasiye yozlaşma ve genel başkanları da diktatör olma yolu büyük ölçüde tıkansın.

Almalı ki, ‘başkanın vekilleri’ artık milletin vekilleri olabilsinler!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: