Yazı Hakkında

Başlık:Neyi Paylaşamıyorlar?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:21 Eylül 1997, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Neyi Paylaşamıyorlar?

Ecevit, geçenlerde Fikret Bila‘nın sorularını yanıtlarken şöyle demişti:

“- Gerçek CHP, DSP’dir!”

Bunun iki anlamı var.

Birincisi; bugünkü CHP’nin, Atatürk‘ün kurduğu partinin tarihsel çizgisine yeterince sadık olmadığı… İkincisi; DSP’nin bu çizgiyi bugünkü CHP’den daha iyi temsil ettiği.

Nedir o tarihsel doğrultu?

Kemalizm!

Yani şimdi iki parti de Kemalizmi mi paylaşamıyor?

★★★

Sayın Ecevit’in Milliyet’teki söyleşisinde, bazı noktaların altı önemle çizilmiş… Daha çok CHP ile farklarını açıklamaya dönük noktalar bunlar:
– Bizim DSP olarak dünyadaki değişikliklere uyum sağlamamız zor olmadı. Bir kere biz, ideolojik anlamda devletçiliği solculuğun bir gereği gibi görmüyorduk. Yeni soldan Sayın Baykal’ın ne kastettiğini, henüz kendisine yakın çalışma arkadaşları da anlayabilmiş değil.
– Şu anda bile Türkiye nüfusunun yüzde 42’si hâlâ köylü durumunda. Türkiye’de bir sol hareketin, sadece işçiler için değil, köylüler için de çözüm üretmesi gerekiyor. Oysa SHP de, CHP de köylüyle ilgilenmek gereğini duymamıştır.
– Bir yandan Atatürk’ün mirasına sahip çıkıyorlar; güzel bir şey. Ama bir yandan da, gene aynı parti içinde ulusalcılığı, milliyetçiliği çağdışılık gibi görenler var.
– Sovyetler Birliği 70 yıllık bir Tanrıtanımaz rejimdi. Kalkar kalkmaz dinsel hareketler filizlenmeye başladı. Dinden korkarak veya din eğitimini yasaklayarak bir yere varılamaz.
– SHP, DEP’i sırtında Meclis’e taşıdı. Şimdi de CHP içinde, ciddi ciddi HADEP’le seçim ittifakı düşünenler var. HADEP gibi bir partinin hayat hakkı olmasını savunmak başka bir şey, onunla ittifak yapmayı düşünmek çok farklı bir şey.

Ecevit, laiklik konusuna da en iyi kendilerinin sahip çıktıklarını savunuyor. Ve somut bir de örnek veriyor:

– Sekiz yıllık ilköğretimi de aşan bir eğitim reformu oluşturduk hükümet olarak. Devlet dar gelirli aile çocuklarının bütün maddi gereksinimlerini karşılıyor. Tarihimizde kökü olan tarikatlar dışında,
birçok uydurma tarikatlar ve Türkiye’de laikliği tahrip etmek isteyen çevreler, eğitimin pahalılaşmasında yarar buldular. Geniş maddi olanakları harekete geçirerek, birçok çocuğu, genci kendi kurslarına, yurtlarına çektiler.

★★★

Ecevit’in söyledikleri doğru… Kemalizmle de uyumlu…

Kemalizmin devletçilik anlayışı “kutsal devlet” kavramına dayanmaz. Kemalizm için devlet sadece bir araçtır. Çağı bir an önce yakalamanın ve daha hakça paylaşımı sağlamanın bir aracıdır.

Toplumun genel çıkarları gerektirdiğinde özelleştirmeye de açıktır… Aynı çıkarlar gerektirdiğinde kamulaştırmaya ve yeni yatırımlara da…

Kemalizm köylüye önem verir. Atatürk, “Köylü milletin efendisidir” derken; sanayi işçisi bulunmayan bir toplumda, gerçek üreticinin köylü olduğunun altını çiziyordu. Sadece Köy Enstitüleri bile, 4 bini aşkın halk odası bile, Kemalizmin köylüye verdiği önemi kanıtlar.

Kemalizmin ulusçuluk anlayışı insancıldır ve evrenseldir… Ulus kavramını ırka ya da dine dayandırmadığı, kültür ortaklığına dayandırdığı için insancıldır. Bütün ulusların bağımsızlığını, eşitliğini
ve “yurtta barış dünyada barış” ilkesini savunduğu için de evrenseldir.

Kemalizm, 20 etnik kökenden gelen insan arasında yarattığı “Biz” duygusu üzerine kurar çağdaş devlet anlayışını. O “Bizi”i “Siz ve Biz” diye bölmeye çalışanlarla ittifak yapmanın Kemalizm ile bağdaşmayacağı açıktır.

Kemalizmin dine bakışı Atatürk’ün şu sözlerinde özetlenmiştir:

“Din gerekli bir kurumdur. Dinsiz ulusların devamına olanak yoktur.” Kemalizmin laiklik anlayışının özü ise, “dinin siyasete alet edilmesine engel olunması”dır.

Ya parasız eğitim?

Kemalizmin eğitim atılımının temel ilkelerindendi… Eskiden yoksul ama, yetenekli çocukları, Köy Enstitüleri gibi kurumlar, çağdaşlığa ve demokrasiye kazandırdı. Eğitim paralı oldu; yoksul ve yetenekli çocukları, dinci örgütler, şeriatçılığa ve çağdışılığa kazandırmaya başladılar.

★★★

Sayın Ecevit’in yukarıda söylediklerinin hepsi doğru.

Ama o doğruları paylaşanlar sadece DSP’de değiller. CHP’deki büyük çoğunluk da aynı düşüncede.

SHP içindeyken, “Altıok’un üçünü, dördünü atalım… Partinin adını ve amblemini değiştirelim” diyenler, artık ağızlarına fermuvar çektiler.

Sayın Baykal bazı konuşmalarında, “Menderes-Özal-Demirel” çizgisini Atatürk’ün devamı gibi göstermeye çalışsa da, CHP tabanının bu görüşte olmadığı bellidir.

Önemli olan, fermuvarların yeniden açılmasına izin vermemek!

Ve asıl önemli olan, Kemalizme inananların ayrı ayrı partilerde olmalarını hiçbir zaman ve hiçbir koşul altında doğal saymamak!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: