Yazı Hakkında

Başlık:Olaylar mı? İnsanlar mı?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:21 Temmuz 1999, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Olaylar mı? İnsanlar mı?

Hacettepe Üniversitesi’ne öğretim görevlisi olduğum ilk günlerdeydi.

Toplum bilimleriyle ilgili etkinliklerde, rahmetli Nusret Fişek’le birlikte hep en önlerde olan bir isim dikkatimi çekmişti.. Jürilerde, komisyonlarda, yönetimde.. Derken, bizim isteklerimiz ve çabalarımız sonucunda sosyoloji bölümüne başkan da oldu.

Bir gün öğrendim ki, kendisinin asıl mesleği mimarlıkmış. (Tıpkı, Hacettepe Nüfus Etüdleri Enstitüsü’nün kurucusu olan Prof. Fişek’in de aslen hekim olması gibi. Tıpkı, herkesin toplumbilimci sandığı, ÖSYM’nin kurucusu, rahmetli Prof. Altan Günalp‘in de aslında çok iyi bir çocuk doktoru olması gibi…)

Ve Hacettepe’de, iyi bir mimardan, Türkiye’nin en iyi sosyal antropoioglarından birisi olan Prof. Bozkurt Güvenç çıkmıştı.

Kafası karışanlara hep şu yanıt veriliyordu:

– Önemli olan insanın kendisidir. Bir dalda iyi yetişmiş, nitelikli bir insan, isterse başka bir dalda da uzmanlaşabilir ve çok başarılı olabilir…

Örnekler ortada olduğu için, itiraz etmek çok zordu.

★★★

Bazı yayın organlarının haberleri ve hatta bazı saygın köşe yazarlarının kalemleri ile bir fırtına yaratıldı.

“Arpalıklar gene faaliyette.. Kutlu Aktaş istifa etsin!..”

Niçin?

Çünkü Kutlu Aktaş Petkim’e yönetim kuruntu başkanı olmuş. Ama kendisi kimyacı falan olmadığı için, bu işlerden hiç anlamazmış. ANAP’tan İzmir belediye başkanı adayı olup da kaybetmesi nedenime, kesesini doldurması için oraya getirilmiş…

Kimdir Sayın Aktaş?

Büyük kentler dahil, son yılların en başarılı valilerinden birisi. Kısa süren İçişleri Bakanlığı’nda hemen herkesten olumlu puan almış.. Dürüst! En üst düzeylerde kanıtlanmış, çok iyi bir yönetici!

Üstelik -eşi nedeniyle- gelir durumu da iyi!

Ya başına getirildiği Petkim?..

Ben köşemde yazdım, Cumhuriyet somut kanıtlarını sergiledi…

Son yıllarda tarikatçıların egemenliğine girmiş. Kadrolaşma ve çağdaş kafalıların temizlenmesi saklanamaz hale gelmiş. Birtakım çevrelere çıkar sağlamanın aracı olmuş.

Böyle bir durumda Kutlu Aktaş gibi birisinin o göreve gelmesini alkışlamak mı gerekir, yoksa yermek mi?!.. Orayı iyi bir kimyacı mı düzeltebilir, yoksa iyi bir yönetici mi?!

★★★

Yunus Nadi Roman Ödülü’nü bu yıl Ahmet Aftan kazandı. “Kılıç Yarası Gibi” ile…

Soranlar var:

-Cumhuriyet’in bu ödülü bir ikinci cumhuriyetçiye vermesinden rahatsız değil misin?..
Orhan Pamuk‘a gösterdiğin tepkiyi niçin Altan’a da göstermiyorsun?

Niçin rahatsız olayım kil?

Ödül alan romanını ben de okudum ve çok keyif aldım. İçine sinsice serpilmiş Atatürk düşmanlığı falan da yok. Kurgusu, anlatımı, yansıttığı birikim, bana dört dörtlükmüş gibi geldi.

Sayın Ahmet Altan’ın siyasal düşüncelerine karşı olabilirim. Ama o çizginin bir aracı gibi kullanmaya ve özellikle de bunu sinsice yapmayı denemeye kalkışmadıktan sonra, romanlarına ve romancılığına niçin karşı olayım?!

Aftan rahat okunuyor, sarıyor, akıcı… Pamuk ise bitmek bilmiyor.

Attan dürüst.. Pamuk değil.

Yok Bay Pamuk’un romanları araştırmaya dayanıyormuş. Araştırmaya dayalı roman okumak, okurken de bilgilenmek isteyenler, Amin Maalouf’u okusunlar. Okusunlar ki, romancılıkla abur cuburculuğun farkını kavrayabilsinler!

★★★

Aktaş, Attan, Pamuk, Maalouf…

Önemli olan insanlar mı, olaylar mı?

Önemli olan, olayların içindeki insanlar. Yani o insanı hangi olayın içinde değerlendirdiğinizi

Örneğin Hıncal Uluç geçenlerde yazdı. Bay Pamuk, özel sohbetlerde “dünya tatlısı” imiş. Elbette ki olabilir.. Tıpkı kötü bir araştırmacı olmanın, iyi bir üniversite hocası olmaya engel olmaması gibi.

Erdem, ak ile kara arasındaki gri tonları ayırt edebilmekte gizlidir!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: