Yazı Hakkında

Başlık:Nesinden Coşkun’a ve…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:04 Şubat 1998, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Nesin’den Coşkun’a ve…

Aziz Nesin‘le tanışıklığım lise yıllarında başlamıştı.

Uzun bir tren yolculuğuna çıkarken “Deliler Boşandı” vardı elimde. İkide bir kendi kendime kıkırdıyordum. Bana garip garip bakıyorlardı.

Son yıllarda aynı şey Bekir Coşkun‘u okurken başıma gelir oldu.

Gazetelerdeki ciddi haberleri ciddi ciddi okuyan bir adam düşünün.. Birdenbire kıkır kıkır gülmeye başlarsa bunda bir gariplik yok mudur?

Eğer o sırada okuduğu köşe yazısı Coşkun’a aitse yoktur.

Olayların özünü yakalayabilme.. Özündeki çelişkileri görebilme.. Onlara zaman zaman dokunaklı bir duyarlılığı ekleme.. Tüm bunları, bir ince mizah süzgecinden geçirme.. Ve güçlü bir anlatımla sergileme..

İşte Bekir Coşkun bu!

Çoğunlukla güldüren ve düşündüren.. Bazen de duygulandıran..

İlk kitabı “Dövlet” 20 baskı yapmış. Ümit Yayıncılıksan yeni çıkan “Avukatımı İstiyorum” kaç baskı yapar bilmiyorum.. Ama Bekir Coşkun’lara gereksinmemiz olduğunu biliyorum.

★★★

Server Tanilli bir simge isim.

İnancın.. İstencin.. Sapmayışın.. Bükülmeyişin.. Tutarlılığın.. Üretkenliğin.. Soldaki tüm güzelliklerin simgesi..

Yeni kitabı “Yaratıcı Aklın Sentezi” her aydının okuması gereken bir yapıt. Ama özellikle de genç kuşaklara bir armağan.

Felsefenin temel konularından tarihe, sanata, hukuka, siyasete, ahlaka, kadına, eğitime uzanan bir “felsefeye giriş” turu.. Kolay okunan, kolay anlaşılan ve bütünlüğü olan..

Devleti çeteleştiren kafa yapısı felsefeye düşmandı. Geniş ufuklu, olaylara at gözlüğüyle bakmayan, sorgulayan kuşaklar yetiştirilmesine karşıydı. “Tek doğru” tek doğrunun kalıplaştırdığı, tek boyutlu bir insandan yanaydı.. Yurttaş değildi aradığı, “kul”du.

Türk-İslam sentezcileri felsefe dersini kaldırmanın savaşını verdiler.

Oysa Anadolu aydınlanması devrimi bunun tersini kurmaya çalışmıştı.

Tıpkı Tanilli’nin dediği gibi:

“Cumhuriyeti kuranların eğitimden anladıktan, bağımsız kafalar yetiştirmekti. Bir fikre körü körüne saplanmamış, arayıp soran, eleştiren kafalar; o güzel deyişle ‘fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür’ kuşaklar!”

★★★

Eğer her gün yazıyor olsaydım; ayda en az bir yazıyı kitaplara ayırmak isterdim. Güzel kitaplar çok.. Ve onları okurlara duyurmak bir zevkli görev.

Örneğin tarihçi Cemal Kutay‘ın “Atatürk’ün Beraberinde Götürdüğü Hasret: Türkçe İbadet” kitabı… Atatürk’ün din konusundaki tutumunu anlamak mı istiyorsunuz? Dincilerin birçok savların çürütmek, silahlarını ellerinden mi almak istiyorsunuz?.. öyleyse bu yapıtı okumalısınız!

Örneğin Prof. Necla Arat’ın “Susmayan Yazılar”! (Say Yayınlan)… Kitapta yer alan yazılar, sadece bilgili, bilinçli, yürekli bir bilim kadınının karanlıkla savaşımım yansıtmıyor; o savaşıma katkıda bulunmak isteyen herkese güçlü tutamaklar
sunuyor… Eğitim, laiklik, kadın ve siyaset üzerine daha iyi donanmak mı istiyorsunuz?.. Öyleyse bu yapıtı okumalısınız!

Örneğin -Atatürk’ün kurduğu- Dil Derneği’nin yeni baskısı yapılan “Söylev’i… Baki Kurtuluş‘un ‘Tarihsel Olaylarla Söylev” adlı çalışmasından yola çıkılmış. “Herkesimden herkesin kolaylıkla okuyabileceği, yer yer özetlenmiş, fakat Kurtuluş Savaşı ile 1927’ye kadar gerçekleştirilen devrimi ön plana çıkartan yeni bir düzenleme” yapılmış… Okumamış olanlar için büyük bir fırsat.

Örneğin Yaşar AKsoy un, Atatürk şiirlerinden oluşan “Gazi Türküsü”… “Emperyalizme karşı şanlı bir ulusal kurtuluş gerçekleştirdikten sonra, ulusal
devletini bileğinin hakkıyla kuran bir mazlum halkın direnişi”nin destanı… Duygulan şiirden daha güzel anlatmak ya da gerçekleri şiirden daha güzel duygusallaştırmak ve dokunaklı kılmak olası mı?

örneğin Perihan Ergun‘un “Cumhuriyet Aydınlanmasında öncü Kadınlarımız” (Tekin Yayınevi)… Örneğin Mustafa Kemal Palaoğlu‘nun “Müdafaa-i Hukuk Saati” (Bilgi Yayınevi)… Örneğin Lale Sanibrahimoğlu‘nun -gizli belgelerle boru
hattı bozgununu sergilediği- “Kurt Kapanında Kısır Siyaset” (İmge Kitabevi)… Ergun’un ve Palaoğlu’nun yapıtları, bir bütünün “birbirini tamamlayan” parçaları gibi. Bir büyük ışığın kollan… Sanibrahimoğlu ise -Aliyev’e darbe girişimi dahil- bugüne, bugünün “perde arkası”na ışık tutuyor.

Işığa gereksinme duymayanlar, karanlığa çağrı yapıyor demektir.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın