Ahmet Taner Kışlalı Yazıları Cumhuriyet Gazetesi Haftaya Bakış Köşe Yazıları

Nedeni Bırakıp ‘Sonuç’la Uğraşmak!..

Yazı Hakkında

Başlık:Nedeni Bırakıp ‘Sonuç’la Uğraşmak!..
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.19)
Tarih: 18 Aralık 1994, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Nedeni Bırakıp ‘Sonuç’la Uğraşmak!..

Geçenlerde bir Batılı büyükelçi sormuştu:
“Sizce Türkiye’de bir din devleti tehlikesi var mı? RP iktidara gelebilir mi?”
Yanıtımın kısalığı ve yalınlığının -sadece kendisini değil- konuşmaya tanık olan diğer iki Batılı büyükelçiyi de şaşırttığını sanıyorum:
– Eğer devlet, desteğini çekerse ne RP iktidar olabilir, ne de Türkiye’de bir din devleti kurulabilir!..

★★★

Türkiye’de bir “din devleti” özlemi içinde olanların halktan sağladıkları destek eğer hızla artıyorsa, bunun beş nedeni var:
– Bir din devletinin gerektirdiği “dünya görüşü”ne göre eğitilen insanlar…
– Çaresiz kalmış insanları satın almaya yetecek kadar büyük “para”sal güç…
– İnsanlarımızın bir kesiminin bu dünyadan umutlarını kesmelerine neden olacak kadar çarpık bir “gelir” dağılımı…
– Özellikle Milli (!) Eğitim ve İçişleri bakanlıklarında köşe başlarını tutmuş, sarıkları kafalarının içinde olan geniş bir “kadro”…
– Ve Batı’nın -Bosna’da artık saklanamaz hale gelen- “iki yüzlü” tutumunun yarattığı “isyan” duygusu…
Bu nedenlerden ilk dördünün sorumlusu Türk devletidir. Kemalist devleti 1950’lerden başlayarak adım adım yıkan, “ılımlı sağ” iktidarlardır. 12 Eylül’de son adımı atarak, “Türk-İslam sentezi”ni devletin “resmi ideolojisi” yapanlardır!
“Altıok”lu bayrağın da alet edildiği bu hükümet döneminde bile, imam liselerinde okuyanların sayısının 749 binden 893 bine çıktığı bir gerçek değil mi? Arapça tek bir dua bile bildiğini sanmadığım Sayın Başbakanımızın bir buçuk yıllık “devr-i iktidar”ına 38 tane yeni imam lisesi sığdırdığı bir sır mı? Yasal ya da yasalara aykırı olarak etkinliğini sürdüren “Kuran kursları”nda yüzbinlerce çocuk “neyin düşmanı” olarak eğitiliyor?
Nasıl oluyor da.. kırdan kente, taşradan büyük kente gelen yoksul aile çocuklarının hemen hepsine “sıcak koşullar” hazırlayacak kadar para “belirli ellerde” toplanabiliyor? Evden eve dolaşıp “armağanlar” dağıtan ve “adil düzen”i anlatan “gönüllü ordusu”nun paraları hangi “yasal” yollardan karşılanıyor? “Devlet içindeki devlet”in hazinesi hangi kaynaklardan besleniyor? “Kurban derileri”nden “hac”ca kadar, din -yasalara karşın- nasıl para basma makinesi haline getiriliyor?
“Laik” eğitimin köşe başlarını, “imamlık” eğitimi almış olanlara kim teslim etti? Laik devletin yasalarını uygulama görevini; “imamlaşmış” valilere, kaymakamlara, emniyet müdürlerine, savcılara, yargıçlara, polislere kim verdi?
Halkın dörtte birinin oyları ile “yerel” ya da “genel” iktidara sahip olabilmek yolunu acaba kimler açtı?

★★★

Eğer RP’nin oyları yüzde 25’lere tırmanıyorsa; kabahat Erbakan Hoca’da mı?
Eğer Fethullahçıların bugün bir büyük günlük gazeteleri, bir televizyonları, üç haftalık dergileri, birçok fen liseleri, sayısız Kuran kursları ve ticari ortakları varsa.. kabahat Fethullah Gülen’de mi?
Sayın Başbakan’a Fethullah Hoca ile görüşüp yalvardı diye kızmak “yanlış”!.. Onu o ölçüde güçlendiren koşullara yardımcı olmayı sürdürdüğü için kızmak “doğru”!
İmam okullarını “imam gereksinmesi” ile sınırlı hale getirin!.. Laik eğitimi “dinci yönetici”lerin egemenliğinden kurtarın!.. “Laik-demokratik devlet” inanmayanları, İçişleri’nden ve yargıdan temizleyin!.. Dar gelirli ailelerin çocuklarını “tarikat yurtları”na mahkum etmeyin!.. Dinci vakıfların, birer “laikliği yıkma” makinesi olarak çalışmalarına engel olun!..
İçten ve dıştan “yasal olmayan yollardan” sağlanmış inanılmaz kaynakların, laikliğe ve demokrasiye son vermenin en büyük aracı olarak kullanılma yollarını tıkayın!..
Dinci güçlere “muhtaç” olmamanın en kestirme çözümünün, dinci güçleri güçlendirmemekten geçtiğini unutmayın!..
Ve bunları yapınca da.. ne Türkiye’nin geleceğinden ne de kendi geleceğinizden artık bir endişeye kapılın!
Önce besleyip büyütüp, sonra onların “esiri” olduğunuz gerçeğini artık “lütfen” anlayın!..
Evet “yasaklamak” çözüm değil! Ama “beslemek” hiç değil!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın